Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/5474 E. 2023/6585 K. 08.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5474
KARAR NO : 2023/6585
KARAR TARİHİ : 08.06.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/449 E., 2023/331 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karacabey 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2021/593 E., 2022/53 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ve fer’i müdahil vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer’i müdahil kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili, muris …’ın 17.01.2008-30.10.2014 tarihleri arasında davalı şirketin Karacabey’de bulunan bina ve arazisinde bekçi olarak kesintisiz biçimde çalışmasına karşın sadece 01.07.2011-18.05.2012 tarihleri arasındaki çalışmalarının bildirildiğini, çalışmalarının tamamının kayıt altına alınmadığını ileri sürerek anılan tarihler arasında kesintisiz olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı şirket vekili, davacının bekçi olarak çalıştığını iddia ettiği taşınmazın davalı adına kayıtlı olmadığını, davacının, davalı şirkete ait “Ertuğrul Mah. … Yolu – Nilüfer / …” adresinde bulunan iş yerinde 01.07.2011-18.05.2012 tarihleri arasında çalıştığını, başka çalışması olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Fer’i müdahil Kurum vekili, davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin yetkilisi ve sahibi …’nın 07.03.2018 tarihli duruşmadaki ” Ben davalı şirketin yetkilisiyim. …firması bana aittir. Davalı firma toyota bayi olarak faaliyet gösterdikten sonra 2007 yılında Karacabeyden taşındı. Biz toyota bayiyi bulunduğu yerden taşıdıktan sonra davacı bizim kardeşimle özel mülkümüz olan meyve bahçemizle ilgilenmesi için davacıyı orada bıraktık. Taşınmazın üzerinde 800 – 1000 arası ağaç vardı. Davacı ağaçlarla ilgilenip meyveleri kendisi alacaktı. Bu hususta anlaştık. Bu sebeple bizim taşınmazda bekliyordu.” şeklindeki imzalı beyanı ile dosya kapsamında dinlenen diğer tanıkların beyanları ve davacıların murisinin davalı şirket tarafından 01.07.2011-18.05.2012 tarihleri arasında sigortalı gösterilmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacıların murisinin, 2008 yılının Ocak ayında davalı şirketin 2006 yılı sonuna kadar Toyota Bayiliği yaptığı Karacabey’deki iş yerinde bekçi olarak çalışmaya başladığı, davalı şirketin bu adresinden “… Yolu 10. KM Nilüfer/…” adresindeki iş yerine taşınmasından sonrada tanık … ile beraber bekçi olarak çalışmaya devam ettiği, davacıların murisinin bu çalışmasının 2014 yılının sonuna kadar kesintisiz olarak devam ettiği, davacıların murisinin 17.01.2008-30.10.2014 tarihleri arasında davalı iş yerinde fiilen çalıştığı hususunda herhangi bir şüphenin bulunmadığı, davalı işveren tarafından davacıların murisinin, dava dilekçesinde de ifade edildiği üzere, 01.07.2011-18.05.2012 tarihleri arasında (farklı adreste fiilen çalışıyor gösterilse de) sigortalı gösterilerek primlerinin ödendiği ancak davacıların murisinin 01.07.2011-18.05.2012 tarihleri dışında kalan ve fiilen çalıştığı sürelere ilişkin SGK bildirimlerinin yapılarak sigorta primlerinin ödenmediğinin sabit olduğu, davacıların, murislerinin, fiilen çalıştığı kabul edilen dönemlerde aldığı ücreti ispatlar mahiyette usulüne uygun düzenlenmiş herhangi bir delili dosyaya sunamadıklarından davacıların murisinin fiilen çalıştığı dönemlerde davalı işveren nezdinde asgari ücretle çalıştığının kabulünün gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak davacıların davasının kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer’i müdahil kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin 2006 yılında tamamen boşaltmış olduğu bir binada, 2008 yılında çalışmaya başladığını iddia eden davacının iddialarının kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının çalıştığını iddia ettiği yerin mülkiyetinin davalı şirkete ait olmamasının yanı sıra davalı şirketin burada işveren sıfatıyla bir faaliyeti veya kullanımı bulunmadığının sabit olduğunu, davalının sadece “Ertuğrul Mah. … Yolu. 10. Km. Nilüfer / …” adresinde iş yerinin olduğunu, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.

