YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3965
KARAR NO : 2023/6249
KARAR TARİHİ : 01.06.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1378 E., 2023/106 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 36. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/196 E., 2022/78 K.
Taraflar arasındaki hizmet ve sigorta primine esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararın davalı ve fer’i müdahil kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer’i müdahil kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 18.06.2015 tarihinde davalı işyerinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile elişi işçisi olarak çalışmaya başladığını, çalışması esnasında işveren tarafından sigortasının başlatıldığını ve sigorta primlerinin ödendiğini düşündüğünü ancak sonradan öğrenildiği kadarıyla müvekkilinin sigorta girişi 01.09.2015 tarihinde yapıldığını, davalı işveren, fiilen çalışıyor olmasına rağmen müvekkilinin işe girişini kuruma bildirmediğini ve iki buçuk ay süreyle müvekkil sigortasız çalıştırıldığını, kuruma işe girişini bildirmeyen davalı işveren, müvekkilinin o süre içerisinde sigortalı hizmetlerinden yararlanamamasına ve maddi-manevi kayba uğramasına ve emeklilik işlemlerinin gecikmesine neden olduğunu, fiilen çalışmakta olan müvekkilin zamanında sigorta girişinin yapılmamış olması müvekkilden kaynaklanan bir husus olmayıp işverenin kusuru ve ihmali davranışı nedeniyle müvekkilin mağdur edilemeyeceği ve SGK kayıtlarında bu hususun düzeltilmesi gerekliliği sosyal hukuk devleti ilkesinin gereği olduğunu, müvekkilinin çalışması boyunca almış olduğu maaş asgari ücretin üzerinde olmasına karşın işveren kuruma asgari ücret üzerinden bildirimde bulunduğunu, 12.04.2018 tarihinde davalı işveren yetkilisi tarafından herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin ve savunması alınmaksızın müvekkilinin iş akdine son verildiğini, müvekkilinin istifa ettiğine dair herhangi bir beyanı olmamasına rağmen işten çıkışı SGK kayıtlarına “03 Kod: İstifa” gerekçesi ile bildirildiğini, müvekkilinin işten haksız yere çıkarılması ve bir sonraki iş günü çalışmaya devam etmek için işyerine gelmesi sebebiyle işveren müvekkilini işe geri aldığını, işveren usulsüz şekilde bildirdiği işten çıkışı derhal iptal ettiğini ancak çalışmak için gelen ve işten çıkışını iptal ettiği müvekkile tekrar işten çıkarıldığı ve kişisel eşyalarını toplaması gerektiğini bildirdiğini, “03.05.2018” tarihinde işten çıkarıldığını bildiren bir ihtarname gönderildiğini, feshe gerekçe olarak “İş Kanunu’nun 25/2-d ve 25/2-g maddelerine aykırı davranışları sebebiyle iş akdi 30.05.2018 tarihi itibariyle feshedilmiştir.” yazıldığını, müvekkilinin işten çıkarılması ise davalı tarafından 12.05.2018 tarihinde kuruma bildirildiğini ancak yapılan feshin geçersiz olduğunu beyanla müvekkilinin 18.06.2015 -01.09.2015 tarihleri arasında kuruma bildirilmeyen sigortalılığının tespiti ile sgk kayıtlarının bu tespite göre düzeltilmesine, kuruma eksik bildirilen prime esas ücretinin tespiti ile SGK kayıtlarının bu tespite göre düzeltilmesine, müvekkilinin 01.01.2012 -31.07.2017 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespiti çalışmalarına ait yatırılmayan ya da eksik yatırılmış primlerin davalı işveren tarafından ödenmesine, iş akdi devam ederken usul ve esasa uyulmadan yapılan feshin geçerli bir sebebe dayanmadığının tespiti ile işten çıkış kodunun 04 olarak düzeltilmesine, kanunlardan doğan ve doğacak diğer tüm işçilik haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin onlarca çalışana sahip bir şirket olup yükümlülüklerini kanunlara uygun şekilde yerine getirdiğini, müvekkili şirket diğer çalışanlarında olduğu gibi davacının da işe alındığı tarihe göre yani 01.09.2015 tarihinde sigorta girişini yapmış ve bunu ilgili kurum SGK’ya bildirdiğini, davacının müvekkili şirkete açmış olduğu … 1.