YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4486
KARAR NO : 2023/6053
KARAR TARİHİ : 29.05.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/27 E., 2023/152 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/145 E., 2022/443 K.
Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf başvurusunun süresinde olmadığı anlaşılmakla ek karar ile istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Ek kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; vefat eden babasından ölüm aylığı almaya hak kazanan davacının maaşının 14.08.2018 tarihinde tebliğ edilen borç bildirimi ile kesildiğini, borç bildirimine karşı Kuruma yapılan başvuruya cevap verilmediğini, borcun hangi tarihten başlatıldığının bildirilmediğini, bunun dahi belgenin iptalini gerektirdiğini, borca dayanak denetmen raporunda gerekli incelemelerin hukuka uygun olmadığını, rapor kapsamında dinlenen tanıkların imzalı beyanları bulunmadığını, davacı ve eski eşinin bir arada yaşamadığını beyanla davacı hakkında düzenlenen ödeme emrinin dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurulmasına, ödeme emrinin (kurum işleminin) iptali ile davacıya ödenmeyen dönemde de ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitini, davacının maaşının kesildiği tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, aksi Kurum işleminin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurumun denetim memurlarınca tutulan 11.05.2018 tarihli tutanaklarda ifadesi alınan mahalle sakinlerinin tümünün beyanlarında davacı ve …’ın çocukları ve …’ın babası ile birlikte yaşadıklarını, boşandıklarını bilmediklerini ifade ettiklerini, davacı taraf her ne kadar işbu tutanak ve ifadelere itibar edilemeyeceğini iddia etmekte ise de; 5510 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesinin “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmüne amir olduğunu, İl Nüfus Müdürlüğünden gelen kayıtlara göre de davacı ve …’ın 2007 yılında boşanmış olmalarına rağmen ikamet adreslerinin aynı olduğunu, yapılan Kurum işlemlerinin hukuka uygun olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında yer alan yazılı delillerin davacı iddiasının aksini destekler mahiyette olduğu, denetmenler tarafından düzenlenen tutanakların aksinin ispat edilemediği, Kurum işleminin yerinde olduğu değerlendirildiğinden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuş, İlk Derece Mahkemesince istinaf başvurusunun süresinde olmadığı anlaşılmakla 28.11.2022 tarihinde verilen istinaf başvurusunun reddine dair ek karara karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili ek karara karşı sunduğu istinaf dilekçesinde; mahkemece verilen istinaf değerlendirmesi kararının da mahkemenin esasa dair verdiği kararı gibi usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı kurum tarafından hazırlanan ve borcun dayanağı olan tutanak tanıklarının dahi mahkeme huzurunda tutanaktaki şekliyle beyanda bulunmadıklarını, davacının, eşi ile fiilen evliymiş gibi yaşamadıklarını, eşiyle bir araya gelmediklerini beyan ettiklerini, tarafların boşandıktan sonra asla fiilen birlikte yaşamadıklarını, adres kayıt sisteminde aynı adreste oturuyor görünüyor olsa dahi bunun sebebinin fiilen birlikte yaşama olgusu olmadığını, davacının eski eşinin sisteme kayıtlı adresini değiştirme gereği duymaması olduğunu, davacının ikametinin elektrik aboneliği eski eşinin üstüne kayıtlı ise de yine bu durumun da tarafların müşterek çocuklarının bulunması, müşterek çocuğun davacı ile o evde yaşaması ve bu nedenle de eski eşi tarafından giderlere katılma zorunluluğu olduğunu, davacı, boşandıktan sonra eski eşinin babasının hastalığı ve bakıma muhtaçlığı nedeniyle eski eşinin babasına bir süre bakmışsa da bu durumun tek başına eski eş ile birlikte yaşama olgusunu ortaya koymayacağını, kurum raporunun aksine davacının boşandığı eşi ile aynı adreste yaşamadığının yazılı belgeler ve tanık anlatımları ile ispat edildiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen dosyada verilen 28.11.2022 tarihli istinaf dilekçesinin reddine ilişkin ek kararına yönelik davacı tarafın istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353-(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf başvuru dilekçesinin tarihinin 23.11.2022 olduğunu, harçlandırılmaksızın 23.11.2022 tarihinde ön büroya sunulduğunu, Uyap sistemindeki taranmış evraktan da görüleceği üzere dilekçeye ilk olarak 23.11.2022 tarihinde havale işlemi yapıldığını ancak muhtemelen iş yoğunluğundan ve harçlandırılmamış olması sebebiyle de işlemin askıda kaldığını, bu durumun farkına varılması üzerine havale tarihi 25.11.2023 olarak düzeltilip, sisteme tarandığını, bu nedenle istinaf dilekçesi 25.11.2023 havale tarihli olarak değerlendirilerek istinaf başvurusunun reddine karar verildiğini, havale tarihinde yapılan değişikliğin dilekçeden de anlaşıldığını, esas yönünden istinaf dilekçesi ile benzer nedenlerle eksik incelmeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığını belirterek yetim aylığının kesilmesine ilişkin olarak tesis edilen işlemin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.