YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/22321
KARAR NO : 2023/3501
KARAR TARİHİ : 02.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçuna teşebbüs
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.05.2015 tarihli ve 2013/235 Esas, 2015/202 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında, resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü uyarınca 2’şer yıl 1’er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına; kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 35 … maddesinin ikinci fıkrası, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1’er yıl 15’er gün hapis ve 2.500,00’er TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; suç tarihinde şirket müdürü olan sanık … (…)’nın çalıştığı şirketin menfaatini korumakla yükümlü ve görevli olması gözönüne alındığında şirket zararına yaptığı tüm eylem ve işlemlerin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, dolandırıcılığa teşebbüs suçundan hüküm kurulması nedeniyle bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık …’nın temyiz isteği; dosyada katılan olarak bulunan …’ın katılan sıfatının bulunmadığına, çünkü şirkette kendi müdürlük görevini sona erdiren ve …’ı müdür olarak yetkilendiren genel kurul kararının sahte imzalarla alınmış yok hükmünde olduğuna, davanın sonucuna doğrudan etkili olacak dava ve soruşturma sonuçlarının beklenmediğine, suça konu bononun düzenlendiği tarihte şirketteki yetkisinin devam ettiğine ve resen gözetilecek nedenlerle usul ve yasaya aykırı kararların bozulması talebine ilişkindir.
2. Sanık …’un temyiz isteği; verilen cezaların usul ve yasaya aykırı olduğuna ve bozulması talebine ilişkindir.
3. Katılan vekilinin temyiz isteği; her iki sanık için her iki suçtan verilen mahkumiyet hükümlerinin en üst hadden verilmesi gerektiği halde, … bir artırım yapılmadığına, dolandırıcılık suçu için teşebbüs hükümlerinin uygulanarak eksik ceza verildiğine ve sanık … hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması gerekirken dolandırıcılık suçuna teşebbüs suçundan hüküm kurulması nedenleriyle hükümlerin bozulması talebine ilişkindir.
4. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sanık … hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu yerine dolandırıcılık suçuna teşebbüs suçundan hüküm kurulması nedeniyle kararın bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay tarihinde katılan şirketin yetkilisi olan sanık …’nın, katılan şirketle bir ticari ilişkisi bulunmadığı halde, sanki böyle bir ilişkisi varmış gibi içerik itibarıyla sahte suça konu bonoyu düzenleyerek, sanık …’a verdiği, sanık …’in de katılan şirket aleyhine icra takibi başlattığı iddiasıyla, her iki sanık hakkında resmi belgede sahtecilik, sanık … hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçuna teşebbüs ve sanık … hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından kamu davaları açılmıştır.
2. Sanık … soruşturma evresindeki beyanında, suça konu bonoyu şirketin diğer ortaklarının bilgisi dahilinde düzenlediğini, mahkemedeki savunmasında ise, şirketin işleri kötüye gidince sanık …’tan borç para alarak şirkete verdiğini, karşılığında sanık …’e suça konu bonoyu verdiğini, sahtecilik ve dolandırıcılık kastı olmadığını beyan etmiştir.
3. Sanık … soruşturma evresindeki ilk beyanında; o dönem paraya ihtiyacı olduğunu ve sanık …’den 100.000,00 TL borç para istediğini, sanık …’nin de suça konu bonoyu düzenleyerek verdiğini, aldığı parayla iş yeri açacağını; sonraki beyanında ise; sanık …’nin katılan şirketten alacaklı olduğunu söyleyerek kendisine bir şey imzalattığını, ancak ne imzaladığını tam olarak bilmediğini, sanık …’nin şirketten parasını alabilmek için böyle bir senet düzenlediğini beyan etmiş; sanık Mahkemedeki savunmasında ise; suça konu bonoyu sanık …’ya daha önce verdiği borç para karşılığında ondan aldığını, borç parayı sanık …’nın yetkilisi olduğu Sibvaleo Sağlık Bitkisel Ürünler…. Ltd. Şti. için verdiğini beyan etmiştir.
4. Antalya 15. İcra Müdürlüğünün 2012/26029 Esas sayılı dosyası getirtilmiş ve incelenmesinde; alacaklının …, borçlunun Sibvaleo…. Limited Şirketi, 21/11/2012 tarihinde alacaklı vekilinin borçlu şirket hakkında yapılan takibin sehven açıldığı gerekçesiyle takipten feragat ettiği anlaşılmıştır.
