Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/9735 E. 2023/518 K. 15.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9735
KARAR NO : 2023/518
KARAR TARİHİ : 15.02.2023

TUTUKLU

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1377 E., 2021/1451 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Çorum 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.08.2021 tarihli ve 2019/87 Esas, 2021/163 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,, hak yoksunluklarına cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.

2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 04.10.2021 tarihli ve 2021/1377 Esas, 2021/1451 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 18.11.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle;

1-Sanık müdafii olarak sözlü yaptığı savunmaların duruşma zaptına yanlış geçirilerek tutanaklara tam olarak yansıtılmadığına, savunmaların bir kısmının ise tam aksi şeklinde zapta geçirildiğine,

2-Teşdit uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna,

3-Takdiri indirim uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna,

4-Tanıkların kanuna aykırı olarak dinlendiğine, atılı suçun şeriği olan tanıklara tanıklıktan çekilme hakkı hatırlatılmadan ve yeminsiz olarak dinlenmeleri gerekirken bu usule uyulmadan müvekkilini gıyabında beyanlarının alınmasının yüz yüzelik ilkesine aykırılık teşkil ettiğine, tanık anlatımlarında suç teşkil eden bir eylem bulunmadığına,

5-Hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine, suçun maddi ve manevi unsurunun oluşmadığına,

6- ByLock’un hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna ve hükme esas alınamayacağına,

7-Çalıştığı kurumlardan dolayı zorunlu olarak katıldığı protesto eylemlerinin delil olarak kabul edilemeyeceğine,

ve sair sebeplere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Buna göre; aynı bölgede ve aynı zaman diliminde örgütsel faaliyet yürüttükleri belirlenen tanıkların, birlerininkiyle uyumlu olup yer, zaman ve konumlandırma bakımından örtüşen anlatımları ile ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının hükme esas alınması gerektiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü bünyesinde, BİM (Bölge İlköğretim Mesulü), BLM (Bölge Lise Mesulü) ve BBLM (Büyük Bölge Lise Mesulü) olarak faaliyetler yürütüp örgüt içi haberleşmesini ByLock adlı uygulama üzerinden gerçekleştirdiği sabit görülmüştür.

Küçük bir hücre yapılanmasının sıradan bir mensubuna nazaran, uzun yıllar örgüt içerisinde yer alıp BİM (Bölge İlköğretim Mesulü), BLM (Bölge Lise Mesulü) ve BBLM (Büyük Bölge Lise Mesulü) olarak adlandırılan görevleri yürütmesi şeklinde yansıyan örgütteki konumunun oluşturduğu tehlikeliliğin fazlalığı nazara alınıp cezanın bireyselleştirilmesi yapılırken kanunda belirlenen alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulmuştur. Bütün bu anlatımlardan sonra; iddia, savunma, tanık anlatımları, adli tutanaklar ve bütün dosya kapsamına göre, sanığın 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;

a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay( kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.

b) Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı kabul edilmiştir.

c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, … ID numaralar üzerinden ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgüt içerisinde bölge ilk öğretim mesulü, bölge ve büyük bölge lise mesulü olarak faaliyet yürüten sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir, ancak;

1- Anayasa’nın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK’nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurunun ağırlığı bağlamında, sanığın örgüt içindeki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin nitelik süreklilik ve çeşitliliği ile faaliyet alanı gözetilerek, dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile teşdidin derecesinde hataya düşülerek fazla ceza tayin edilmesi,

2- Takdiri indirim nedeni olarak sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar karar yerinde tartışılıp değerlendirilmeden olumsuz kişiliğine yahut davranışına dair dosyaya yansıyan bir tespit bulunmayan geçmişte adli sicil kaydı olmayan, hakkında başlatılan ceza soruşturmasından haberdar olmadığı ve babasına ait evde kalmakta olduğuna ilşkin savunmanın aksi kanıtlanmadan yerinde olmayan gerekçe ile TCK’nın 62 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 04.10.2021 tarihli ve 2021/1377 Esas, 2021/1451 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, müsnet suçun niteliği, kaçacağına dair somut olgular bulunan sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, mevcut delil durumu gözetilerek tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Çorum 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.02.2023 tarihinde karar verildi.