YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/21161
KARAR NO : 2022/17830
KARAR TARİHİ : 26.12.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 24.10.2018 tarihli 2015/16597 Esas-2018/9563 Karar sayılı ilamında; “1-Mahkemece verilen 16.07.2015 tarihli karar, temyiz eden davalı Allianz Sigorta A.Ş. vekiline 09.09.2015 tarihinde tebliğ edildiği halde; mahkeme kararıyla ilgili temyiz dilekçesinin, davalı Allianz Sigorta A.Ş. vekili tarafından, HUMK’nun 432. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra (28/09/2015 tarihinde) verildiği ve temyiz defterine kaydedildiği görülmektedir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtayca da bu yolda karar verilebileceğinden, davalı Allianz Sigorta A.Ş. vekilince süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir. 2-…2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar.” denilmektedir. Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, “Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.” hükmüne yer verilmiştir. Davacıların murisinin vefat ettiği kaza 05.05.2004 tarihinde meydana gelmiş olup ceza zamanaşımı süresi 765 Sayılı TCK’nın 455/1 ve 102/4 maddelerine göre 5 yıldır. Davacılar tazminat istemli davayı 08.04.2014 tarihinde açmış olup davalı Güvence Hesabı vekili süresi içerisinde 12.05.2014 tarihinde verdiği cevap dilekçesi ile zamanaşımı itirazında bulunmuş, mahkemece davalı vekilinin zamanaşımı itirazının reddine karar verilmişse de, yukarıda açıklandığı üzere davanın açıldığı tarih itibarı ile 5 yıllık (ceza) zamanaşımı süresinin dolmuş olmasına göre, bu davalı yönünden dava zamanaşımına uğramış olmaktadır. O halde mahkemece davalı Güvence Hesabının zamanaşımı itirazının kabulü ile bu davalı yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davalı Güvence Hesabı yönünden de yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, davacılar vekili ve davalı Allianz Sigorta A.Ş. vekili tarafından kararın düzeltilmesi talep edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 14.12.2020 tarihli ve 2019/2231 Esas-2020/8405 Karar sayılı ilamı ile davacılar vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi sırasında davalı Allianz Sigorta A.Ş. vekilinin temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmiş ise de; davalı Allianz Sigorta A.Ş. vekiline mahkemenin gerekçeli kararının 09.09.2015 tarihinde tebliğ edildiği, sürenin son gününün resmi tatile (bayram günü) denk geldiği, bu nedenle davalının 28.09.2015 tarihinde sunduğu temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşılmakla Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 24.10.2018 tarihli 2015/16597 Esas-2018/9563 Karar sayılı ilamındaki (1) nolu bendin kaldırılarak davalı Allianz Sigorta A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine karar verilmiş, “… davalı Allianz Sigorta A.Ş. vekili tarafından süresinde zamanaşımı definde bulunulmuş, mahkemece uzamış ceza zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiş ise de, davacıların murisinin vefat ettiği kaza, 05.05.2004 tarihinde meydana gelmiş olup ceza zamanaşımı süresi 765 Sayılı TCK’nın 455/1 ve 102/4 maddelerine göre 5 yıldır. Davacılar tarafından tazminat talepli işbu dava 08.04.2014 tarihinde açılmış olup, davalı Allianz Sigorta A.Ş. vekili süresi içerisinde verdiği cevap dilekçesi ile zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere davanın açıldığı tarih itibarı ile 5 yıllık (ceza) zamanaşımı süresinin dolmuş olmasına göre, bu davalı yönünden de dava zamanaşımına uğramış olmaktadır. Bu durumda, Dairemizin 24.10.2018 tarih ve 2015/16597 E- 2018/9563 K sayılı bozma ilamının 2 nolu paragrafında davalı Güvence Hesabı yanında, davalı Allianz Sigorta A.Ş.nin de zamanaşımı itirazının kabulü ile bu davalı yönünden de davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi için, Dairemizin bozma ilamına ilave yapılmış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisinde, bozmaya uygun karar verilmiş olmasına kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 21,40 TL kalan onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına 26.12.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.