Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/11058 E. 2023/3373 K. 31.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11058
KARAR NO : 2023/3373
KARAR TARİHİ : 31.05.2023

İNCELENEN KARARIN :
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/979 E., 2019/1566 K.
KARAR : Davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil mümkün olmaması halinde taşınmazın bedelsiz iadesi gereken taşınmazlardan olduğunun tespiti istemlerine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacı … vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ili … / … Köyü 7382 ada 8 parsel sayılı taşınmazın vekil edeni olan davacının tapulu mülkü olduğunu, imar uygulaması sonucunda 27481 ada 10 parsel numarasını aldığını, taşınmazın orman sınırları içinde kaldığı iddiası ile tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tescil edildikten sonra 1989 yılında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunu (6292 sayılı Kanun) uyarınca taşınmazın davacıya iadesinin gerektiğini, ancak Hazine tarafından iade edilmediğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile taşınmazın davacı adına tesciline, bu talep kabul edilmez ise taşınmazın 6292 sayılı Kanun kapsamında iadesi gereken taşınmazlardan olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.

2. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde, 1966 yılında yapılan tapulama çalışmalarında, dava konusu taşınmazın geldi kaydı olan 52 parsel sayılı taşınmazın … adına tarla vasfıyla ve 40.700 m2 yüzölçümü ile tespit ve tescil edildiği, bilahare imar ve tedavül işlemleri sonucu 27481 ada 10 parsel olarak davacı … adına tescil edildiği ve daha sonra koruma makiliği vasfında olduğu gerekçesiyle hükmen 10.04.2006 tarihinde Hazine adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.

II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin idari nitelikte, idareyi işlem yapmaya zorlayıcı nitelikte ve İdari Yargının görevi kapsamında olduğunu, davaya konu parselin 2/B vasfında gerekçesiyle değil, koruma makiliği olduğu gerekçesiyle tapusunun iptal edilmiş olduğunu, davacı tarafın 6292 sayılı Kanun kapsamında yaptığı iade talebinin İdarece reddedildiğini açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Danıştay 8. Dairesinin 15.12.2015 tarihli ve 2015/3591 Esas, 2015/12315 Karar sayılı ilamında, “Dosyanın incelenmesinden, davacının, İstanbul İli, Üsküdar ilçesi, Çengelköy Mahallesinde bulunan, 1664 ada 1 parsel nolu, 206.000,00 m² yüzölçümlü taşınmazın, 2/B niteliğinde olduğu ve 6292 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi uyarınca taşınmazdaki hissesinin bedelsiz olarak tarafına iadesi istemiyle yaptığı başvurunun 15.11.2013 tarihli ve 093708 sayılı İstanbul Defterdarlığı Anadolu Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığı işlemi ile reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu işlem, her ne kadar sonucu itibariyle tapu kaydında değişiklik yapılması sonucunu doğuracak nitelikte bir işlem ise de, söz konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun kapsamında bedelsiz olarak iade şartlarını taşıyıp taşımadığının tespitine yönelik idari nitelikte bir ön işlem olduğu, anılan taşınmazın orman sınırı içerisine alınmasına ya da 2/B olarak orman sınırı dışına çıkarılmasına ilişkin olmadığı açıktır. Bu durumda, söz konusu taşınmazın davacıya bedelsiz olarak iade edilebilmesi için 6292 sayılı Kanunda öngörülen şartları taşıyıp taşımadığının idari yargı yerince değerlendirilmesi gerektiğinden, uyuşmazlığın görüm ve çözümünün idari yargıya ait olduğu ve davanın görev yönünden reddine dair kararda hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; İstanbul 9. İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine” ilişkin karar verildiği, dosyanın somut olayla emsal nitelikte olduğu, verilen kararda 6292 sayılı Kanun kapsamında taşınmazın ilgilisine bedelsiz iade edilip edilmemesi yönündeki işlemin idari nitelikte bir ön işlem olduğu, bu nedenle davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; vekil edeninin taşınmazın iadesi talebinin idarece ret edildiğini, Uyuşmazlık Mahkemesinin 2017/209 Esas, 2017/426 Karar sayılı kararında tapu kayıtlarında değişiklik meydana getirilebilecek ve mülkiyetin kazanılmasına ilişkin sonuç doğurabilecek davaların adli yargı yerinde görülmesi gerektiğinin belirlediğini açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; konuya ilişkin mevzuat hükümleri ile somut olay birlikte irdelendiğinde dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun kapsamında bedelsiz olarak iade şartlarını taşıyıp taşımadığı hususunun saptanmasının birer idari işlem olması, işlemin idari bir mercii tarafından tek yanlı olarak tesis edildiği, işin esasınında idare hukuku ilkelerine göre incelemeye uygun olduğu, davanın kökeninde çözüme kavuşturulmamış mülkiyet kadastro vs. gibi hukuki ilişkinin bulunmadığı, bu durumda açılan davanın 2577 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinin 1 inci fıkrasının a ve b bentlerinde belirtildiği üzere idari işlemler hakkında yetki şekil sebep konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları ve idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları kapsamında idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tapu iptali ve tescil, bunun mümkün olmaması halinde taşınmazın bedelsiz iadesi gereken taşınmazlardan olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun kapsamında iadesi gereken taşınmazlarda olup olmadığını tespite ilişkin görevin adli yargı mercilerine ait olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 6292 sayılı Kanun’ un 7 inci maddesi,
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 125,50 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.