Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/4670 E. 2023/4666 K. 02.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4670
KARAR NO : 2023/4666
KARAR TARİHİ : 02.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1711 E., 2023/362 K.
KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 33. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/260 E., 2021/184 K.

Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali ve tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı SGK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Bağ-Kur kapsamında davalı Kurumca gönderilen 6089 gün sayısını içeren borçlanma tahakkuk cetveline karşı süresinde 32.0000,00 TL ödeyerek 3190 gün karşılığı kısmi ödeme yaptığını, 3190 günün 21.09.1987 ve sonraki 3190 güne sayılması için 23.12.2015 tarihli dilekçe ile talepte bulunulduğunu, 28.12.2015 tarihli borçlanma talebine istinaden SSK kapsamında düzenlenen ve 01.06.1998-30.06.2004 tarihlerini içeren 2190 günlük borçlanma tahakkuk cetveline göre de süresinde ödeme yaptığını, bu ödemelerle müvekkilin 3190 gün Bağ-Kur, 2190 gün SSK olmak üzere toplam 5380 gün yurtdışı borçlanması yaptığını, daha sonra davalı kurumca gönderilen 08.11.2016 tarih ve 15254560 sayılı yazı ile Bağ-Kur borçlanmasının 10.1.1995-19.08.2014 tarihlerine mal edildiği ve aynı dönemde çakışma olduğu için 4/a kapsamındaki borçlanmanın iptal edildiğinin bildirildiğini, bu işlemle emeklilik hakkını kaybettiğini, 4/b ve 4/a hizmetlerinin çakışması halinde 4/a hizmetine öncelik tanınmasının 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesi gereği olduğunu, bu nedenle davalı Kurum tarafından SSK kapsamında gönderilen borçlanma tahakkuk cetveline öncelik tanınarak geçerli sayılmasını, bu sürelerle çakışan Bağ-Kur sürelerinin ise SSK hizmetinin başladığı 01.06.1998 öncesine mal edilmesi gerektiğini belirtilerek, davalı Kurumun 08.11.2016 tarih ve 15254560 sayılı işleminin iptaline ve 01.06.1998-30.06.2004 tarihlerini içeren 2190 günlük borçlanmasının geçerliliğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı SGK vekili; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Davanın kabulü ile Sosyal Güvenlik Kurumunun 08.11.2016 tarihli ve 15254560 sayılı işleminin iptaline, davacının 01.06.1998 – 30.06.2004 tarihleri arasındaki 2190 günlük borçlanmasının geçerli olduğunun tespitine,” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B.İstinaf Sebepleri
Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde; yerel Mahkeme kararının müvekkili Kurum lehine ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Somut olayda, 20.08.2004 tarihinde vatandaşlıktan izinle çıkan davacının yaptığı kısmi ödemenin, vatandaşlıktan çıktığı tarih gözetilmek sureti ile yurt dışında çalıştığı sürenin sonundan başlanarak 10.10.1995-19.08.2004 tarihleri arasına mal edilmesinde ve henüz 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(a) bendi kapsamında sigortalılığı bulunmadığından borçlanmanın Bağ-Kur kapsamında kabul edilmesinde bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Davacının dava konusu olan ikinci yurt dışı borçlanmasının ise bu sebeple 01.06.1998 tarihinden itibaren mal edilmesi ve 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(a) bendi kapsamında sayılması mümkün değildir. Her ne kadar davacının ikinci yurt dışı borçlanması ile yaptığı ödemenin Kurum tarafından tamamen iptal edilmeyip 10.10.1995 tarihi öncesine mal edilmesi gerekmekteyse de davacının işbu davadaki talebi gözetildiğinde davanın reddine karar verilmesi yerine kabulüne karar verilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bunun yanı sıra belirtmek gerekir ki, mahkemece gerekçeli kararda sözü edilen, bir sigortalının aynı anda birden fazla sigortalılık statüsüne sahip olması halinde hangisine üstünlük tanınacağına dair yasal düzenleme içeren 5510 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin eldeki davada uygulama yeri yoktur.” gerekçelerine dayalı olarak “Davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1-b.2 maddesi uyarınca kabulüne, … 33. İş Mahkemesi’nin 29.06.2021 tarih ve 2019/260 E. ve 2021/184 K. sayılı kararının kaldırılmasına, yerine, davanın reddine,” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 4/b ve 4/a hizmetlerinin çakışması halinde 4/a hizmetine öncelik verilmesinin, 5510 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi gereği olduğu, bu kapsamda, 13.04.2016 tarihli borç tahakkuk cetveline göre öncelik tanınarak, bu sürelerde çakışan bağkur sürelerinin SSK hizmetinin başladığı 01.06.1998 öncesine mal edilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 01.06.1998-30.06.2004 tarihlerini içeren 2190 günlük borçlanmasının geçerliliğinin tespiti ve aksine Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
3201 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.