YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7366
KARAR NO : 2023/7433
KARAR TARİHİ : 13.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/464 Esas, 2016/234 Karar
SUÇ : Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.09.2014 tarihli ve 2014/23604 Soruşturma, 2014/30599 Esas, 2014/13836 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
İzmir 42. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.03.2016 tarihli ve 2014/464 Esas, 2016/234 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci ve 62 nci maddelerinin birinci fıkraları uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 51 inci maddesi gereğince hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz istemi; belediye araçlarına yapılan bakımlara ait faturaların belediyede yeterli ödenek bulunmaması nedeniyle fiili bakım zamanında değil ödeme yapıldığı zaman bakım yapan firma tarafından düzenlendiğine, bu firma tarafından gönderilen araç bakım tablosu ve faturalar birlikte değerlendirildiğinde araç bakım işinin yapılmış olduğuna ve bu nedenle ortada kamu zararının bulunmadığına, ayrıca belediyeye ait kazaya karışan aracın hasar bedelinin yine belediyeye ait başka bir araç üzerinden ödenmesi hususunda da kamu zararının olmadığına, belediyenin kazada asli kusurlu olan sürücüden her zaman zararı rücu etme hakkının olduğuna ve suç kastının bulunmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde Buca Belediye Başkanlığında Ulaşım Hizmetleri Müdür Vekili olarak görev yapan sanığın, belediyeye ait dört adet kamyonla ilgili çeşitli tarihlerde yapılan servis bakımlarında aynı gün içerisinde her araçta çoğu parçanın birden fazla kez kullanılarak birden fazla servis bakım işçiliği yapılması hayatın olağan akışına aykırı olmasına rağmen bu bakımlara ait ödemeleri yaparak ve fiiliyatta zabıta müdürlüğündeki başka bir araca tamir harcaması yapılmasına rağmen bu harcamanın …. plakalı belediyeye ait başka bir araç üzerinden gösterilerek ödeme yapmak suretiyle icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddia ve kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanığın icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de; dosya kapsamından sanık tarafından ödemesi yapıldığı belirtilen işlerin araç bakım servisi tarafından ilgili yıllar içerisinde farklı tarihlerde belediye adına gerçekten yapıldığının anlaşılması karşısında, sanığın suç kastı ile hareket ettiğine dair delillerin nelerden ibaret olduğunun karar yerinde tartışılmasından sonra hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
Yüklenen suçu bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla kez işlediği anlaşılan sanık hakkında zincirleme suç hükümlerini içeren 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanmaması,
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasına, 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 72 nci maddesi ile eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” şeklindeki hükmün ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği gözetilmeden, temyize konu bu dosyadaki suç tarihinin anılan düzenlemenin yürürlük tarihinden önce olmasına göre, geçmiş hükümlülüğü bulunmayan sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde belirtilen diğer koşullar yönünden denetime imkan verecek şekilde değerlendirme yapılması gerekirken, daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinden bahisle 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmaması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 42. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.03.2016 tarihli ve 2014/464 Esas, 2016/234 sayılı Kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,13.06.2023 tarihinde karar verildi.