Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2009/32396 E. 2011/1935 K. 07.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/32396
KARAR NO : 2011/1935
KARAR TARİHİ : 07.02.2011

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama ve hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar hakkında asıl hükümle birlikte verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin kararların temyize tabi olduğu, itiraza tabi kararlardan olmadığı ve 5271 sayılı CMK.nun 264. maddesine göre de kanun yolunun ve merciin belirlenmesinde yanılma başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından sanık …’in itirazının reddine ilişkin Emirdağ Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/74 değişik iş numaralı kararının hukuken bir geçerliliği olmadığı anlaşılmakla;
1)-Katılan-Sanık … ve Sanık …’in sanıklar hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde:
Katılan-sanık …’in sanık … hakkındaki kasten yaralama suçunun suç vasfına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Sanıklar hakkında kasten yaralama suçundan hükmolunan cezaların miktar ve türüne göre hükmün; 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 Sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 Sayılı CMUK’nun 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihine göre, temyizi mümkün olmadığından katılan-sanık … ve sanık …’in bu suçtan kurulan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin aynı kanunun 317.maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
2)-Sanıklar hakkında hakaret suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde:
Dosya içeriğine göre, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
a)-Sanık …’e atılı hakaret suçu nedeniyle, uzlaşma işlemlerinin; 5271 sayılı CMK.nun uzlaşma işlemlerinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 253 ve 254. maddelerinde öngörülen yöntem izlenmek suretiyle yerine getirilmesi zorunlu olduğu halde, şikayetçi-sanık …’in soruşturma aşamasında 29.08.2005 tarihli alınan ve kovuşturma aşamasında 26.12.2005 tarihli celsede alınan beyanlarında, uzlaşmayı kabul etmemesi yeterli görülerek sanık …’e uzlaşma teklif edilmeden eksik ve usulüne uygun olmayan işleme dayalı olarak yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
b)- 5237 Sayılı TCK.nun 7. ve 5252 Sayılı Kanunun 9. maddeleri uyarınca sanıkların hakaret suçundan eylemlerinin uyduğu kabul edilen 765 sayılı TCK. ve 5237 sayılı TCK.nun tüm hükümleri olaya ayrı ayrı uygulanmak suretiyle sonuçlar belirlenmesi, bu şekilde belirlenen sonuç cezaların karşılaştırılması ve sonucuna göre lehe olan kanunun belirlenmesi gerekirken açıklanan şekilde ve denetime olanak verecek biçimde cezalar hesaplanıp sonuçlar belirlenmeden ve 5237 sayılı TCK.nun 125/1. maddesinde öngörülen seçimlik cezalardan adli para cezasının tercih edilmesi ve alt sınırdan hüküm kurulması halinde 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı kanunun 1. maddesiyle 5237 sayılı TCK.nun 61. maddesine 9. fıkra eklenmesinden önce işlenen suçlarda adli para cezasının alt sınırı 5 gün olduğundan 5237 sayılı yasanın sanıklar lehine olabileceği gözetilmeden 765 sayılı yasa hükümlerinin lehe olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
c)-Sanıkların hakaret suçunu karşılıklı olarak işledikleri kabul edildiği halde, haklarında 765 sayılı TCK.nun 485/2. maddesinin (5237 sayılı TCK.nun 129/3. maddesi) uygulanmasının gerekip gerekmediğinin tartışılmaması,
d)-Sanık …’in geçmişteki halini ve suç işleme hususundaki eğilimlerini içeren yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeden hakkında hükmolunan cezanın 647 sayılı kanunun 6. maddesi uyarınca ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi,
e)- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250, 2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararın maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığı ve şikayetçi …’in hakaret suçundan doğan ve dosyaya yansıyan maddi bir zararının da bulunmadığı gözetilmeden mağdurun zarar ve ziyanının karşılanmadığı gerekçesiyle daha önce kasıtlı suçtan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel bir mahkumiyeti bulunmayan sanık … hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan-sanık … ve sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 07.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.