YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5878
KARAR NO : 2023/7040
KARAR TARİHİ : 01.06.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/45 Esas, 2013/59 Karar
SUÇ : Zincirleme olarak rüşvet alma
HÜKÜM : Zincirleme olarak görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçundan mahkumiyet
… 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.04.2013 tarihli ve 2013/45 Esas, 2013/59 sayılı Kararının, sanık … müdafii ile katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
16.12.2019 tarihli tevdi kararımız sonrasında gerekçeli karar tebliğ edilen … ile Orman Genel Müdürlüğü vekillerinin 20.01.2020 ve 10.02.2020 havale tarihli dilekçelerinin temyiz talebi içermediği, kamu davasına katılma istemine yönelik olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre rüşvet alma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan her iki kurumun, usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesiyle değişik 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun 18 inci maddesinin ikinci fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandıkları kabul edilmiştir.
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan mahkumiyet hükmünün; hüküm tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.11.2008 tarihli ve 2008/5396 Soruşturma, 2008/1757 Esas, 2008/57 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında rüşvet alma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 252 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluğu ve 63 üncü maddesi gereğince mahsup hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2009 tarihli ve 2008/172 Esas, 2009/124 sayılı Kararı ile sanığın rüşvet alma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin birinci ve 43 üncü maddesinin ikinci fıkraları ile 62 nci maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluğu ve 63 üncü maddesi gereğince mahsup hükümlerinin uygulanmasına hükmedilmiştir.
3. Dairemizin 07.02.2013 tarihli ve 2011/1848 Esas, 2013/944 Karar sayılı ilamı ile bahse konu hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4. Temyiz incelemesine konu karar ile suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan ve sanık lehine düzenleme içeren 5237 sayılı TCK’nın 257 nci maddesinin mülga üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca sanığın 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluğu ve 63 üncü maddesi gereğince mahsup hükümlerinin uygulanmasına hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz sebepleri, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 252 nci maddesi yerine uygulama imkanı bulunmayan 257 nci maddesinin mülga üçüncü fıkrası uyarınca cezalandırıldığına, zincirleme suç nedeniyle artırımın eksik olarak yapıldığına ve sair hususlara,
Sanığın temyiz sebepleri, isnat edilen suça ilişkin delil bulunmadığına, koşulları oluştuğu halde cezasının ertelenmediğine, teselsül hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine,
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri, kimliği belirsiz kişi tarafından gönderilen ihbar mektubuna dayanılarak alınan iletişim tespiti kararının 5271 sayılı Kanun’a aykırı olduğuna, başka suretle delil elde etme imkanının bulunmaması koşulunun gerçekleşmediğine, suça konu işlerin 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 40 ıncı maddesine uygun şekilde verildiğine, menfaat teminine dair delil bulunmadığına, sanık …’in soruşturma evresindeki ikrarının yasak delil niteliğinde olduğuna, ceza miktarı erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması sınırında kaldığı halde somut delil ile desteklenmeyen suç işleme eğilimi şeklindeki gerekçe ile sanık lehine olan hükümlerin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. GEREKÇE
Sanığa yüklenen eylemin sübutu halinde suç tarihinde yürürlükte olan ve sanık lehine bulunan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin mülga üçüncü fıkrasında düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçunu oluşturacağı ve bu suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasında belirlenen 8 yıllık olağan ve 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına göre son suç tarihinin 22.05.2008 olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.04.2013 tarihli ve 2013/45 Esas, 2013/59 sayılı Kararına yönelik sanık … müdafii ile katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,01.06.2023 tarihinde karar verildi.