Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/8982 E. 2023/1813 K. 06.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8982
KARAR NO : 2023/1813
KARAR TARİHİ : 06.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/622 E., 2015/193 K.
SUÇ : Konut dokunulmazlığının ihlâli
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Dörtyol Cumhuriyet Başsavcılığının 30.04.2015 tarihli ve 2015/787 numaralı iddianamesiyle sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 116/1, 53 ve 63. maddelerinden cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Dörtyol 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.11.2015 tarihli ve 2015/622 Esas, 2015/193 Karar sayılı karar ile sanığın konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan 5237 sayılı Kanun’un 116/1, 62 ve 50/1-f maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, verilen cezanın kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına dair seçenek yaptırıma çevrilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz talebi; sanığın gözaltında geçirdiği sürelerin hükmolunan cezadan 5237 sayılı Kanun’un 63. maddesi gereğince mahsup edilmesine karar verilmemiş olmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın gündüzleyin mağdurun bulunduğu apartman içerisine girdiği, ancak şikâyetçi tarafından yakalandığı, mağdurun sanıktan şikâyetçi olmadığı, sanığın alınan savunmasında, satın aldığı güvercinin apartmanın çatısına konduğunu, bu güvercini almak için açık bina giriş kapısından yukarıya çıktığını, bu sırada mağdurun kendisini durdurduğunu, amacının hırsızlık yapmak olmadığını beyanla üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, mağdurun duruşmada alınan beyanında olayın meydana geldiği yerin 3 katlı müstakil aile apartmanı olduğunu, evin duvarlarla çevrili bahçesi olduğunu belirttiği, sanığın ev sahibinden izin almadan apartmanın çatısına çıkma girişiminin hayatın olağan akışına uygun olmadığı ve sanığın konut dokunulmazlığının ihlâli suçunu işlemediği yönündeki savunmasına itibar edilmediği, mahkemece kabul edilmiştir.
2. Sanık suçlamayı kabul etmemiştir.
3. Mağdur soruşturma aşamasında yapılan uzlaşma teklifini kabul etmeyerek sanıktan şikâyetçi olduğunu beyan etmiş ise de; mahkemede şikâyetçi olmadığını beyan etmiştir.
4. Olay yakalama tutanağı dosya arasına alınmıştır.
IV. GEREKÇE
1.5237 sayılı Kanun’un 116/1. maddesi kapsamındaki takibi şikâyete bağlı olan konut dokunulmazlığının ihlâli suçunda, mağdur her ne kadar soruşturma aşamasında şikâyetçi olduğunu belirtmiş ise de; 04.11.2015 günlü oturumda sanıktan şikâyetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 73/4. maddesi uyarınca sanıktan şikâyetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorularak, sonucuna göre sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Kabule göre de;
a. 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, aynı Kanun’a 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251/1. maddesi kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38. maddesiyle 5237 sayılı Kanun’un 7. ve 5271 sayılı Kanun’un 251. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması nedeniyle anılan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
b. Sanığın gözaltında geçirdiği sürelerin, hükmolunan cezadan 5237 sayılı Kanun’un 63. maddesi gereğince mahsup edilmesine karar verilmemiş olması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe başlığı altında açıklanan nedenlerle, Dörtyol 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.11.2015 tarihli ve 2015/622 Esas, 2015/193 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.