YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5001
KARAR NO : 2023/6068
KARAR TARİHİ : 29.05.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/801 E., 2023/625 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 6. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/375 E., 2022/48 K.
Taraflar arasındaki tebligatın usulsüz olduğu ve ilk başvuru yaptığı tarihe göre borçlanma talebinin kabulü gerektiğinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esasdan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı,taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 11.08.1990 – 01.01.2006 tarihleri arasında Almanya’da işçi olarak çalıştığını, 3201 Sayılı Kanun uyarınca 31.07.2019 tarihli borçlanma talep dilekçesi ile davalı kuruma başvurduğunu, davalı kurumun müvekkilinin talebine ilişkin 27.02.2020 tarih … sayılı numaralı cevap dilekçesi ile tahakkuk belgesini gönderdiğini ancak davacının 3 ay içerisinde borçlanılan bedeli ödemediği gerekçesi ile müvekkilinin borçlanma talebinin reddine karar verdiğini, müvekkilin önceki kazanılmış hakları dikkate alınmak suretiyle ilk başvuru yaptığı tarihteki prime esas kazançları, kur ve o tarihteki emeklilik şartlarına dair hakları korunarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davanın kabülüne, davalı kurumca yapılan tebligat işleminin usulsüz olduğunun tespitine, davalı kurumun müvekkilin borçlanma talebinin süresi içerinde ödemesi yapılamadığından iptali yönündeki işleminin iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davanın zaman aşımı/hak düşürücü süre yönünden reddine , kurum kayıtları incelendiğinde görüleceği üzere davacının iş bu davanın açılmasında hukuki yararı bulunmadığını, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine, davacı taraf her ne kadar 31.07.2019 tarihli yurt dışı borçlanma talebinde bulunduğunu ancak bildirmiş olduğu adrese yapılan tebligatın kendisine ulaşmadığından bahisle itirazda bulunmuş ise de ilgili tebligat iadeli taahhütlü posta yolu ile davacının yurt dışı borçlanma talep dilekçesinde kendisinin bildirmiş olduğu ‘…/Denizli ‘ adresine 27.02.2020 tarihinde gönderildiğini, adresi davacının kendisi bildirdiğini, tebligatın davacının adreste bulunamamasından dolayı iade edilmesinde kurumun hiç bir kusuru bulunmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Tahakkuka ilişin belgenin Kurum tarafından davacıya Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak tebliğ edilmediği ve usulsüz tebliğe rağmen 3 ay içinde ödeme yapılmaması nedeniyle borçlanma talebinin reddi işleminin hukuka aykırı olduğunun anlaşıldığı, davacının başvuru tarihi 31.07.2019 olup, usulüne uygun bir tebliğ olmamasına göre kurumun başvuruyu cevapsız bırakmış olduğu, davacının yukarıda bahsedilen emsal nitelikteki karara göre makul süre içinde başvuru yapmadığı, bu bağlamda 25.03.2022 tarihli başvurusunun yeni borçlanma talebi niteliğinde olduğu, 25.03.2022 tarihli başvurusunun reddinden sonra 3 aylık süre içinde davanın açılmış olduğu göz önüne alınarak davanın kabulüne, davacının yurt dışında geçen çalışmalarından dolayı Kurum’a başvuru tarihi olan 25.03.2022 tarihindeki prime esas kazanç miktarlarına göre borçlandırılması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, davacı lehe olan eski düzenlemeden yararlanmak amacıyla yasal süresi içerisinde 3201 sayılı Kanun uyarınca 31.07.2019 tarihli borçlanma talep dilekçesi ile Davalı Kuruma başvurduğu, borç tahakkuk belgesinin 06.03.2020 tarihinde posta memuru tarafından adresten bulunamama sebebiyle tebliğ edilemediğine ilişkin tebligat işleminin hükümsüz olduğu, Kurum tarafından, tebligat iade edildikten sonra kanun, yönetmelik ve kendi genelgelerinde belirtildiği şekilde ikinci bir tebligat çıkarması gerektiği, makul sürede dava açılmadığından, 25.03.2022 tarihli başvuruyu ilk başvuru olarak kabul edilmesinin hatalı olduğu, mahkemece davalı kurum tarafından yapılan tebligatın geçersizliği hüküm altına alınmışsa da emeklilik şartlarına ilişkin durum, usul ve esaslar belirtilmeden karar gerekçesi eksik ve hatalı şekilde hazırlandığı, ilk başvuru yaptığı tarihteki prime esas kazanç, kur ve o tarihteki emeklilik şartlarına dair hakları korunarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinden kararı istinaf etmiştir.
Davalı Kurum vekili, davanın zaman aşımı, hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, davanın açılmasında hukuki yararı bulunmadığı, ilgili tebligatın iadeli taahhütlü posta yolu ile davacının yurt dışı borçlanma talep dilekçesinde kendisinin bildirmiş olduğu adresine gönderildiği, davacının bildirdiği adreste bulunamamasından dolayı iade edilmesinde kurumun kusuru bulunmadığı, davacının kötü niyetli olduğu, işlemlerin yasal mevzuata ve hukuka uygun olduğundan bahisle istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Davacının Kuruma 31.07.2019 tarihli başvurusunda yurt içi ve dışı iki adres bildirdiği, halen yurt dışında bulunduğuna işaretle her ne kadar borç tahakkuk tebliğinin Türkiye adresine çıkarılması ilgi talepte işaret olunmuş ise de eksik evrak ikmali yönünden Kurumca çıkartılan tebliğin davacının yurt dışı adresi çıkartıldığı, buna karşın borç tahakkuk cetveli tebliğinde bu sefer yurt içi adresini esas alarak işlem yaptığı anlaşılmaktadır. Öte yandan geçerli bir tebliğ olmamasına karşın kurumun başvuruyu cevapsız bırakmış olduğu, değerlendirmesiyle makul süre içinde yeniden başvuru yapılmadığından, bu bağlamda 25.03.2022 tarihli başvurusunun yeni bir borçlanma talebi olduğu değerlendirmesiyle oluşturulan hükümde, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı ve davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Taraf vekilleri, istinaf dilekçesinde yer alan itirazlarını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıya yapılan tebligatın usulsüz olduğunun tespiti ile ilk başvuru yaptığı tarihe göre borçlanma talebinin kabulüne karar verilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 3201 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesidir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.