YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1740
KARAR NO : 2023/2966
KARAR TARİHİ : 30.05.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, tapu kaydındaki haciz ve ipotek şerhlerinin terkini, ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.01.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davalı … ….. vekili Av. …. ile karşı taraftan sadece Akbank A.Ş. vekili Av….. geldiler. Başka gelen olmadı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında dava konusu 382 ada 32 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı 22 nci kat 415 numaralı bağımsız bölümün müvekkiline satışına yönelik 01.11.2012 tarihli harici satış sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkilinin satış bedelini ödediğini, müvekkilinin bağımsız bölümü 23.09.2017 tarihli tutanakla teslim aldığını, ancak tapuda ferağın gerçekleştirilmediğini, dava konusu taşınmazın tapu kaydına dava dışı bankalar lehine ipotek tesis edildiğinin öğrenildiğini, taşınmazın vaat edildiği şekilde imal edilmemiş olması ve üzerine ipotek şerhi konulması nedeniyle ayıplı mal niteliğinde olduğunu belirterek, dava konu taşınmazın takyidatlardan ari olarak müvekkili adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde ödenme gününden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte müvekkilinden alınan bedelin iadesine, tapu iptali ve tescil isteminin kabul edilmesi halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00 TL bedel indirimine ve fazla ödenen miktarın müvekkiline iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davacının tapu harçlarını ödemesi ve diğer edimlerini yerine getirmesi halinde taşınmazı takyidatlarla birlikte devretmeye hazır olduklarını ve davacının sözleşmeye aykırı taleplerde bulunduğunu beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu dairenin bulunduğu blokta inşaatın tamamlanmaması ve oturumun olmaması nedeniyle tapu iptali ve tescil ve buna bağlı olarak bedelde indirim talebinde bulunulamayacağından dava konusu daire için ödenen toplam 958.000,00 TL taşınmaz rayiç bedelinin davacıdan talep edilebileceği gerekçesiyle tapu iptali ve tescil ile bedelde indirim taleplerinin reddine, alacak talebinin kabulü ile 958.000,00 TL’nin 10.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. 02.12.2020 tarihli ek kararla verilen süre içerisinde eksik istinaf harcının yatırılmadığı gerekçesiyle davalı tarafın istinaf isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporunda belirtilen ve gerekçeye konu edilen eksikliklerin tescile engel olmadığını, sözleşmenin geçersizliği konusunda bir çekişme olmadığını, takyidatlardan ari şekilde tescil talebinin kabul edilmesi gerektiğini, emsal davalarda tapu iptali ve tescil talebinin kabul edildiğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 30.09.1988 tarihli ve 1987/2 Esas, 1988/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında aranan şartlardan taşınmazın alıcıya teslim şartı somut olayda gerçekleşmediğinden taşınmazın davacı adına tesciline karar verilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde belirttiği nedenlerle tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin sözleşmede kararlaştırılan teslim tarihi olması gerektiğini, davalı tarafın istinaf talebinin değerlendirilmediğini, gerekçenin yanılgılı olduğunu, istinaf sebeplerinin dışına çıkıldığını beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, yüklenici ile arsa sahibi sıfatı birleşen davalıdan satın almaya dayalı tapu iptali ve tescil, tapu kaydındaki haciz ve ipotek şerhlerinin terkini, ikinci kademede tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 191 inci maddesi gereğince, borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüzdür. Müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflâs ile kısıtlandığından, aynı Kanun’un 226 ncı maddesi uyarınca da masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu hükmü kabul edilmiştir. Belirtilen hükümler gereğince; iflasın açılmasıyla taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflas idaresine ait olup adi tasfiyede İİK’nın 226, 229 uncu maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (İİK’nın m. 218) usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi iflas dairesine aittir.
2. Müflisin, iflâsın açılması ile hak ehliyetini kaybetmediği gibi dava ehliyetini de kaybettiği söylenemese de, müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflâs idaresine ait olacaktır. İflâs idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflâs organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. Bu ise zaman isteyen bir husustur. İşte bu nedenle, İİK’nın 194 üncü maddesi gereğince müflisin davacı ve davalı bulunduğu hukuk davalarının, iflâsın açılması ile belli bir süre için durması öngörülmüştür.
3. İİK’nın 194 üncü maddesine göre; “Acele haller müstesna olmak üzere iflasın açılması ile kural olarak müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ancak alacaklıların ikinci toplantısından on gün sonra devam olunabilir.”
4. İflâsın açılması ile duracak olan davalar, iflâstan önce açılmış olup da hâlen derdest bulunan ve iflâs masasına giren mal, alacak ve haklara ilişkin hukuk davalarıdır. Bunlar, müflisin açmış olduğu davalar ile müflise karşı açılmış olan davalardır. Davaların durduğu bu süre içinde, iflâs idaresi, duran davalar hakkında araştırma yapar ve bu davaların geleceği hakkında karar verir. Burada, müflisin davacı veya davalı olmasına göre usul işlemleri farklılık arz eder.
5. Müflisin davacı olduğu davalarda; iflâs idaresi bir davanın başarı şansı olduğu kanısına varırsa, masanın bu davayı takip etmesine karar verir; bu karar ikinci alacaklılar toplantısının uygun bulması ile kesinleşir ve ikinci alacaklılar toplantısından sonraki on günlük süre geçince, bundan böyle davaya, davacı olarak iflâs idaresi tarafından devam edilir. İflâs idaresi ve ikinci alacaklılar toplantısı, davanın başarı şansı olmadığı kanısına varırlarsa, masanın davayı takip etmemesine karar verirler. Bu hâlde o davayı takip yetkisi, isteyen alacaklıya devredilir (İİK md. 245). Hiçbir alacaklı davayı takip etmek istemezse o zaman, müflisin dava takip yetkisi yeniden doğar ve müflis iflâsın kapanmasını beklemeden davayı kendi adına devam ettirebilir.
6. Müflisin davalı olduğu davalarda ise; iflâs idaresi, alacakları tahkik ederken, (İİK md. 230 vd) müflise karşı dava açan alacaklının alacağının mevcut olup olmadığı hakkında bir karar vermez; sadece, bu alacağı davalı çekişmeli alacak olarak sıra cetveline geçirir. Bu alacağın, dolayısıyla davanın kabul edilip edilmeyeceği hakkındaki kararı, ikinci alacaklılar toplantısında karar verilir. İkinci alacaklılar toplanması davaya devam edilmesine karar verirse, iflâs idaresi, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra davayı takip eder veya tayin edeceği bir avukat vasıtasıyla davayı takip ettirir. Bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir. Davalı tarafı dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve İİK’nın 194 üncü maddesi hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan mahkemenin asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplanmasında, iflas masasına kaydedilip, alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediğinin araştırması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına karar vermesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek, varılacak sonuç dairesinde bir karar vermesi gerekir.
3. Değerlendirme
1. Dosya içeriği ve yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.03.2021 tarihli ve 2020/917 Esas, 2021/311 Karar sayılı kararı ile 30.03.2021 günü saat 14.24’ten itibaren davalı şirketin iflasına karar verildiği, davalı şirketin bu kararla tüzel kişiliğinin sona erdiği ve davayı takip yetkisinin iflas idaresine geçtiği anlaşılmaktadır.
2. Hal böyle olunca; mahkemece, iflas idaresine gerekli tebligatlar yapılıp taraf teşkili sağlandıktan sonra yukarıda açıklanan usullere göre yargılamaya devam edilip, sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.