YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4564
KARAR NO : 2023/5587
KARAR TARİHİ : 18.05.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/2386 E., 2022/1817 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/410 E., 2020/125 K.
Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali ve aylık bağlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin babası …’ın 10.02.1963 tarihinde iş kazası sonucu vefat ettiğini, 27.09.2009 tarihinde eşi vefat eden davacı babasından iş kazası ölüm sigortasından gelir bağlanması talebi ile davalı kuruma başvuru yaptığını, davalı kurumun 11.08.2018 tarihinde de yapmış olduğu başvuruya cevap vermediğini belirterek davacıya iş kazası-meslek hastalığı ölüm sigortasından gelir bağlanması gerektiğinin tespiti ile bağlanması gereken aylıklardan fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1,00 TL’nin ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın süresi içerisinde açılmadığını. Kuruma başvuru şartının gerçekleşmediğini ve kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya iş kazası sonucu 10.02.1963 tarihinde vefat eden babası …’dan dolayı gelir bağlanmasının koşullarından birinin 5510 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ” Bu Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan …” hükmü gereğince yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması olup davacının yaşamış olduğu ülke sigorta kurumlarınca yapılan yazışma sonucu davalı kurum tarafından gönderilen yazı cevabında davacının 01.10.2017 tarihinden itibaren kendi emeklilik sigortasından yaşlılık aylığı aldığı anlaşılmakla davacının yasal şartları oluşmadığı ve gelire kaz kazanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
1.Davacı Vekilinin İstinaf Sebepleri
-Mahkemece verilen red kararı usul ve kanuna aykırı olduğunu,
-Dava 27.09.2009 tarihinde eşinin vefatı ile dul kalan davacı müvekkile, kurum sigortalısı olup 10.02.1963 tarihinde iş kazası sonucu vefat eden babasından dolayı iş kazası ölüm sigortasından evlenme sebebiyle kesilen gelirinin yeniden bağlanmasına yönelik 30.07 2012 tarihli talebine rağmen kurum tarafından gelirlerinin bağlanmaması ve 11.08.2018 tarihli dilekçelerine de bir cevap verilmemiş olması sebebiyle 27.09.2009 tarihinde dul kalan müvekkile 10.02.1963 tarihinde iş kazası sonucu vefat eden babasından dolayı kesilen gelirlerinin yeniden bağlanması gerektiğinin tespiti ve ödenmeyen aylıkların tahsiline yönelik olduğunu,
-Dolayısıyla iş bu dava konusu uyuşmazlığın sigortalının 01.10.2008 tarihinden önce vefat etmiş olması sebebiyle 5510 sayılı Kanuna göre değil 506 sayılı Kanuna göre çözümlenmesi gerekirken mahkemece 5510 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi gereğince 01.10.2017 tarihinden itibaren davacının kendi emeklilik sigortasından yaşlılık aylığı aldığı gerekçesiyle yasal şartları oluşmadığı ve gelire hak kazanmadığı kanaatiyle davanın reddine dair verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğunu,
-Müvekkilin 506 sayılı Kanun kapsamında hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla hak kazandığı iş kazası ölüm gelirinin bağlanma koşulları; 506 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesinde düzenlendiğini,
-Müvekkilinin yurt dışında ve Türkiye’de hiç bir çalışması olmayıp çalışma karşılığı ne Türkiye’den ne de yurtdışından gelir almadığını, eşinin vefatı sebebiyle gelir alan müvekkilin yurtdışından aldığı bu gelirinin çalışma karşılığı yaşlılık aylığı olarak kabulü mümkün olmadığını,
-Diğer yandan müvekkili yurt dışında kendi emeklilik sigortasından aldığı gelir ise yine bir çalışma karşılığı bağlanan gelir olmadığını, zira müvekkili yurt dışında hiç çalışmadığını, yaptığı doğum sebebiyle Alman Mercilerince bağlanan gelir bir çalışma karşılığı olmadığını,
