Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2023/2761 E. 2023/2950 K. 02.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2761
KARAR NO : 2023/2950
KARAR TARİHİ : 02.05.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1060 E., 2022/1300 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7. İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/153 E., 2020/1004 K.

Taraflar arasındaki üç ayrı ilamsız icra takibe ilişkin açılan itirazın kaldırılması davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kabulü ile itirazın kaldırılmasına takibin devamına karar verilmiştir.

Kararın davalı borçlular vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı borçlular vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı borçlular vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı alacaklı vekili asıl dava dilekçesinde; taşınmazın kiralanmasına dair müvekkili ve diğer hissedarlar arasında 01.01.2018 başlangıç tarihli kira sözleşmesi imzalandığını, ilgili taşınmazda müvekkilinin hissedar olduğunu, müvekkilinin hissesine karşılık gelen kira bedelini davalılar/kiracıların müvekkiline ödemek zorunda olduğunu, davalıların 2020 yılı Ocak ayı kira bedelini ödemediğini, bu nedenle kiracılar aleyhine haciz talepli olarak icra takibi başlatıldığını, davalıların takibe itirazlarının haksız olduğunu belirterek davalıların itirazının kaldırılması ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davacı alacaklı vekili birleşen davalara ilişkin dava dilekçesinde, asıl davaya ilişkin dava dilekçesini tekrarla farklı aylar kira bedellerinin ödenmemesi nedeniyle diğer icra takiplerine yapılan itirazların kaldırılmasını talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı borçlular vekili cevap dilekçesinde, sınırlı yetkileri olan icra mahkemesinin görevsiz olduğunu bu nedenle dosyanın görevli Sulh hukuk mahkemelerine gönderilmesini, sözleşmedeki kira parasının net ve taraflarca belirlenmiş olmadığını, yeniden hesaplanarak tespit edilmesi gerektiğini, görevsizlik kararı verilmeyecek ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı borçlunun aleyhine başlatılan icra takiplerinde itiraz dilekçesinde dayanak yapılan kira sözleşmesi altındaki imzasını açık ve kesin olarak reddetmediği, İİK’nın 269/2. maddesi hükmüne göre borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait sözleşmedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse akdi kabul etmiş sayılacağı, davalı taraf beyanlarından kira sözleşmesine konu taşınmazdan kiracı sıfatıyla halen yararlanılmakta olduğunun anlaşıldığı, davalı borçlu her ne kadar dava aşamasında Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın Geçici 8. maddesi kapsamında kira sözleşmesinin geçersiz hale geldiği iddiasında bulunmuş ise de, bahsi edilen kararın geçici 8.maddesinin davalı borçluya herhangi bir kira ödemesi yapmaksızın sözleşmeye konu taşınmazı kiracı olarak kullanma hakkını vermeyeceği, davalı taraf bahsini ettiği karar uyarınca kira bedeline ilişkin düzenlemenin geçersiz olduğu iddiasında ise kendisince objektif esaslara dayalı olarak belirlediği kira bedelini davacı alacaklıya ödemesi gerektiği, ancak davalı tarafın yalnızca kira bedeline dair düzenlemenin geçersizliğini ileri sürüp, ne icra dosyalarına sunduğu itirazlarında ne de mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesindeki ve duruşmalarda bulunduğu sözlü beyanlarında takibe konu edilen aylara ilişkin kira ödemelerine yönelik olarak kanunun aradığı şekilde noterlikçe re’sen tanzim veya imzası tasdik edilmiş veya alacaklı tarafından ikrar olunmuş bir belgeyi ortaya koyamadığı, icra mahkemesinin dar yetkili oluşu da dikkate alındığında davalı bakımından temerrüt koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı kabulüne ve davalı tarafça icra dosyalarına yapılan itirazların kaldırılmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı borçlular vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı borçlular vekilince, müvekkillerinden …’in kontratta imzası olmadığı gibi adının da geçmediğini, kira kontratının dipnot başlıklı kısmında kontratın imza beyannamesi sunulmadığı taktirde geçersiz kabul edileceğinin açıklandığını, kontrattaki kiracının bir adi ortaklık olduğunu ve bu adi ortaklığın ortaklarından her üçünün de kontratta imzası olması gerektiğini, müvekkillerinden …’in bu kontratta imzası bulunmadığını, bu durumda kontratın hükümsüz olduğunu, kontratta da açıkça yazdığını, davaya konu kira sözleşmesine Türk parası kıymetini koruma hakkında 32 sayılı karar ile müdahale edildiğini, bu müdahale ile tarafların iradesi değiştirilmiş ve bu iradeye kanun ile sınırlama getirildiğini, kira sözleşmesindeki kira bedelinin Türk parası olarak yeniden belirlenmediğini, kira parasının hesaplanması, değerlendirilmesi ve tespit edilmesi gerektiğini, 02.01.2018 tarihindeki merkez bankası efektif satış kurunun 3,77 TL olduğunu, buna göre aylık kira bedelinin 45.300 USD x 3,77 TL=170.781,00 TL ettiğini, huzurda bulunan davaya konu kira sözleşmesinde artış şartı bulunmadığını, artış şartı olmayan kira sözleşmesine zam yapılamayacağını, görevli mahkemenin Bakırköy Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması talep edilmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, takibe konu kira sözleşmesinde kiracının; “Gelik Müesseseleri … Adi Ortaklığı “olduğu, kira akdinin başlangıç tarihi olan 01.01.2018’den beri kira ilişkisinin devam ettiği zira davaya konu edilen her üç icra takibine de borçlunun yaptığı itirazlarda kira ilişkisine, kira sözleşmesinin varlığına ve geçerliliğine bir itirazı olmadığı, sözleşmede imzası bulunmasa da adi ortaklık içinde yer alan …’e husumet yöneltilmesinin adi ortaklığın yapısı gereği olduğu, davalı … aleyhine takip ve dava yoluna başvurulmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığının anlaşıldığı, davalılar hakkında 2020 yılı ocak ayı kira bedelinin tahsili için Bakırköy 12. İcra Dairesinin 2020/535 sayılı icra takibini, 2020 yılı şubat ayı kira bedelinin tahsili için Bakırköy 12. İcra Dairesinin 2020/3247 sayılı icra takibini, 2020 yılı mart, nisan, mayıs, haziran ayları kira bedelinin tahsili için Bakırköy 12. İcra Dairesinin 2020/5715 sayılı icra takibini başlattığı, takiplerin USD üzerinden değil Türk Lirası olarak tahsili istemiyle yapıldığı, davalılar vekilinin buna ilişkin istinaf sebebinin de yerinde olmadığı, Türk Lirası olarak tespit edilen kira bedellerine davalıların takip aşamasında bir itirazları olmadığından, bu bedellerin kesinleştiği, davalıların takip konusu edilen borcu ödediklerini İİK 68. maddesindeki belgelerden biriyle ispat edemedikleri gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı borçlular vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı borçlular vekilince, istinaf dilekçesi içeriği ile kararın bozulması talep edilmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık genel haciz yolu ile ilamsız icra takibe vaki itirazın kaldırılması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İİK’nın 68. ve devamı maddeleri, TTK’nın 3-19/2. maddeleri

3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı borçlular vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Yukarıda açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.