YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2219
KARAR NO : 2023/2702
KARAR TARİHİ : 18.05.2023
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ortaklığın giderilmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; dava konusu İstanbul ili, …. ilçesi, …. Mahallesi, 10072 ada 396 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ortaklığın satış suretiyle giderilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde muhdesat iddiasında bulunarak, dava konusu taşınmaz üzerindeki kırk yıllık binanın tüm masraflarıyla kendisi tarafından karşılandığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.05.2016 tarih ve 2015/136 Esas, 2016/347 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüyle satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 05.05.2016 tarih ve 2015/136 Esas, 2016/347 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi 08.06.2020 tarih ve 2016/ 15186 Esas, 2020/3465 Karar sayılı ilâmında; “… Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%…) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmaz üzerinde davalı …’nın muhdesatı mevcut olup, muhdesatın aidiyeti konusunda taraflar arasında bir ihtilaf olmadığı anlaşıldığından, yukarıda yazılı olan ilkeler doğrultusunda dava konusu taşınmazın tespit edilen toplam değerinin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiğinin yüzdelik oran kurulmak suretiyle belirlenmesi ve muhdesata isabet eden kısmın muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedelin ise tapu kaydındaki payları oranında tüm paydaşlara dağıtılması gerekir.
Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazın satılarak ortaklığının giderilmesine karar verilmiş ise de satış bedelinin dağıtılmasında sadece tapu kaydındaki paylara işaret edilmesi ve muhdesat oranlarının hükümde gösterilmemesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca UYAP sistemi üzerinden yapılan tetkikte; dava konusu 10072 ada 396 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının pasif olarak göründüğü tespit edilmiştir. Bu nedenle mahkemece; aktif tapu kaydının getirtilmesi, tarafların talepleriyle ilgili kararın aktif tapu kaydı nazara alınarak değerlendirilmesi gerekirken işlem yapma imkanı olmayan pasif tapu kaydı üzerinden hüküm kurulması doğru görülmemiş hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararında;
“… Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2016/15186 Esas 2020/3465 Karar sayılı ilamı gereğince 10/11/2021 tarihli bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmeler neticesinde dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın davalı … Kanatlıya ait olduğu ve buna göre yapılan yüzdelik oran hesabına itibar edilmesi gerektiği…” gerekçesiyle;
Davanın kabulüne, İstanbul ili, Kartal ilçesi, Balıklıdere Mevkii, 10072 ada 396 parsel sayılı 368,00 m² arsa vasıflı taşınmazın ortaklığının umum arasında açık artırma usulü ile taşınmaz üzerindeki hak, mükellefiyet, muhtesat vb. yükümlülükleri ile birlikte satılarak giderilmesine, dava konusu taşınmaz üzerindeki muhtesatın taşınmaza kattığı değer üzerinden, toplam satış bedelinden; %84,19’lik bedelin …’ya, %15,81’lik bedelin …’ya verilerek paylaştırılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili;
1. Taşınmaz üzerindeki kaçak yapıya değer verilemez, böyle bir yapı muhdesat olarak değerlendirilemez.
2. Kaçak yapı yapan haksız kazanç sağlamış ve ödüllendirilmiş olacaktır.
3. Kaçak yapı bedeli yapı sahibine, arsa bedeli ise payları oranında paydaşlara ödenmelidir şeklinde beyanda bulunarak hükmün bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; taraflar arasındaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
18.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.