YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10503
KARAR NO : 2023/4457
KARAR TARİHİ : 22.06.2023
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı lehtar tarafından bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız takipte örnek 10 numaralı ödeme emri tebliği üzerine keşideci borçlunun yasal 5 günlük sürede icra mahkemesine başvurarak imzaya itiraz ettiği, İlk Derece Mahkemesince; alınan bilirkişi raporları doğrultusunda, davanın reddine, borçlu aleyhine asıl alacağın % 20’si oranında tazminata ve %10 oranında para cezasına hükmedilmesine karar verildiği, işbu karara karşı borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın borçlu tarafından temyiz edildiği görülmektedir.
Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz, 2004 sayılı Kanun’un 170 inci maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddenin üçüncü fıkrasında icra mahkemesince imza incelemesinin aynı Kanunun 68/a maddesi dördüncü fıkrasına göre yapılması gerektiği düzenlenmiştir. 2004 sayılı Kanun’un 68/a maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan hükümde atıf yapılan mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 308 inci ve devamı maddelerinde imza inkârı hâlinde mahkemelerce yapılacak usuli işlemler düzenlenmiştir. 6100 sayılı Kanun’un 447 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 1086 sayılı Kanun’a yapılan yollamalar 6100 sayılı Kanun’a yapılmış sayılır. Bu hüküm uyarınca 6100 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden sonra icra mahkemesinde 6100 Kanun’un 208, 211 ve 217 nci maddelerine göre imza incelemesi yapılması gerekmektedir.
İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtayın denetimine elverişli bir raporla
ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 Esas, 2019/1003 Karar sayılı kararında da benimsenmiştir.
Diğer taraftan 6100 sayılı Kanun’un 282 nci maddesine göre hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Mahkeme bilirkişi raporunun tatmin edici bir nitelik taşımadığı kanaatine ulaşacak olursa, yani raporda bazı belirsizlikler ya da çelişkiler bulunduğu kanısına varırsa taraflardan birinin herhangi bir talebi bulunmasa bile bu belirsizliklerin ya da çelişkilerin giderilmesi için kendiliğinden yeni sorular düzenlemek suretiyle aynı bilirkişiden ek rapor alınmasına yahut raporu tanzim eden bilirkişinin sözlü açıklamalarda bulunmak üzere bir gün tayin ederek duruşmaya davet edilmesine ya da gerçeğin ortaya çıkarılması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar bir inceleme yaptırılmasına karar verebilir (6100 sayılı Kanun md. 282, Bilirkişilik Yönetmeliği md. 56).
Somut olayda, Gemerek Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/810 soruşturma sayılı dosyasında alınan, kriminal polis laboratuvar müdürlüğü uzmanı iki bilirkişi tarafından düzenlenen 29.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda “…inceleme konusu senet üzerinde atılı bulunan borçlu imzalarının, mevcut makayese imzalarına kıyasen, … elinden çıktığının beyanına imkan verir nitelikte yeterli ortak kaligrafik bulgu tespit edilemediği…” kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince alınan, adli tıp ve belge inceleme uzmanı tek bilirkişi tarafından düzenlenen 09.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda ise “…. aralarında imza karakteristikleri açısından anlamlı benzerlikler görülmediğinden …. bono aslındaki … adına atılı imzaların …’ nın eli ürünü olmadığı…” kanaatinin bildirdiği, aynı bilirkişiden farklı mukayese belgeler ile yapılan inceleme üzerine alınan 18.03.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda ise “….inceleme konusu senet üzerinde … adına atılan imzalarla …’ a ait mukayese imza örnekleri arasında yapılan karşılaştırma sonucunda, senet üzerindeki düzenleme tarihinden önce atılan mukayese imza örnekleriyle, senet üzerindeki imzalar arasında benzerlikler görüldüğünden, senet üzerinde … adına atılı bulunan imzaların, …’nın eli ürünü olduğu” kanaatinin bildirildiği, bunun üzerine raporlar arasında oluşan çelişki sebebiyle yeniden bilirkişi incelemesine başvurulduğu ve Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’ nin 09.11.2021 tarih 27695533-101.02.2021/73961/5466-5118 sayılı raporunda “…. inceleme konusu senetteki basit tersimli borçlu imzaları ile …’nın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlik saptandığından söz konusu imzaların kuvvetle muhtemel …’nın eli ürünü olduğu….” sonucuna ulaşıldığı görülmektedir.
15.07.2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin (4 sayılı Kararname) “Adli Tıp Üst Kurullarının Görevleri” kenar başlıklı 16 ncı maddesinin 2. fıkrası “ Fizik İhtisas Dairesi ve Trafik İhtisas Dairesinin raporları Adlî Tıp Üst Kurullarında incelemeye alınamaz. Bu dairelerden birinin verdiği raporlar ile diğer bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması hâlinde mahkeme veya Cumhuriyet savcılıklarınca gerekçesi belirtilmek suretiyle talep edilmesi üzerine raporlar, ilgili ihtisas dairesinin en az yedi uzmanının katılımı ile oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetince incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kararlar katılanların oy çokluğuyla alınır, eşitlik hâlinde başkanın bulunduğu taraf oy çokluğunu sağlamış olur.” düzenlemesini içermektedir.
Belirtmek gerekir ki Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesince düzenlenen 09.11.2021 tarihli bilirkişi raporu ile keşideci imzasının kuvvetle muhtemel …’nın eli ürünü olduğu sonucuna ulaşılması, ilk olarak imzanın kesin olarak … eli ürünü olduğu sonucuna ulaşılamadığını ortaya koymaktadır. İkinci olarak ise mukayese imzaları ile takibe dayanak bono üzerindeki imzanın karşılaştırılmasına göre kesin bir sonuca ulaşılmasının da olanaklı olmadığının tespiti anlamına gelmektedir. Bu itibarla Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesince düzenlenen 09.11.2021 tarihli bilirkişi raporu ile dosya kapsamındaki diğer bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu açıktır. (aynı yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.04.2023 tarihli ve 2022/12-332 Esas – 2023/358 Karar sayılı kararı)
O halde İlk Derece Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalara ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.04.2023 tarihli ve 2022/12-332 Esas – 2023/358 Karar sayılı kararında benimsenen ilkelere göre, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince, takibe dayanak bono üzerindeki keşideci imzasının Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin en az yedi uzmanının katılımı ile oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetince incelenmesi ve bu suretle alınacak bilirkişi raporu da değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığa çözüm getirecek nitelikte bulunmayan raporlar hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi ve borçlunun istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddi isabetsiz olup, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ :
Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 09/06/2022 tarih ve 2022/1091 E.- 2022/1098 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, Gemerek İcra Hukuk Mahkemesinin 18/03/2022 tarih ve 2020/18 E. – 2022/5 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.06.2023 gününde oy birliğiyle karar verildi.