Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/7739 E. 2023/7447 K. 13.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7739
KARAR NO : 2023/7447
KARAR TARİHİ : 13.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/75 Esas, 2016/397 Karar
SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Mardin Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.01.2016 tarihli ve 2016/140 Esas, 2015/5196 Soruşturma, 2016/74 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

B. Mardin 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.04.2016 tarihli ve 2016/75 Esas, 2016/397 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi; kesinleşen mahkumiyetin belediyeye yasal ve resmi yollardan bildirilmeden iş aktinin feshedilemeyeceğine, ilgili kişinin beyanları ile sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasının, cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak verilmesinin, hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmemesi ile ertelenmemesinin isabetli olmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın suç tarihinde Yalım belediye başkanı olarak görev yaptığı, belediyede sayaç okuma görevlisi olarak kadrolu işçi konumunda bulunan tanık Mehmet’in 2010 yılında işlemiş olduğu cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/34 Esas, 2011/143 sayılı Kararı ile 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün 05.11.2013 tarihinde kesinleştirildiği ve 06.02.2014 tarihinde infazı için Mardin Cumhuriyet Başsavcılığına verildiği, tanığın cezaevine girmeden yaklaşık 1 ay öncesinde 6 ay ücretli 6 ay da ücretsiz toplamda 1 yıl izne ayrıldığı, izne ayrılma sebebinin de cezaevine girecek olması olduğu, izne ayrılırken cezaevine alınacağını belediye yönetimine ve o tarihteki belediye başkanı olan sanığa bildirdiği, hatta tanığın sanığa izne ayrılmadan önce cezaevine gireceğini bildirdiğinde sanık tarafından herhangi bir sorun olmayacağının kendisine söylenildiği, tanık cezaevine alındığında ilk ay maaşının Yalım Belediyesi tarafından yatırıldığı, daha sonraki aylarda ise Yalım Belediyesinin kapatılması sebebiyle devredildiği Mardin Büyükşehir Belediyesi (Merkez ilçe Artuklu Belediyesi) tarafından maaşlarının yatırılmaya devam edildiği, tanığın da maaşları çekerek kullandığı, daha sonradan durumun fark edilmesi üzerine sanık hakkında soruşturma başlatıldığı, 4857 sayılı İş Kanunu (4857 sayılı Kanun) ile toplu iş sözleşmesinin ilgili maddeleri uyarınca cezaevine alındığı anlaşılan tanığın iş akdinin feshedilmesi gerekirken bu feshin yapılmayarak aylık maaş ödemeleri yapılmak suretiyle toplamda 16.321,57 TL zararın oluşmasına sebep olmak suretiyle görevi kötüye kullanma suçunu işlediği kabul edilerek cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştirilen hususlar dışında doğru biçimde belirlendiği ve mahkemenin teşdit, hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmemesi ile ertelenmemesi gerekçelerinin yerinde olduğu anlaşıldığından, keza sanığın diğer dosyalarındaki imar uygulamaları ve buna ilişkin idare mahkemesinin yürütmeyi durdurma kararının gecikmeli olarak uygulanması eylemleri ile temyize konu dava dosyasındaki isnat ve suç tarihleri dikkate alındığında aynı suç işleme kararı ile hareket ettiği kabul edilemeyeceğinden tebliğnamedeki zincirleme suç hükümleri yönünden bozma isteyen düşünceye iştirak edilmediği gibi sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri de reddedilmiş, yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince, ayrıca, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ise aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Mardin 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.04.2016 tarihli ve 2016/75 Esas, 2016/397 sayılı Kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştirilen husus dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.06.2023 tarihinde karar verildi.