Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/10474 E. 2023/2854 K. 27.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10474
KARAR NO : 2023/2854
KARAR TARİHİ : 27.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1027 E., 2022/1310 K.
HÜKÜM/KARAR : İlk Derece Mahkemesi Kararı Kaldırılması/Şikayetin Reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Hendek İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/70 E., 2022/9 K.

Taraflar arasındaki ödeme emri tebliğ işleminin usulsüzlüğü şikayetinden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulü ile şikayetçi borçluya çıkartılan ödeme emri tebliğinin usulsüz olduğunun tespitine, tebliğ tarihinin 26.04.2019 tarihi olarak kabulüne, takibin itiraz edilen borç miktarı kadar şikayetçi borçlu yönünden durdurulmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ile şikayetin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Borçlu şikayet dilekçesinde; davalı alacaklı tarafından faturaya dayalı olarak başlatılan genel haciz yoluyla ilamsız takipte, ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu, tebliğ zarfı üzerinde adı yazılı olan komşusu … …’ın tebliğden uzun süre önce, 1993 yılında vefat ettiğini, haber kağıdının kapısına yapıştırılmadığını, tebliğden 26.04.2019 tarihi itibariyle haberdar olduğunu, dayanak belgelerin tebliğe çıkarılmadığını, borcunun bulunmadığını ileri sürerek tebliğ tarihinin ıttıla tarihi olarak düzeltilmesi ile borca itirazının süresinde yapıldığının kabulüne ve hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı alacaklı cevap dilekçesinde; görevli posta memurunun, ödeme emri tebliğ mazbatasına açıkça borçlunun mesai saatlerinde neden evde olmadığını, ne zaman geleceğini yazarak komşusuna da haber bıraktığını şerh ettiğini, dolayısıyla posta memurunun ismini beyan edip imzadan imtina eden kişinin kimlik bilgilerinin doğruluğunu tespit edemeyeceğini, imzadan imtina eden kişinin adının …… veya … … olduğunu, bir harfin yanlış yazılmasının maddi hata olarak değerlendirilmesi gerektiğini, tebliğin usulüne uygun olarak yapıldığını savunarak şikayetin reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şikayetçi borçlu adına çıkarılan ödeme emri tebligat parçası üzerine tebliğ memuru tarafından borçlunun komşusu olduğu yazılan ve tebliğ adresi yakınında evi bulunan … …’ın tebliğin yapıldığı tarihte ölü olduğu, bu suretle yapılan tebligatın usulsüz olduğu, bundan ayrı olarak dosya kapsamında dinlenen ve kolluğa verdiği ifadesinde tebliğ memuruna kendisinin bilgi verdiğini söyleyen ……’ın tebliğ adresine yakın evinin bulunmadığı, tarlasına dolaşmaya çıktığını beyan ettiği, tebliğ memurunca yazım hatası yapıldığı, …yerine … yazıldığı kabul edilse bile muhatabın tarlada olabileceğini beyan eden tebliğ evrakında adı geçen Sebahattin’in muhatabın en yakın komşusu olmadığı, bu nedenlerle tebligatın usulüne uygun bulunmadığı, her ne kadar takibin iptali talep edilmiş ise de aynı davada hem takibin durdurulması hem de takibin iptalinin istenemeyeceği gerekçesi ile şikayetin kabulü ile şikayetçi borçluya çıkartılan ödeme emrinin tebliğinin usulsüz olduğunun tespitine, tebliğ tarihinin 26.04.2019 tarihi olarak kabulüne, Hendek İcra Müdürlüğünün 2019/580 Esas sayılı takip dosyasındaki icra takibinin itiraz edilen borç miktarı kadar şikayetçi borçlu yönünden durdurulmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı alacaklı istinaf dilekçesinde; ödeme emri tebliğ mazbatasında tebliğ memurunun açık şekilde borçlunun mesai saatlerinde neden evde olmadığı, ne zaman geleceği noktasında bilgileri yazıp komşusuna da haber verdiği, muhtara da imzasıyla birlikte gerekli evrakları teslim ettiği, tebliğ memurunun Tebligat Kanunu’na uygun tebligat yaparak 2 no’lu ihbar kağıdını borçlunun kapısına yapıştırdığı, komşu haneye giderek orada ikamet eden şahsa haber verdiği, tebliğ memurunun bu şahsın kimlik bilgilerini doğrulamak için ilgili belgeleri talep etme yetkisinin bulunmadığını, şahsın adının muhtemelen …… yahut … … olduğunu, tek bir harfin yanlış yazılmasının maddi hata olarak değerlendirilip tebligatın geçerliliğini etkilememesi gerektiğini, kaldı ki; ilgili PTT müdürlüğünce maddi bir hata olduğuna ilişkin tutanak düzenlendiğini, tebliğ memuru ve muhtarın beyanları ile borçlunun evine en yakın komşunun ……’a ait taşınmaz olduğunun sübuta erdiğini, borçlu tanıklarının taraflı beyanlarda bulunduklarını, bu nedenle tebligatın usulüne uygun olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak şikayetin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şikayetçi borçluya çıkarılan ödeme emrinin 10.04.2019 tarihinde “adres kapalı olması nedeniyle komşusu … …’dan soruldu. Verilen beyanda muhatabın tarlada olduğunun beyan edilmesi üzerine… mahalle muhtarına teslim edilmiş olup 2 nolu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırıldı. Komşusu … …’a haber verildi, haber verilen kişi imzadan imtina etmiştir.” şeklinde not düşülerek tebliğ edildiği, tarlada ifadesinin tevziat saatleri içinde adrese döneceği anlamını taşıdığı, dosyada yazılan müzekkerelere verilen cevaplar ile PTT memuru ve muhtarın tutarlı beyanlarıyla, beyanı alınan kişinin …… olduğunun ve maddi hata ile … … yazıldığının sübut bulduğu, yapılan keşif ile en yakın komşunun … …’ın tarlası olduğunun ispatlandığı, tebliğ memurunun beyanı alınan ve haber verilen kişinin daimi komşu olup olmadığını araştırma yükümü bulunmadığı, kaldı ki ……’ın köy halkından olup müteveffa ağabeyi … …’ın tarlasını kullanmakta olduğunun da tanık beyanları ile ispatlandığı, 2 nolu haber kağıdının yapıştırılmadığı iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesi ile davalı alacaklının istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılması ile şikayetin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi borçlu temyiz dilekçesinde; şikayete konu tebliğ mazbatasında adı geçen … …’ın tebliğ tarihinden uzun zaman önce, 1993 yılında, vefat ettiğini, bölge adliye mahkemesince tebliği alan olarak kabul edilen … …’ın komşusu olmadığını, evlerin arasında 2 km kadar mesafe bulunduğunu, bahçe komşusu olmanın yeterli olmadığını, en yakın komşusunun …’e ait olduğunu, bu konudaki tanık beyanlarının çelişkili olduğunu, tebligatın usulsüz olduğunu, tanık beyanlarından haber kağıdının kapıya yapıştırılmadığının da sabit olduğunu ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ödeme emri tebliğ işleminin usulsüzlüğü şikayetine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesi, Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 16. maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile sair yasal mevzuat.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup şikayetçi borçlu tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2004 sayılı Kanun’un 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.