YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6964
KARAR NO : 2023/2733
KARAR TARİHİ : 04.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2018/2 E., 2020/8 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın feragat nedeni ile reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı … tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Uygulama Kadastrosu sırasında Bitlis ili, … ilçesi, … Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda davacılar … ve … adına kayıtlı bulunan 151 ada 7 parsel sayılı 240,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 320,25 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davacı … ile dava dışı … adına kayıtlı bulunan 151 ada 8 parsel sayılı 2.100,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, 2.229,93 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edildikten sonra 19.08.2014 tarihli komisyon kararı ile 151 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 240,44 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tesciline karar verilmiştir.
2. Davacılar … ile …’yı temsilen …, uygulama kadastrosu sırasında taşınmazların sınırının yanlış belirlendiğini ileri sürerek uygulama kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların sınırlarının düzeltilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı … Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; davalı idarenin pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, uygulama kadastrosunun usul ve yasaya uygun olarak yapılmış olup, davanın esas yönü ile de haksız ve dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.06.2015 tarih ve 2014/61 Esas, 2015/14 Karar sayılı kararı ile “dava konusu 151 ada 7 parsel sayılı taşınmaza ait pafta ile fotogrametrik hava fotoğraflı uçuş paftası çakıştırılıp incelendiğinde, çekişmeli taşınmazın hükme esas krokide (A) harfi ile gösterilen kısmı da kapsar şekilde kullanıldığı ve taşınmazdaki yüzölçümü azalmasının uygulama kadastrosu sırasında bu kısmın taşınmaza dahil edilmemesinden kaynaklandığı gerekçesi ile davanın kabulüne, çekişmeli 151 ada 7 parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastrosu tespitinin iptali ile fen bilirkişilerinin 05.06.2015 tarihli raporunun eki krokide (A) harfi ile gösterilen 39,18 metrekare yüzölçümündeki bölümün bu parsele eklenmek suretiyle tapuya kayıt ve tesciline” karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay ( Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.11.2017 tarihli ve 2015/ 17862 Esas, 2017/8214 Karar sayılı kararıyla “tesis kadastrosuna ilişkin ölçü krokisi, ölçü cetveli ve diğer teknik belgeler ile tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları getirilerek yöntemince rapor ve harita alınmadığı, fen bilirkişilerinin taşınmazın tesis kadastrosu sırasındaki ve uygulama kadastrosu sırasındaki durumunu net olarak ortaya koymayan, denetime elverişsiz ve soyut raporlarına itibar edilerek hüküm kurulduğu açıklanarak öncelikle tesis ve uygulama kadastrolarına esas alınan teknik belgeler getirilerek dosyanın ikmal edilmesi, daha sonra harita mühendisi sıfatına sahip üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yöntemince inceleme ve araştırma yapılması, bundan toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilerek hükmün bozulmasına” karar verilmiştir.
B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “davacıların 08.09.2020 tarihli dilekçeleri ile davadan feragat ettikleri gerekçesi ile davanın feragat nedeni ile reddine, davalı Hazine ile davalı … Belediye Başkanlığı kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) gereğince ayrı ayrı 3.400,00 TL’nin davacılardan alınarak davalılara verilmesine” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı … temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı … temyiz dilekçesinde, ret sebebi aynı olmasına karşın davalı idareler yararına iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, feragat nedeni ile reddedilen davada, davalılar yararına birden fazla vekalet ücretine hükmedilip hükmedilemeyeceğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi.
3. Değerlendirme
1.Karar başlığında davacı olarak gösterilen …, 3402 sayılı Kanun’un 31 inci maddesi çerçevesinde eşi …’yı temsilen dava açtığına göre davacı sıfatı …’ya ait olup, karar başlığında davacı olarak …’nın gösterilmesi gerekmekle beraber, bu kişinin karar başlığında gösterilmeyip, …’nın davacı olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir, sonuca etkili olmayan maddi hata olarak kabul edilmiştir.
2. Davacının temyiz isteği vekalet ücretine yöneliktir. Karara tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 3/2 nci maddesinde, ret sebebi ortak olan davalılar lehine tek avukatlık ücretine hükmolunacağı belirtilmiş olup, Mahkemece, eldeki davada ret sebebi aynı olan ve kendilerini vekille temsil ettiren davalılar lehine tek vekalet ücreti tayin ve takdiri gerekirken, ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz olduğu gibi, kadastro hakimi, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve dava konusu edilen taşınmaz ya da taşınmazlar hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorunda olduğu halde, çekişmeli taşınmazlar ile ilgili olarak tescil hükmü kurulmamış olması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (2) ve (3) numaralı bentlerinin hüküm yerinden çıkarılarak yerlerine (2) numaralı bent olarak, “…dava konusu 151 ada 7 parsel sayılı taşınmazın uygulama tespitinin 19.08.2014 tarihli komisyon kararı gibi, 151 ada 8 parsel sayılı taşınmazın ise uygulama tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline…”, (3) numaralı bent olarak ise, “…Davalı Hazine ve davalı … kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden AAÜT gereği 3.400,00 TL’nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine…” ibarelerinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 … içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
04.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.