Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/5442 E. 2023/6132 K. 30.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5442
KARAR NO : 2023/6132
KARAR TARİHİ : 30.05.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/30 E., 2023/44 K.
DAVA TARİHİ : 27.12.2018
KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, emeklilik başvurusu yapılabilecek tarihin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece İlk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair, karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, davacının 20.08.1971 doğum tarihli olup 01.10.1989-14.01.2011 tarihleri arasında 4-c kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü nezdinde çalıştığını, 4 yıl 3 ay 8 günlük fiili hizmet zammı mevcut olduğunu, davacının bu görevinden sonra SSK’ya tabi sigortalı olarak özel bir hava yolu şirketinde pilot olarak çalışmış olup, 4-a kapsamındaki ilk giriş tarihinin 01.02.2011 tarihi olduğunu, davacının 19.10.2018 tarihli tahsis talebinin reddedildiğini, fiili hizmet zammının başlangıç tarihinden geriye çekilmesi gerektiği gibi yaş haddinden de indirilmesi gerektiğini belirterek davacıya 01.11.2018 tarihinden itibaren emeklilik aylığına hak kazandığının tespitine, her bir aylık için aylığa hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu talebi ile ilgili müvekkili Kuruma yazılı başvuruda bulunmadan dava açtığını, davanın bu yönden reddinin gerektiğini, 6552 sayılı Kanun düzenlemesi gereği SGK’ya açılacak hizmet tespiti dışındaki davalar için Kuruma başvuru yapılmadan dava açılmasının yasaklandığını, davacının fiili hizmet zammından yararlanabilmesi için yaptığı işin niteliğinin hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek bir biçimde belirlenmesi gerektiğini, Kurum işlemlerinde herhangi bir hatasının bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, 11.11.2019 tarihli kararı ile “..Dava, kurum işleminin iptali, davacının fiili hizmet zammının sigortalılık başlangıcının tespitinde ve yaş sınırının tespitinde geriye doğru değerlendirilmesi ve emekliliğe hak kazandığı tarihin tespiti ve emekli aylığı ödenmesi isteminden ibarettir.

20.08.1971 doğumlu olan davacının yapmış olduğu yaşlılık tahsis talebine ilişkin işlem dosyasına göre, davacının ilk işe giriş tarihi olan 30.09.1989 tarihinden, 15.01.2011 tarihine kadar olan dönemde adına ödenen toplam (Emekli Sandığı) prim ödeme gün sayısının 7602 gün olduğu, davacının 19.10.2018 tahsis talep tarihinde emeklilik şartlarından yaş koşulu hariç diğer koşulların gerçekleşmiş olduğu dosya içerisindeki kayıtlardan anlaşılmakta olup, 506 sayılı Kanun’un geçici 81 inci maddesinin B-C bendlerine istinaden 4 yıl 3 ay 8 gün fiili hizmet süresinin ilk işe giriş tarihi olan 30.09.1989 tarihinden düşürülmesi neticesinde, ilk işe giriş tarihinin 23.06.1985 tarihine denk geleceği, bu tarih itibariyle 25 yıl, 49 yaş 5300 günün emeklilik şartlarını karşılayacağı; davacının doğum tarihine göre 49 yaş şartının 20.08.2020 tarihinde dolduğu ancak bu tarihten de 4 yıl 3 ay 8 gün fiili hizmet süresinin düşülmesi sonrasında, emeklilik tarihinin 12.05.2016 tarihine denk geldiği anlaşılarak, davacının bu tarih itibariyle emekliliğe hak kazandığı anlaşılarak, ancak talebin 19.10.2018 tarihi olduğu görülerek, taleple bağlı kalınarak ve emekli sandığından sonra 2730 gün 4/a sigortalılığının mevcut olduğu, hizmetlerin birleştirilmesi hakkındaki yasa hükümleri çerçevesinde de 1260 gün şartının gerçekleştiği görülerek, başvuru tarihini takip eden ay başı itibariyle davacının davasının kabulüne karar vermiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin istenildiği şekilde uygulanabilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle, verilen kararın kaldırılması ile davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin, 30.06.2021 tarihli ve 2020/198 Esas, 2021/911 K. sayılı kararı ile; 5434 sayılı Kanun’un 35 ve devamı maddelerinde düzenlenen “itibari hizmet” 506 sayılı Kanun sistematiğindeki “itibari hizmet”ten farklıdır. Zira 506 sayılı Kanun’daki itibari hizmet süresi, hem sigortalılık süresini uzatmakta hem de yaşlılık aylığı oranını yükseltmektedir. 5434 sayılı Kanun’daki itibari hizmet süresi ise, yalnızca emekli aylığı oranını yükseltmektedir. Ayrıca, 5434 sayılı Kanun’un 33, 34 ve 205 inci maddelerinde “fiili hizmet zammı” kavramına yer verilmiştir. Söz konusu fiili hizmet zammı, hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırmakta ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağlamaktadır. Bu nitelikleri dikkate alındığında 5434 sayılı Kanun’daki fiili hizmet zammının 506 sayılı Kanun’daki itibari hizmetin karşılığı olduğu, buna bağlı olarak da 5434 sayılı Kanun’daki fiili hizmet zammının 506 sayılı Kanun’un kapsamındaki hizmetlerle birleştirilmeleri durumunda sigortalılık süresine eklenmesi ve yaş haddinden de indirilmesi gerekmektedir.