-Mahkemece bu yönde hiç bir araştırma yapılmadan 5510 sayılı Kanuna göre davanın reddi usul ve yasaya aykırı olduğunu, 506 sayılı Kanun gereğince emeklilik sigortasından bağlanan gelirin bir çalışma karşılığı olup olmadığının araştırılması, çalışma karşılığı değil ise hak sahibi kız çocuğunun kesilen gelirinin dul kalmış olması ile birlikte yeniden bağlanması gerektiğinin kabulü gerekirken bu yönde araştırma yapılmadan, yurtdışı gelirinin çalışam karılığı olup olmadığı araştırılmadan davanın reddi usul ve yasaya aykırı olduğunu,
-Davada uygulanması gereken yasa 506 sayılı Kanun olmakla beraber 5510 sayılı Kanun’un uygulanması kazanılmış hak ilkesi ve kanunların geçmişe etkili uygulanamayacağı ilkesine aykırı olmakla ve müvekkilin yurtdışında kendi emeklilik sigortasından gelir alıyor olduğunun kabulü yerinde olmamakla beraber öyle olsa bile bu gelir 01.10.2017 tarihinden itibaren bağlanmış olmakla müvekkili dul kaldığı 27.09.2009 tarihi ile 01.10.2017 tarihleri arasında yurtdışında kendi emeklilik sigortasından bağlanmış bir geliri olmadığından 5510 sayılı Kanun gereğince babasından dolayı gelirinin dul kaldığı 27.09.2009 tarihinden bağlanması ve gelirin bağlandığı 1.10.2017 tarihinde kesilmesi gerektiğinden bu tarihler arası gelirlerinin ödenmesi gerekirken davanın tamamen reddi usul ve yasaya aykırı olduğunu,
-Davanın reddi sebebiyle kurum lehine hükmedilen vekalet ücreti usul ve yasaya aykırı olduğunu,
-Davada ödenmeyen gelirlerden 1,00TL’nin tahsili olduğundan nisbi vekalet ücretine hükemdilmesi gerekirken 3.400 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmadığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Davacı vekili sigortalının/davacının babasının vefat tarihinde 506 sayılı yasanın yürürlükte olduğunu bu nedenle 5510 sayılı yasa yerine 506 sayılı 23 üncü maddenin uygulanması gerektiğini savunmaktaysa da davacının eşinin vefatı ile babasından dolayı hak sahibi olabileceği ;davacıya eşinin vefat ettiği 27.09.2009 tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayılı yasanın uygulanması gerektiği değerlendirilmiştir.
Bir an için davacıya 506 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesinin uygulanması gerektiğinin düşünülmesi halinde dahi 506 sayılı Kanun 23 üncü maddesinin Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan çocuklarla yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi bir işte çalışmayan, buralardan gelir veya aylık almayan kız çocuklarına aylık bağlanacağına ilişkin düzenlemesi karşısında davacının kuruma aylık bağlanması için başvuru tarihi itibariyle kocasından aylık aldığı için babasından dolayı aylık alması mümkün değildir.
5510 sayılı Kanun’un ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılmasına ilişkin 34.maddesinde hak sahibinin çocuklarına aylık bağlanması şartları belirlenmiştir. Buna göre Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış ,yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kızlarına aylık bağlanacağı belirtilmiştir.
Davacıya çalışma karşılığı olsun veya olmasın kendi sigortalılığı nedeniyle aylık bağlandığı bu kapsamda 5510 sayılı yasa 34.madde uyarınca babasından dolayı aylık bağlanması koşullarını taşımadığı anlaşılmakla davanın reddine ilişkin mahkeme kararı isabetli olmuştur.
Dava aylık bağlanması gerektiğinin tespiti ve ödenmeyen gelirlerden 1,00TL’nin tahsili davası olmakla davalı lehine maktu vekalet ücreti taktiri de yerinde olmuştur.” gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının tarihinde 10.02.1963 tarihinde vefat eden babasından dolayı ölüm aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının d bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.