YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5787
KARAR NO : 2023/3382
KARAR TARİHİ : 31.05.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1944 E., 2020/1815 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma talebinin nitelikten reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sırasında, … ilçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan 340 ada 5 parsel sayılı 3.667,42 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kullanıcısının belirlenemediği belirtilmek suretiyle, beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı şerhi verilerek, bahçe niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacı … vekili İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesine ibraz ettiği dava dilekçesiyle; … ilçesi … Mahallesi 340 ada 5 parsel sayılı taşınmazın müvekkili olan dava tarafından dava dışı üçüncü kişiden satın alındığını ileri sürerek, taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmış ve bu mahkemenin 09.04.2015 tarih ve 2014/534 Esas, 2015/126 Karar sayılı kararıyla, kadastro tutanağının kesinleşmediği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosya usule uygun olarak Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, şerhe ilişkin taleplerin genel mahkemeden talep edilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddinin savunmuştur.
2. Dahili davalı … 18.11.2016 tarihli celsede; dava konusu taşınmazın J harfi ile gösterilen kısmını bir araba karşılığında satın aldığını, arazinin kendisinin olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin 13.09.2017 tarih ve 2015/34 Esas, 2017/57 Karar sayılı önceki kararıyla; davacı … …’ın davasının reddine, dava konusu … Mahallesi 340 ada 5 nolu parselin tapu kaydı oluşmuş olduğundan yeniden tescil hükmü kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin bu kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 09.10.2018 tarihli ve 2018/364 Esas, 2018/1523 Karar sayılı kararıyla; “dosya kapsamından … Kadastro Mahkemesinin 2010/2196 Esas ve 2011/1251 Karar sayılı kesinleşen ilamıyla lehine kullanıcı şerhi verilen …’ı ilgilendiren bir karar söz konusu olduğu halde İstanbul Anadolu 2. Kadastro Mahkemesinin 2013/141 Esas sayılı kararının başlığında bu kişinin bulunmadığı, davadan haberdar edilip, savunma hakkının kendisine verilmediği, yine … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/768 Esas ve 2012/299 Karar sayılı dosyasında, 340 ada 5 nolu parselle ilgili görülen davada, … lehine verilen kararın 07.11.2012 tarihinde kesinleştiği ve tapuya işlendiği, kararın dayanağı krokide (B) harfiyle gösterilen bölümün, İstanbul Anadolu Kadastro Mahkemesi’ nin 2013/141 E, 2014/252 K sayılı ilamın dayanağı krokide, (I) harfiyle gösterilen alanla kısmen veya tamamen çakıştığının ilk bakışta gözlendiği, doğru ve düzgün sicil oluşturulması için yukarıda bahsi geçen … ve …’a ait dava dosyaları da dosya arasına alınarak, bu kişilerin ve taleplerine konu alanlara yönelik talepleri olan kişilerin de davaya dahil edilmeleri suretiyle dava şartı olan taraf teşkili sağlandıktan sonra, tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunma çerçevesinde, ibrazı halinde delillerin toplanarak infazda çelişki ve tereddüt oluşturmayacak şekilde bir sonuca gidilmesi gerektiği” belirtilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3. Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı sonrası yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “dava konusu taşınmaz üzerinde davacının fiili kullanımı olmadığı, yapılan keşif sonucunda ve kendi beyanıyla anlaşıldığı, davacı dava konusu taşınmaza ilişkin 1993 yılında emlak beyanında bulunduğu ve eki özel senette satın aldığı 56 nolu parseli kapsadığı belirtilmiş ancak davalının dava konusu taşınmaz üzerine satın aldıktan sonra ev yapmaya başladığı ve beton duvar inşa ettiği davacının ise 3-4 yıl önce bu duvarları fark edip, Medeni Kanunun çerçevesinde 1 yıllık hak düşürücü süre içinde zilyetliğin korunması davası açmadığı, bu nedenle taşınmaza ilişkin vergi ödemesinde bulunmuş olsa dahi süresinde zilyetliğin korunması davası açmadığından davacının taşınmaz üzerinde hukuken korunmaya değer zilyetliği olmadığı, dava konusu taşınmaz üzerinde davalının somut verilerle fiili zilyet olduğu ” gerekçesiyle davanın reddine, … Kadastro Mahkemesi 2013/141 Esas ve 2014/252 Karar sayılı dosya davacısı … ve … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/768 Esas ve 2012/299 Karar sayılı dosya davacısı …’un davaları hakkında karar verilmesine ve dava konusu … Mahallesi 340 ada 5 nolu parselin tamamının mahkeme kararları ile tapu kaydı oluşmuş olduğundan yeniden tescil hükmü kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; istinaf mahkemesince belirtilen eksikliklerin tamamlanmadığını, bilirkişi raporu, belediye kayıtları ve tanık beyanları ile davacının taşınmazın zilyetliğini devraldığının sabit olduğunu, 1993 yılından beri davacının emlak vergilerini ödediğini, bina inşa etmek istediğini, ancak belediyenin izin vermemesi üzerine kaçak yapı yapmak istemediğini, ağaçlandırdığını, ağaçların tahrip edildiğini, mesire alanı olarak kullandığını, mahkemece tanıklara kullanımın açıklatılmadığını, kısa beyanlar alındığını, davalı …’in taşınmazı duvarla çevirdiğini, duvarın belediye tarafından yıkılması nedeniyle davacının zilyetliğin tecavüzüne ilişkin başvurusu olmadığını, belediyeden bu hususun sorulmadığını, davalının hukuksuz inşaatına üstünlük tanınamayacağını, taşınmazda inşaat izni olmaması nedeniyle fiilen davacının sürekli kullanımının olamayacağını, taşınmazın karşı sokağında yer alan taşınmazlarla ilgili İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/269 Esas sayılı dosyası ve benzer başka dosyalarda tanık beyanlarının ve belediye kayıtlarının yeterli görüldüğünü açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “her ne kadar davacı tarafından fiili kullanım nedeniyle kullanıcı şerhi yazılması talep edilmiş ise de, toplanan delillere göre, kullanım kadastrosu tespit tarihi itibariyle davacı tarafın dava konusu taşınmazda şartları yukarıda izah edilen fiili kullanımlarının bulunmadığı, bu tür bir zilyetliğin de ispat edilemediği anlaşıldığından, yazılı şekilde karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı” gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kullanım kadastrosuna itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’na (3402 sayılı Kanun) 5831 sayılı Kanun’un 8/1 inci maddesi ile eklenen Ek-4 üncü maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sonucunda düzenlenen kadastro tutanağının beyanlar hanesine davacının kullanıcı olarak yazılmasının mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanununa 5831 sayılı Kanun’un 8/1 inci maddesi ile eklenen Ek-4 üncü maddesi, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2/B maddesi,
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 120,60 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.