YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1636
KARAR NO : 2023/2325
KARAR TARİHİ : 26.04.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki ön alım davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiş;Yargıtay 14. Hukuk Dairesince hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına karşı direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma doğrultusunda yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının murisi…..’in hissedarı olduğu dava konusu 148 ve 149 parsel sayılı taşınmazlarda davalının 4480/322560’ar hisseyi dava dışı…..’dan 15.09.2014 tarihinde 56.720,00 TL bedelle satın aldığını, buna ilşkin ihtarın yapılmadığını belirterek dava konusu taşınmazlarda önalım hakkına dayalı olarak davalı adına olan hisselerin tapu kaydının iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu taşınmazlarda el birliği mülkiyeti halinde hissedar olduğunu, mirasçılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğundan öncelikle taraf teşkilinin sağlanması gerektiğini, satış işleminden sonra imar uygulaması yapıldığından taşınmazların değerlendiğini, keşfen belirlenecek bedelin önalım bedeli olarak kabulü gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.07.2017 tarihli ve 2015/340 Esas, 2017/349 Karar sayılı kararıyla; davanın 11.10.1982 gün ve 3/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca tereke adına açıldığı kabul edilerek dava dışı diğer mirasçıların davaya muvafakat vermeleri için davacıya süre tanındığı, diğer ortakların da 12.06.2017 tarihinde davacı vekiline vekâletname vererek olur verdikleri, davaya konu 148 ve 149 parsel sayılı taşınmazlarda paydaşlar arasında usulünce yapılmış bir fiili paylaşım bulunmadığı, ayrıca davacı tarafın verilen süre içerisinde satış bedeli ile masraflarını mahkeme veznesine depo ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 02.11.2017 tarihli ve 2017/1583 Esas, 2017/1465 Karar sayılı kararıyla ”tek başına ve yalnızca kendi adına dava açan ortağın taraf sıfatı sıfatı bulunmadığından yerel mahkeme tarafından davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerekirken diğer mirasçıların oluru ile tescile karar verilmesinin yerinde olmadığı” gerekçesiyle davalının istinaf başvurusu kabul edilmekle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 19.12.2018 tarihli ve 2018/1157 E., 2018/9243 K. sayılı ilamıyla; ”mahkemecece 04.04.2017 tarihli 8. celsede davacı tarafa murisin mirasçılarını davaya dahil etmesi veya muvafakatinin alınması veya vekalet sunması ya da terekeyi temsilen vekalet sunması için 15.06.2017 taraihinde yapılacak bir sonraki celseye kadar süre verildiği, murisin diğer mirasçılarından …. …..’ün Gebze 1. Noterliği 09.06.2017 tarih, …. yevmiye numaralı, ….’ın Kocaeli ….. Noterliği 12.06.2017 tarih, …. yevmiye numaralı, ….. ve …..’in Kadıköy 15. Noterliği, 09.06.2017 tarih, …. yevmiye numaralı vekaletnamelerle davacı adına davayı takip eden avukata vekaletname verdikleri, böylelikle miraçıların davaya muvafakatlerinin sağlandığı anlaşılmaktadır. Yerel mahkemece davanın kabulüne dair verilen hükmün doğru olduğu, davalı vekilinin istinaf taleplerinin yerinde olmadığı, buna rağmen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi’nce davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüyle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın aktif husumetten reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 17.04.2019 tarihli ve 2019/82 Esas, 2019/698 Karar sayılı kararıyla önceki karar gerekçesi tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
C. Direnme Kararı Üzerine Hukuk Genel Kurulu Kararı
1. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 31.05.2022 tarih, 2019/14-740 Esas 2022/795 Karar sayılı ilamı ile; “… Ön alım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu olup, tüm ortakların birlikte dava açması ya da bir ortağın açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekeceği, davacı …’ın sadece kendi miras payına hasren dava açmadığı, her iki taşınmazda da davalıya satılan şufalı payların tamamı hakkında tescil isteminde bulunduğu, ivedi haklardan olması nedeniyle tek başına bir mirasçı tarafından kendi adına tescil istemli olarak dava açılsa dahi bu davanın tereke adına açıldığının kabulü gerektiği, …..’in paylı mülkiyete konu 148 ve 149 parsel sayılı taşınmazlarda paydaş olup 27.04.2009 tarihinde öldüğü, murisin kızı …..’ın 14.07.2010 tarihinde, eşi….’in ise 13.01.2017 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak davacı … ile dava dışı…,…,…, ve …..’ın kadığı, muris…..’in davacı dışındaki mirasçılarının davacı vekiline verdikleri vekâletnameler ile davacının eldeki davayı açmasına ve önalım hakkına konu payların onun adına tesciline muvafakat ettikleri anlaşıldığından” davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.
D. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak, muris…..’in davacı dışındaki mirasçılarının davacı vekiline verdikleri vekâletnameler ile davacının eldeki davayı açmasına ve önalım hakkına konu payların onun adına tesciline muvafakat ettikleri ve davaya konu 148 ve 149 parsel sayılı taşınmazlarda paydaşlar arasında usulünce yapılmış bir fiili paylaşım bulunmadığı, ayrıca davacı tarafın verilen süre içerisinde satış bedeli ile masraflarını mahkeme veznesine depo ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Ön alım bedelininin taşınmazın rayiç bedeli olması gerektiği, önalım bedelinin yarısı kadar yargılama gideri ödendiği, önalım bedelinin aşırı değer kaybettiği ön incelemede nemalandırılmasına karar verilmediği, davacının payının elbirliği halinde olduğundan payın tek başına kendi adına tescilini isteyemeyeceği, bu davayı tek başına açamayacağı, sonradan muvafakat verilemeyeceğinden davanın reddi gerektiğini belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. Kanuni ön alım hakkı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 732 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
3. Ön alım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Çünkü bu gibi hallerde 11.10.1982 gün 3/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir. Muvafakat duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekalet verilmesi ile sağlanabilir. Bu yolda ortakların tümünün muvafakatı sağlanamazsa 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 640. maddesi hükmü uyarınca miras bırakanın terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir. Temsilci davacı dışında biri olursa davacının sıfatı biter, davayı temsilci takip eder. Dava hakkına ilişkin olan bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.