Fer’i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin aşıldığını, iddianın sadece tanık beyanları ile ispatlanması mümkün bulunmadığı gibi tanık beyanlarının da birbirleri ile çelişkili olduğunu, Kurum kayıtlarının aksinin ancak yazılı belge ve eşdeğer belgelerle kanıtlanabileceğini, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama aşamasında ölen davacı … adına davalıya ait 1192485 sicil sayılı işyerinden 01.07.2011-18.05.2012 tarihleri arasını kapsar şekilde hizmet bildiriminde bulunulması, dinlenen tanıkların; davacının 17.01.2008-30.04.2014 tarihleri arasında davalıya ait iş yerinde kesintisiz bir şekilde çalıştığını ve dolayısıyla bildirimi yapılmayan ve Mahkemece hüküm altına alınan tarihler arasında da fiilen çalıştığını doğrulamaları, kolluk araştırması, toplanan deliller ve İlk Derece Mahkemesi gerekçesi hep birlikte değerlendirildiğinde; ölen davacının, hüküm altına alınan tarihler arasında da, davalıya ait iş yerinde hizmet akdi ilişkisine dayalı ve sigortalı sayılmasını gerektirir nitelikte çalıştığının kanıtlandığı anlaşıldığından, öte yandan her ne kadar Haziran ayında 30 gün bulunması nedeniyle ölen davacının 31.06.2011 tarihinde çalıştığının tespitine karar verilmesi isabetli bulunmamakta ise de bunun maddi hatadan kaynaklandığı ve infaz aşamasında Kurumca nazara alınacağı belirgin bulunduğundan yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer’i müdahil kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Fer’i müdahil kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1) Dava, 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9 uncu maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”

Davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır.

3. Değerlendirme
Eldeki davada, davacılar vekili, muris …’ın 17.01.2008-30.10.2014 tarihleri arasında davalı şirketin Karacabey’de bulunan bina ve arazisinde bekçi olarak kesintisiz biçimde çalışmasına karşın sadece 01.07.2011-18.05.2012 tarihleri arasındaki çalışmalarının bildirildiğini, çalışmalarının tamamının kayıt altına alınmadığını ileri sürerek anılan tarihler arasında kesintisiz olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiş olup Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen kararın eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.

Somut olayda, davacılar murisi …’un, Karacabey’de bulunan bina ve arazi işinde çalıştığı iddia edilmiş olup Mahkemece, davalı olarak gösterilen Ltd.Şti’nin Karacabey’de işyeri bulunup bulunmadığının araştırılması, buna göre gerçek işverenin belirlenmesi gerekmekte olup bunun için davacılar vekilinden davacılar murisinin çalıştığı açık adres sorulmalı, bu adresteki işyerinin davalı şirket adına mı, şirket ortaklarından Mücahit Çavdarlı adına mı yoksa Çavdarlı Otomotiv San. ve Tic. A.Ş. adına mı kayıtlı olduğu belirlenmeli, farklı bir işverenin gerçek işveren olduğunun tespiti halinde bu işveren davaya dahil edilmeli; bu belirlemeye göre şahsi sicil dosyası ile bordrolar celbedilmeli, tespit edilen bordro tanıkları dinlenilmeli, bordro tanığı yoksa komşu işyeri tanıkları tespit edilerek davacılar murisinin işe başlayış ve bitiş tarihleri tereddütsüz şekilde ortaya konulmalı, 01.07.2011-18.05.2012 tarihleri arasında 1192485 sicil nolu işyerinden bildirilen çalışmaların bu işyeri ile ilgisi araştırılmalı, ilgisi yoksa iptali istenip istenmediği davacılar vekilinden sorulmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.

VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Peşin yatırılan temyiz giderinin istek halinde ilgiliye iadesine,

08.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.