YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1266
KARAR NO : 2023/4640
KARAR TARİHİ : 02.05.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1156 E., 2022/1957 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/83 E., 2020/186 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının 11.10.2013 günü meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 02.07.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini toplam 172.930,84 TL’ ye çıkarmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kazadan dolayı müvekkili işyerinin bir kusurunun bulunmadığını, davacıya işi ile ilgili iş güvenliği eğitimlerinin verildiği, davacının çalışmış olduğu makine üzerinde de stop düğmesi olduğunu, iş kazasının davacının dikkatsizliği nedeni ile meydana geldiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
Davacı vekilinin 02/07/2020 tarihli talep arttırım dilekçesi nazara alınarak davanın kısmen kabul kısmen reddi ile
1-)172.930,84 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 11.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-)60.000 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 11.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur raporlarının çelişkili olduğunu, mahkemece çelişkinin giderilmediğini, davalının kusuru %40 kabul edilerek hesaplama yapıldığını, yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu belirterek hükmü istinaf etmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin olayda kusursuz olduğunu, olayın meydana gelmemesi için her türlü sorumluluğunu yerine getirdiğini, maluliyet oranının davacının tedavisine devam etmemesi nedeniyle arttığını, bundan işverenin sorumlu tutulamayacağını, manevi tazminatın fahiş belirlendiğini belirterek hükmü istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından davacının davalı iş yerinde çalışırken iş kazası geçirerek yaralandığı ve sürekli iş göremezlik derecesinin Özel Sani Konukoğlu Hastanesinin 3.1.2014 tarihli raporu ile %23, SGK Bölge Kurulunun Mayıs 2016 tarihli raporu ile %23 olarak belirlendiği ve kontrol muayenesi gerektiğinin belirtildiği, Yüksek Sağlık Kurulunun 25.2.2019 tarihli raporu ile %52 olarak belirlendiği, kontrol muayenesinin gerekmediğinin belirtildiği, Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas kurulunun 5.2.2020 tarihli raporu ile %52 olarak belirlendiğinin anlaşıldığı, davacının iş göremezlik oranının aşamalar takip edilerek belirlendiği, başlangıçta %23 olarak belirlenmiş ise de bu oranın kesin olmadığı, kontrol muayenesi gerektiğinin belirtildiği, sonraki tarihlerde Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Dairesinin örtüşen raporları ile maluliyetin %52 olarak kesinleştirildiği, raporlarda maluliyetin tedavinin yapılmaması ya da eksik yapılması nedeniyle arttığı yönünde bir tespitin bulunmadığı anlaşılmakla bu yöne ilişkin itirazın yerinde görülmediği, davalı vekili her ne kadar olayda müvekkilinin kusurunun olmadığını ileri sürmüş ise de, SGK tahkikat raporunda kazanın meydana gelmesinde işverenin %90, işçinin %10 kusurlu bulunduğu, 09.03.2018 tarihli kusur bilirkişi heyet raporunda işverenin %80, işçinin % 20, aynı heyet tarafından verilen 04.06.2018 tarihli ek raporda işverenin %40, işçinin %60 oranında kusurlu bulunduğu, 24.09.2018 tarihli kusur bilirkişi heyet raporunda ise işveren %70 ve işçi %30 oranında kusurlu bulunduğu, 24.12.2018 tarihli raporda ise işveren %40, kazazede işçi % 60 oranında kusurlu bulunduğunun anlaşıldığı, bu raporda önceki raporlar irdelenerek ve olayın oluş şekline göre kusur oranları belirlenmiş olup sonuç olarak kazanın oluşumunda işverenin %40, işçinin %60 oranında kusurlu olduklarının tespitinin dosya kapsamına uygun görüldüğü, davacının vücudunda meydana gelen %52 oranandaki maluliyet için takdir olunan 60.000,00 TL manevi tazminatın fahiş olduğu ileri sürülmekte ise de, manevi tazminat davalarında tazminata hükmedilirken miktar yönünden davalının kusur oranlarının matematiksel bir oranla tespiti gerekmeyip az da olsa kusurlu olmaları durumunda manevi tazminat verilmesi gerektiği, davacı lehine takdir olunan manevi tazminat miktarının fahiş olmadığı dosya kapsamına uygun belirlendiği anlaşıldığından bu yöne ilişkin davalı vekili istinaf başvurusunun yerinde görülmediği gerekçesiyle;
Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplerle aynı doğrultuda kararının bozulması gerektiğini belirtmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplerle aynı doğrultuda kararının bozulması gerektiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe
C.A. Davacı ve davalı vekillerinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanunun 5 inci maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
Mülga 5521 sayılı Kanunun, 6763 sayılı Kanun 5 inci maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8 inci maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3 üncü maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362 inci maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.
HMK 362/2 inci maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir.”
HMK 366 ıncı maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346 ıncı madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. – 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir.
Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 – 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL’dir.
Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla davacı ve davalı vekillerinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
C.B. Davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunun 2 ve 77 maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4 üncü maddeleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz kapsam ve nedenlerine ve özellikle somut olayda mahkemece davaya konu iş kazası nedeniyle hükme esas alınan kusur oran ve aidiyetlerinin iş kazasının oluşuna uygun olması, hükme esas alınan hesap raporundaki hesap ilkelerinin Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olması ve taraflarca temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği bu yönle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin de yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı ve davalı vekillerinin manevi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
2. Davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminata yönelik Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıdaki yazılı temyiz harçlarının temyiz eden ilgililerden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.