Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2020/1542 E. 2023/7170 K. 06.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/1542
KARAR NO : 2023/7170
KARAR TARİHİ : 06.06.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/222 Esas, 2013/151 Karar
SUÇLAR : İhaleye fesat karıştırma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.05.2013 tarihli ve 2012/222 Esas, 2013/151 sayılı Kararının katılan ve suçtan zarar görenler vekilleri ile sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Sanık … hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası uyarınca itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanun’un 264 üncü maddesi uyarınca katılan vekilinin buna yönelik temyiz isteğinin itiraz mahiyetinde kabul edilip mahallinde mercince değerlendirilerek itirazın reddedildiği anlaşılmıştır.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, kamu görevlisi olmayan sanıklara yüklenen ihaleye fesat karıştırma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesine göre doğrudan zarar görmeyen Adalet Bakanlığının bu suçtan verilen hükümleri temyiz etme hakkının bulunmadığı anlaşılmıştır.
5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre ihaleye fesat karıştırma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun değişiklik öncesindeki 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Hazinenin başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.

Sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin; hüküm tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.10.2012 tarihli ve 2012/2914 Esas, 2012/1593 Soruşturma, 2012/141 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 235 inci maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (d) bendi ile 37 nci maddesi uyarınca cezalandırılmaları, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.05.2013 tarihli ve 2012/222 Esas, 2013/151 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 235 inci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi delaletiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanıklar müdafiilerinin temyiz istemleri, sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2.Katılan Lbt Varlık Yönetim A.Ş. vekilinin temyiz istemi, alt sınırdan uzaklaşılmadan ceza tayin edilmesinin hatalı olduğuna, katılan Hazine ile suçtan zarar gören … vekilinin temyiz istemleri ise kurum zararı araştırılmadan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde sanık …’ın yetkilisi olduğu şirkete ait borcun ödenmemesi nedeniyle bu borca karşılık üzerinde ipotek olan taşınmazın icra müdürlüğü tarafından satış işlemlerine başlandığı ve taşınmazın kıymet takdir bedelinin 85.000 TL olarak belirlendiği, ilk yapılan ihaleye kimsenin katılmadığı, yapılan ikinci ihaleye daha önceden bir süre sanık …’in yanında işçi olarak çalışan … ile hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanık …’in boşanmış olduğu eski eşi …’ın katıldığı, sanıklardan …’un ihalede 36.300 TL teklif sunduğu, diğer sanık …’ın ise hem bu teklifin hem de taşınmazın kıymet takdir bedelinin üzerinde olacak şekilde 120.000 TL’lik bir teklif sunarak ihaleyi kazandığı ancak sanık …’ın yasal süre içerisinde ihale bedelini yatırmaması nedeniyle bu ihalenin iptal edildiği, daha sonra sanık …’ın ardından ikinci en yüksek teklifi sunmuş olan sanık …’un teklif ettiği ihale bedelini yatırarak taşınmazı satın aldığı somut olayda; sanıkların ihale sürecinden önce ipotekli taşınmazın başkalarına satılmasını önlemek ve düşük ihale bedeliyle taşınmazı satın almak için aralarında anlaşma yaparak birlikte hareket ettikleri ve bu suretle ihaleye fesat karıştırdıkları iddia ve kabul edilerek ihaleye fesat karıştırma suçundan cezalandırılmalarına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanıklar hakkında ihaleden önce ipotekli taşınmazın başkalarına satılmasını önlemek ve düşük ihale bedeliyle taşınmazı satın almak için aralarında anlaşma yaparak birlikte hareket ettikleri ve bu suretle ihaleye fesat karıştırdıklarından bahisle bu suçtan mahkumiyetlerine karar verilmiş ise de; tüm dosya kapsamına göre, sanıkların ihale öncesinde anlaşma yaptıklarına dair savunmalarının aksine yeterli delil bulunmadığı, bu itibarla yüklenen suçtan beraatlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Mahkemece sanıklar arasındaki bu anlaşmanın varlığı kabul edilmesine rağmen dosya kapsamından sanıklar arasında yapılan anlaşma gereği en yüksek teklif veren sanığın bilerek ihale bedelini yatırmadığı ve bu suretle ihalenin diğer sanık tarafından daha düşük bir bedelle kazanılması sağlanarak icra dosyasında yer alan alacaklının zarara uğradığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden ihalede zarar bulunmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmak suretiyle çelişki yaratılması,
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Sanık …’ın adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Didim (Yenihisar) 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.04.2008 tarihli ve 2007/970 Esas, 2008/294 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası gereğince ele alınması için ilgili mahkemeye ihbarda bulunulması gerektiğinin göz ardı edilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
1. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle … vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.05.2013 tarihli ve 2012/222 Esas, 2013/151 sayılı Kararına yönelik sanıklar müdafiilerinin ve katılanlar vekillerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.06.2023 tarihinde karar verildi.