Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/8123 E. 2023/2907 K. 10.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8123
KARAR NO : 2023/2907
KARAR TARİHİ : 10.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
KARAR : Davanın kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı Hazine vekili ve dahili davalı … tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sırasında … ili … ilçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan 120 ada 9 parsel sayılı 1.078,27 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz beyanlar hanesine 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 25 yıldan beri M.E.B.’in kullanımında olduğu, şerhi verilerek okul ve lojman niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir.

2.Davacılar dava dilekçesinde; çekişmeli 120 ada 9 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının kullanımlarında olduğunu ileri sürerek adlarına kullanıcı şerhi verilmesini istemişlerdir.

II. CEVAP
1.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın zilyetlik ve kazandırıcı zamanaşımı ile iktisabı mümkün olmayan yerlerden olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.

2. Dahili Davalı … vekili cevap dilekçesinde; Taşınmaz üzerinde müvekkiline ait okul ve lojman bulunduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ” Dava konusu krokisinde A harfi ile gösterilen 46,32 m² lik alanın okul binasının güneyinde ve çıkmaz sokak köşesinde kaldığı, bu bölümün okul duvarı ya da çitli çevrili olmadığı, davacıların kullanımında olan taşınmazın mahalli bilirkişi olarak dinlenen … tarafından davacılara satıldığı ve gösterilen A harfli kısmın önceki kullanıcısı … tarafından bahçe olarak kullanılmakta iken akabinde davacıların burayı otopark olarak kullandıkları, taşınmazın tespit tarihi olan 2010 yılında ekonomik amacına uygun fiilî asli zilyedinin davacılar olduğu” gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli 120 ada 9 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde bulunan ” iş bu taşınmaz 25 yıldan beri MEB kullanımındadır” şerhinin iptaline; taşınmazın beyanlar hanesine ” iş bu taşınmazın krokisinde A harfi ile gösterilen 46,32 m²lik kısmı 20 yıldan beri … evlatları …, …, …, …’in; kalan kısım ise 25 yıldan beri MEB’in kullanımındadır” ibaresinin şerhine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili ve dahili davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahalli bilirkişi beyanlarının çelişkili olduğunu, davacıların kendilerini vekille temsil ettirmemelerine rağmen gerekçeli kararda davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Hazinenin bu tür davalarda yasal hasım olduğundan ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden Hazineye yargılama gideri yüklenemeyeceğini ileri sürerel, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Dahili davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle, davanın yasal süresinde ve görevli mahkemede açılmadığından reddi gerektiğini, taşınmaz üzerinde müvekkili idareye ait okul ve lojman bulunduğunu, mahalli bilirkişilerin keşifte davacının taşınmazı araç park ederek kullandığını belirttiklerini, park yeri olarak kullanımın davacıların kullanımında olduğunu göstermediğini, araç parkının geçici olup sürekliliği olan bir durum olmadığını, davanın reddi gerekirken kabulünün hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlık konusu taşınmaz kısmının, boş arsa niteliğinde olup kullanım kadastrosu sırasında davacılar tarafından ekonomik amaca uygun kullanımın bulunmadığına, zilyetlik olgusu davacı tarafça ispat edilemediğine göre, davacı tarafın zilyetliğe dayalı talebi yerinde olmadığı dikkate alınmadan yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgı ile yazılı gerekçeyle kabul kararı verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar temyiz dilekçelerinde özetle; çekişmeli 120 ada 9 parsel sayılı taşınmazın 46.32 metrekaresinin 120 ada 8 parsel ile bir bütün olarak …’den satın alınarak üzerine ev yapıldığını, kalan kısmın bahçe olarak kullanılmaya başlandığını, sonra değişen ihtiyaçlara göre 120 ada 9 parsel sayılı taşınmaz içerisinde bulunan ve … (MEB) adına kullanıcı şerhi verilen kısmın araç park edilerek kullanıldığını ,bu kısmın okul tarafından kullanılmadığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak kullanıldığını ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kadastro Kanunu 2/B maddesine (3402 sayılı Kanun) göre yapılan kullanım kadastrosu tespitine itiraza yönelik olup, çekişmeli taşınmazın itiraza konu bölümünün davacılar tarafından kullanılıp kullanılmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353, 356, 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kanun’un 2/B maddesi

3. Değerlendirme
3402 sayılı Kanun’un Ek-4 üncü maddesi uyarınca “6831 sayılı Kanun’un 20.06.1973 tarihli Kanun’la değişik 2. maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle bu Kanun’un 11 inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir” hükmünü taşımaktadır. “Kullanım kadastrosu” olarak isimlendirilen bu çalışmanın amacı, 2/B sahalarını, fiili kullanım durumlarını dikkate alarak parsellere ayırmak ve bu taşınmazları 2/B alanı olarak Hazine adına tescil ederken, taşınmazlar üzerinde tespit günü itibariyle fiili kullanımı bulunanları ve muhdesatları tespit ederek tapunun beyanlar hanesinde göstermektir. Diğer bir anlatımla, kullanım kadastrosu sırasında beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilebilecek kişiler, kadastro tespiti sırasında taşınmazı ekonomik amacına uygun olarak fiilen kullanan kişilerdir.

Somut olayda; okul ve lojman vasfı ile Hazine adına tescil edilen çekişmeli taşınmazın 22.04.2019 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide A harfi ile gösterilen 46,32 metrekare alanın, mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi …’nin; “Davacılar benim uzaktan akrabam olur, dava konusu 120 ada 8 ve 9 parseller evveliyatında bir bütün halinde tarafıma ait iken ben 8 parsel sayılı taşınmazı davacılara yaklaşık 30 yıl kadar önce sattım ancak daha geniş sınırlarla sattığım taşınmazın bir kısmı her nasılsa 9 parsel sayılı taşınmaz içerisinde yazılmıştır ben davacılara satmış olduğum alanı gösteriyorum (gösterdiği yer bilirkişi not aldırıldı. ) dava konusu taşınmaza günübirlik sebze ve meyve ekilir biçilirdi, yine fındık ağaçları vardı fındık ağaçlarını ben söktüm, benden satın aldıktan sonra davacılar buraya araçlarını park ediyorlardı yani burası davacıların bahçesinin içindeydi ” şeklindeki, mahalli bilirkişi …’nin; “Tarafları 50 yıldır bu mahallede oturmam nedeniyle tanırım, dava konusu taşınmaz evveliyatında … ait iken yaklaşık 25-30 yıl kadar önce davacılara satılmıştır, davacılar burayı satın aldıktan sonra günübirlik sebzelerini ekip biçmişlerdir, daha sonrada buraya araç park ederek kullandılar, ancak her nasılsa kadastro çalışmaları sırasında diğer parsele yazıldığını benden şahitlik yapılmam istendiğinde öğrendim” şeklindeki beyanlarından ve 22.04.2019 tarihli bilirkişi raporuna ekli fotoğraftan ,adına kullanıcı şerhi verilen Milli Eğitim Bakanlığının kullanımında olmadığı, taşınmazın çekişmeli bölümünün mahalli bilirkişi …’den satın alındığı, ilk başlarda meyve sebze ekilerek sonrasında değişen ihtiyaca binaen araç park yeri olarak davacılar tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Görüldüğü üzere, 5831 sayılı Tapu Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (5831 sayılı Kanun) ile 3402 sayılı Kanuna eklenen Ek-4 üncü maddesine göre, davacılar açısından fiili kullanım şartları gerçekleşmiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacıların temyiz itirazlarının (V.C.3) no.lu bölümde yazılı nedenlerle kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.