Davacının 30.09.1989-15.01.2011 tarihleri arası 4/c sigortalılığının bulunduğu, 4 yıl 3 ay 8 gün fiili hizmet zammı bulunduğu, 7602 gün 4/c priminin bulunduğu, 506 sayılı Kanun kapsamında 2730 gün hizmetinin bulunduğu, davacının sigortalılık başlangıç tarihinden 4 yıl 3 ay 8 gün geriye gidildiğinde sigortalılık başlangıç tarihinin 23.06.1985 tarihi olacağı, 506 sayılı Kanun’un Geçici 81 inci maddesinin B-C bendlerine istinaden emeklilik şartlarının 25 yıl sigortalılık süresi, 5300 gün prim ödeme şartı ve 49 yaş şartını doldurması gerektiği, 20.08.1971 doğumlu davacının 49 yaşını 20.08.2020 tarihinde dolduracağı, fiili hizmet zammı yaş haddinden indirildiğinde 12.05.2016 tarihinde yaşını doldurduğu, 23.06.2010 tarihinde 25 yıl sigortalılık süresini dolduracağı, davacının 19.10.2018 tarihli tahsis talebine istinaden yaşlılık aylığına hak kazanacağı,mahkeme kararının yerinde olduğu anlaşılmakla, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin 30.06.2021 tarihli ve 2020/198 Esas, 2021/911 K. sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.

2. Dairemizin, 28.12.2021 tarihli ve 2021/9541 Esas, 2021/16773 Karar sayılı kararında “…Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun’un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.

Mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun’un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun’da yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun’un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun’un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun’daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun’un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.” denilerek karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Uyulmasına karar verilen bozma ilamında da sözü edildiği üzere, davacının 4 yıl 3 ay 8 günlük fiili hizmet zammı süresinin sigortalılık başlangıç tarihinden geriye doğru ekleme yapılması suretiyle ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkan tanımadığı ancak yaş haddinden indirilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiş, bu itibarla; 01.10.1989 tarihinde sigortalılığı başlayan davacının 25 yıl, 51 yaş ve 5450 prim günü şartını sağladığı takdirde tahsis talebinin kabul edilebileceği tespit edilmiş; 19.10.2018 tahsis talep tarihi itibariyle davacının prim gün ve hizmet süresi şartlarını sağladığı, fiili hizmet zammı süresi yaş haddinden düşüldüğünde 51 yaş koşulunun 12.05.2018 itibariyle sağlanmış olduğu, eş söyleyişle tahsis talep tarihinde davacının tahsis şartlarını haiz olduğu görülmekle; davanın kısmen kabulüne, davacının 4 yıl 3 ay 8 günlük fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, davacının sigortalılık başlangıcının geriye çekilmesine yönelik talebinin reddine, davacıya 01/11/2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, ödenmeyen aylıkların 01/02/2019 tarihinden itibaren işleyen yasal faizleriyle birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine, dair karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı … vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun’un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 1 inci maddesi ile 2829 sayılı Kanun’un 8 inci maddeleri hükümleridir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,30.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.