YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4423
KARAR NO : 2023/2519
KARAR TARİHİ : 26.04.2023
İNCELENEN KARARIN :
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, Sivas ili … ilçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 765 parsel sayılı 10.850,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, davalı Hazine adına tarla vasfı ile tespit edilmiş, itiraz üzerine taşınmazın vasfı komisyonca mera olarak değiştirilmiştir.
2. Davacı … vekili dava dilekçesinde; Sivas ili … ilçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 765 parsel sayılı taşınmazın mera vasfında olmadığını ileri sürerek intikal, eklemeli zilyetlik ve taksime dayanarak, taşınmazın müvekkili olan davacı adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.06.2006 tarih ve 2006/1581 Esas, 2007/1497 Karar sayılı kararıyla, davanın kabulüne, çekişmeli 765 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 02.06.2006 tarih ve 2006/1581 Esas, 2007/1497 Karar sayılı kararı, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay ( 7. ) Hukuk Dairesinin 30.04.2007 tarih ve 2006/1581 Esas, 2007/1497 Karar sayılı ilamıyla; “Tespite bir kayıt ve belge esas alınmadığı, yargılama sırasında tarafların bir kayıt ve belgeye de dayanmadıkları, dava konusu taşınmazın sınırında eylemli biçimde meranın bulunduğu açıklanarak, taşınmazın mera vasfında olup olmadığı yönünden yöntemine uygun biçimde mera araştırması yapılması” gereğine değinilerek bozulmuştur.
2. Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bu kararın, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 21.04.2016 tarih ve 2015/4807 Esas, 2016/4491 Karar sayılı ilamıyla; “Bozma ilamına uyulduğu halde bozmaya uygun karar verilmediği, keşiflerde dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanları arasındaki çelişkinin giderilmediği açıklanarak, yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında oluşan çelişkilerin giderilmesi ve taşınmazın mera olup olmadığı yönünden yöntemine uygun biçimde araştırması yapılması” gereğine değinilerek bozulmasına hükmedilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; çekişmeli 765 parsel (yeni 134 ada 61 parsel ) sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı … mirasçıları adına payları oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; ilk keşifte dinlenen davacı tanıklarının taşınmazın 40-50 yıl öncesinde kullanılmayan boş arazi olduğuna dair beyanının dikkate alınmadığını, 1937 tarihli 306 tahrir numaralı vergi kaydının taşınmaza uyduğunu , dava konusu taşınmazın öncesinin Hazineye ait olan tarla vasfında bir taşınmaz olup zilyetlikle iktisap edilebilecek mahiyette bulunmadığını, bozma ilamında belirtilen hususlarda bilirkişiden rapor alınmadığını ,dava konusu taşınmazın kuzeyi ve güneyinde mera parselleri bulunduğu yine taşınmazın kısmen doğu ve batısında da mera parsellerinin yer alması karşısında taşınmazın hemen hemen dört yön itibariyle mera parselleri ile çevrili olduğu görülmekle mera parsel bütünlüğü içinde değerlendirilerek davanın reddi ile taşınmazın özel siciline tescili ve sınırlandırmasının yapılması gerektiğini, 3402 sayılı Kadastro Kanun’un ( 3402 Sayılı Kanun ) 22/a maddesi kapsamında yenileme çalışmaları yapılmış bulunmakla İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın yüzölçümündeki değişiklikler dikkate alınmadan kabul kararı verildiğini ileri sürerek, hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmazın mera vasfında olup olmadığı ve değilse 3402 Sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacı lehine oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 Sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi,
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 … içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.