5. Antalya 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/416 Esas sayılı dosyasının getirtildiği ve incelenmesinde; davacı …’nın (…) vekili vasıtasıyla davalı … …’a karşı açtığı menfi tespit davası olduğu, alınan 31.10.2014 tarihli bilirkişi raporunda, suça konu 100.000,00 TL bedelli bononun şirketin ticari defterlerinde yer almadığının belirtildiği görülmüştür.
6. Mahkemece sanıkların baştan itibaren fikir ve eylem birliği içerisinde katılan şirketi dolandırmak kastıyla hareket ettiklerinin ve sanık …’nın (…) eyleminin de katılan şirkete karşı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu değil dolandırıcılık suçunu oluşturduğunu ve bu şekilde her iki sanığın sahte olarak düzenlenen bonoyu sahteliğini bilerek kamu kurumu olan icra dairesinde takibe koyduklarının sabit olduğu kabul edilerek, temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Tebliğname Yönünden
Sanık …, (…) her ne kadar suç tarihinde şirkette yetkili müdür olarak görev yapmakta ise de, diğer sanık … ile birlikte en başından itibaren dolandırıcılık kastı ile hareket ederek, sahte bono düzenleyip icra takibine konulmasını sağlamak suretiyle, katılan şirketten menfaat temin etmeye çalıştığı anlaşılmakla, Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
B. Sanıklar, Katılan Vekili ve Cumhuriyet Savcısının Temyizi Yönünden
5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
1. Sanıkların aşamalarda ve birbirleriyle çelişkili savunmaları, katılan şirket yetkilisinin beyanı, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre, sanıklar hakkında atılı suçların sübutu ve sanıkların baştan itibaren fikir ve eylem birliği içerisinde katılan şirketi dolandırmak kastıyla hareket ettiklerine yönelik Mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, eylemlerle orantılı teşdit uygulandığı, yapılan icra takibinden feragat edilmesi nedeniyle dolandırıcılık suçunun teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşıldığından sanıklar, katılan vekili ve Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, temyize konu kararlarda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.05.2015 tarihli ve 2013/235 Esas, 2015/202 Karar sayılı kararlarında sanıklar, katılan vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıklar, katılan vekili ve Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, Üye …’ın dolandırıcılık suçu yönünden karşı oyu ve oy çokluğu ile, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Sanık, … (…) suç tarihinde müdahil şirketin müdürü olarak çalıştığı dönemde, şirket adına suça konu sahte senedi diğer sanık …’i alacaklı göstererek verdiği, sanık …’in de müdahil şirket aleyhine icra takibine maruz bırakarak TCK’nın 155/2 nci maddesi uyarınca hizmet nedeniyle emniyeti suistimal ve resmi belgede sahtecilik suçlarından, sanık … hakkında ise icra dairesini araç olarak kullanmak suretiyle sahte senetle icra takibi yapması nedeniyle TCK’nın 158/1 ve 204/1 nci maddeleri uyarınca Kamu davası açılmıştır.
Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi, her iki sanığın eyleminde nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması yoluna gidilmiştir.
Müdahil şirketin ticaret sicil kayıtlarından sanık …’nin 23.10.2012 tarihine kadar şirketin imzaya yetkili müdürlüğünü yürüttüğü, suça konu senedin ise 01.11.2011 tarihinde tanzim edildiği, dolayısıyla yetkili müdür olarak çalıştığı dönemde bu suçu işlediği anlaşılmıştır. Ayrıca tarafların beyanlarına göre sanık …’nin şirkette çalıştığı dönemde, …’nin borcuna karşılık olarak şirket adına sanık …’e senet verdiğini, ticari defterlere ve kayıtlara göre de, sanık … ile müdahil şirket arasında herhangi bir ticari ilişkinin olmadığı sübuta ermiştir.
Yukarıda açıkça belirtildiği üzere sanık …’nin, müdahil şirkette imza yetkisi olan müdür olarak çalıştığı dönem içerisinde çalıştığı müdahil şirkete borçlu, sanık …’i alacaklı olarak göstererek senet düzenleyerek çalıştığı müdahil şirkete karşı hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçunu işlediği eyleminin daha özel bir suç tipi olan kendisine tevdii edilen şirket müdürlüğü yetkisini kötüye kullanarak, sanık … lehine, çalıştığı şirket aleyhine menfaat teminine yol açarak TCK’nın 155/2 nci maddesine uygun hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği kanaatiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 02.05.2023