YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2453
KARAR NO : 2023/3607
KARAR TARİHİ : 03.07.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çankırı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki asıl ve birleştirilen muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince birleştirilen davanın hukuki yarar yokluğundan reddine; ek karar ile asıl davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararın birleştirilen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı …, dava konusu 122 ada 64 parsel sayılı taşınmazın babası tarafından tapusunun kendisine vadedildiğini, üzerinde 2017 senesi Mayıs ayında bizzat eşi tarafından yapılmış bir ev bulunduğunu, arsanın tapusunu üzerine alamadığını ileri sürerek evin mülkiyetinin ve aidiyetinin tespitini talep ve dava etmiştir.
2. Davacı … vekili birleştirilen davada; 122 ada 64 parselde paydaş kayıt maliki olduğunu, maliklerden …’ın müvekkilinin eski eşi olduğunu ve taşınmaz üzerindeki yapılar için muhdesatın tespiti davası açtığını, 2 katlı betonarme evin müvekkili tarafından inşa edildiğini, çam ve meyve ağaçları ile tel örgülerin müvekkiline ait olduğunu belirterek müvekkili adına tespitine karar verilmesini, dava dosyasının derdest Çankırı 2. Asliye Mahkemesinin 2018/186 Esas sayılı dava dosyasıyla birleştirilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, “122 ada 64 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına göre davacı …’ın tapu kayıt malikleri arasında olmadığı gibi mirasçı olduğu yönünde bir iddiada bulunulmadığı, malik olmayan davacının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talepte bulunması mümkün iken muhdesatın tespiti davası açmasında hukuki yararı olmadığından hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine” karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleştirilen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Birleştirilen davada davacı … vekili, kararın hatalı olduğunu, muhdesatın müvekkili tarafından meydana getirildiğini, asıl davayı taşınmaz üzerinde paydaş olan müvekkilinin eski eşi …’ın açtığını, mahkemece kayıt maliki olmadığından birleşen davanın reddine karar verilmesinin isabetli bulunmadığını, mahkemece usulden davanın reddine karar verilmiş ise de bir taraftan da davanın esasına yönelik araştırma ve incelemelerin yapıldığını, asıl davacının muhdesatın müvekkili İzzet’e ait olduğunu ikrar ettiğini, muhdesatın diğer paydaşların rızası ile yapıldığını belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleştirilen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Birleştirilen davada davacı … vekili, …. ve …..’nin halen karı koca olduğunu, …..’nin taşınmazda babasından gelen miras payı nedeniyle hak sahibi olduğunu ve evlilik birliği içerisinde edinilen taşınmaza dava konusu muhdesatları yaptığını, edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında hak sahibi olduğunu, davanın ispat edildiğini, hükmün kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK. mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad. 718). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad.106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad.114/1-h, 115).
3. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup … vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.