YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10965
KARAR NO : 2023/5618
KARAR TARİHİ : 22.05.2023
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2141 E., 2022/1157 K.
KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/447 E., 2021/115 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı fer’i müdahil vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve fer’i müdahil vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1997-98 yılları arasında ingilizce öğretmeni olarak Vezirköprü Cumhuriyet Ortaokulunda ücretli öğretmen olarak çalıştığını ancak sigortasının kuruma bildirilmediğini, yine Fazıl Mustafa Paşa ilkokulunda 1988-99 yılları arasında 576 saat ücretli ders verdiğini ve kuruma bildirilmediğini, Vezirköprü Lisesinde ücretli öğretmenlik yaptığını, müvekkilini kurumdan kaydını talep ettiğinde emekli sandığı kaydının olmadığını öğrendiğini, bu nedenlerle müvekkilinin çalıştığı dönemler itibarı ile tek günlük çalışmasının tespiti ile davalı kuruma bildirilmesini ve yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talep ettiği iş yerlerinde 97, 98, 99 yıllarında dönem bordrolarına ve çalışmasına rastlanılmadığını, davanın konusunu ve talebinin açık şekilde belirtilmediğini, davacının 1997 yılına ilişkin olarak verilmiş bir işe giriş bildirgesi olmadığından da 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, çalışma olgusunun zorunlu olduğunu, yeterli ve inandırıcı deliller ile kanıtlanmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü süreye uğradığını, 5 yıllık sürenin geçtiğini, davacının sunduğu delillerin davasını ispatlar mahiyette olmadığını, seçilecek tanıkların davacı ile birlikte çalışan tanıklardan seçilerek çalışmanın tereddüte mahal bırakmaksızın tespit edilmesi gerektiğini, davanın haksız ve hukuka aykırı olarak açıldığını ve reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve fer’i müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının Milli Eğitime Bakanlığı’na bağlı okullarda çalıştığının ispat edildiğini, davacının giriş bildirgesinin verilmemesinin davacının kusurundan kaynaklanmadığını, kurumun yükümlüğünü yerine getirmemesi sebebi ile davacının hak kaybına uğradığını davanın kabulü gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
Fer’i müdahil vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın bir günlük tespit davası olarak açıldığını ve verilen ilk karanda kurumun davalı olması sebebi ile lehe vekalet ücreti takdir edildiğini, ilk kararı istinaf incelemesi ile kaldırılması üzerine mahkemece verilen ikinci kararda da kurum lehine vekalet ücreti takdir edilmesine rağmen ikinci kararın istinaf incelemesi sonucu kaldırılması üzerine davanın hizmet tespiti davası olarak nitelendirilmesi sebebi ile kurumun fer’i müdahil olarak değerlendirilerek lehe vekalet ücreti takdir edilmemesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Davaya konu döneme ilişkin, davacının hizmetlerini bildirir işe giriş bildirgesi ya da dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerden herhangi birinin davalı Kuruma verilmediği, davacı çalışmalarının Kurum tarafından tespit de edilemediği ve işyerlerinin kamu kuruluşu niteliğinde olduğu sabit olmakla birlikte, davaya konu çalışmaların geçtiği iddia edilen okullardan davacıya yapılan ödemelere ilişkin davacının ücretinden herhangi bir prim kesintisi yapılmadığı dosya kapsamına sunulan bordrolardan anlaşılmakla mahkemece davanın hak düşürücü süre sebebi ile reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı ve fer’i müdahil vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK ‘nın 353/1-b-1 inci maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve fer’i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının Milli Eğitime Bakanlığına bağlı okullarda çalıştığının ispat edildiğini, davacının giriş bildirgesinin verilmemesinin davacının kusurundan kaynaklanmadığını, kurumun yükümlüğünü yerine getirmemesi sebebi ile davacının hak kaybına uğradığını davanın kabulü gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Fer’i müdahil vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın bir günlük tespit davası olarak açıldığını ve verilen ilk karanda kurumun davalı olması sebebi ile lehe vekalet ücreti takdir edildiğini, ilk kararı istinaf incelemesi ile kaldırılması üzerine mahkemece verilen ikinci kararda da kurum lehine vekalet ücreti takdir edilmesine rağmen ikinci kararın istinaf incelemesi sonucu kaldırılması üzerine davanın hizmet tespiti davası olarak nitelendirilmesi sebebi ile kurumun fer’i müdahil olarak değerlendirilerek lehe vekalet ücreti takdir edilmemesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.Sigortalı hizmetin tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirmekte olup, bu niteliği gereği özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerekmektedir. Bu davaların kanuni dayanağı 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası olup bu bentte “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilmeyen sigortalıların hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak hizmet tespiti isteyebilecekleri” açıklanmıştır. Anlaşılacağı üzere, çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın mevcudiyetini etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hak bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Söz konusu Kanun’un kabul edilip, yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak düzenlenmiş olup, hâlen geçerliliğini korumaktadır.
2.Bu kapsamda işe giriş bildirgesi düzenlenmediği veya düzenlenmesine karşın kanuni hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmediği, bu süre içerisinde Kuruma verilen dönem bordroları ile bildirimin yapılmadığı, sigorta primlerinin Kuruma yatırılmadığı, çalışmanın varlığı yönünde sigorta müfettişince herhangi bir saptamanın söz konusu olmadığı durumlarda, hizmetin varlığını ileri süren kişilerin hak düşürücü süre gerçekleşmeden yargı yoluna başvurması zorunludur.
3.İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi, dört aylık sigorta primleri bordrosu, sigortalı hesap fişi vs. dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması hâlinde artık Kanun’un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrasında yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir. Diğer taraftan, Kurum tarafından yapılan bir tespitin olması hâlinde de aynı kabul şekline ulaşılmaktadır.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Somut olaya gelince, davacının 1998/1999 tarihleri arası hizmet tespiti talebi bakımından, davalı işyerlerinden işe giriş bildirgesinin düzenlenmemesi ve Kuruma herhangi bir şekilde hizmet bildirimi ile ücretinden prim kesintisi de yapılmaması, yönetmelikte belirtilen belgelerin bulunmaması karşısında hizmeti tespiti isteminin dava tarihi itibariyle hak düşürücü süreye uğradığı açıktır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve fer’i müdahil Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.5.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.