İş Mahkemesinin 2018/159 esas sayılı işe iade davası olduğunu, daha önce açılmış olunan söz konusu işe iade davasında zaten davacı iş akdinin feshinin geçerli bir sebebe dayanmadığının tespitini ve işten çıkış kodunun 04 olarak düzeltilmesini talep etmiş ise de halen görülmekte olan işe iade davası sebebiyle yukarıda bahsedilen talepler yönünden derdestlik itirazında bulunarak bu taleplerin reddi gerektiğini, davacının dilekçesinde hiç bahsetmediği yalnızca sonuç ve talep kısmında iddia ettiği 01.01.2012 – 31.07.2017 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitini ve eksik yatırılan primlerin ödenmesini istemesini ise anlaşılmadığını, dava dilekçesinde 18.06.2015 tarihinde işe başladığını kendisinin de ifade ettiğini, dilekçede de bu dönemle alakalı en ufak bir bilgi bulunmadığını, müvekkili şirket ve kurum kayıtları esas olduğunu, ayrıca bu dönemler için 5 yıllık hak düşürücü süre geçtiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Feri müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davacının çalışmaları bakımından müvekkili kurum kayıtlarının esas olduğunu, davacının huzurdaki dava ile ileri sürdüğü iddiaları, müvekkili kurum kayıtlarına eş değerde belgelerle kanıtlanması gerektiğinden davacının çalışma iddialarını salt tanık anlatımlarına dayalı olarak kanıtlamasına muvafakat etmediklerini, davacının işyerinde devamlı olarak hizmet akdi ile çalışmış olduğunu, tanık beyanları dışında resmi, yazılı ve sağlıklı deliller ile ispatlaması gerektiğini, prime esas kazanç tutarı bakımından ise kanunun ilgili maddesi gereğince ancak yazılı delille ispat edilebileceğini, bu konuda tanık dinlenmesine muvafakatlerinin olmadığını, kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 23.03.2021 tarihindeki duruşmaya katılmadığı, davanın yenilendiği, yeni duruşma gününün davacıya tebliğ edilmesine rağmen 03.03.2022 tarihli duruşmaya da katılmadığı, davalının da davayı takip etmediği anlaşıldığından HMK 150/1 ve 320/4 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer’i müdahil kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı şirket vekili; davanın her biri ayrı bağımsız bir dava niteliğinde olan taleplerden oluştuğunu, objektif dava birleşmesi olduğunu, böyle durumlarda ayrı ayrı iki vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
Fer’i müdahil Kurum vekili; dava konusu olan prime esas kazanç bakımından fer’i müdahil değil taraf olduklarını, bu sebeple vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davanın hizmet tespiti davası olup kurumun fer’i müdahil olduğu, lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilemeyeceği, davalı şirket vekilinin her bir talep için ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönündeki istinaf talebinin yerinde olmadığı, Mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer’i müdahil kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, istinaf dilekçesinde belirttiği gerekçelerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Fer’i müdahil kurum vekili, istinaf dilekçesinde belirttiği gerekçelerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hizmet ve sigorta primine esas kazanç tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ” Tarafların Duruşmaya Gelmemesi, Sonuçları ve Davanın Açılmamış Sayılması ” başlıklı 150 inci maddesinde (1) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.
(2) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.
(3) Duruşma gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hâllerde gün tespit ettirilmemişse, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle dosya işlemden kaldırılır.
(4) Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır.
(5) İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.
(6) İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır.
(7) Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır.” düzenlemesine; aynı Kanun’un 320/4 üncü maddesinde ise, ”Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dava, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ve fer’i müdahil kurum vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.