YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/6656
KARAR NO : 2023/7148
KARAR TARİHİ : 21.06.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/10 E., 2023/68 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü
Taraflar arasında Mahkemesinde görülen kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının …Kozmetik isimli işyerinin sahibi olduğunu, davalı kurum tarafından bu işyeri ile ilgili haksız ve hukuka aykırı olarak 3 farklı idari para cezası uygulandığını, kurum nezdinde işlem gören iki farklı işyeri dosyası bulunduğunu, bunlardan birinin … sicil numaralı işyeri dosyası, diğeri … sicil numaralı işyeri dosyası olduğunu, davalı kurum tarafından davacıya uygulanan ilk idari para cezasının 5510 sayılı kanunun 102 inci maddesinin a/2 bendine aykırılık iddiasıyla kesildiğini, davacıya ait ….045.01 sicil numarası ile işlem gören işyerinde … isimli işçinin 01.09.2014 tarihinde işe başladığı ve bu işçiye ait işe giriş bildirgesinin 5510 sayılı Kanunun 102.maddesinin a/2 bentleri uyarınca yasal süre içinde verilmediği iddiasıyla davacı aleyhine 2.268 TL idari para cezasının uygulandığını, davalı kurumun bu işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, çünkü …’in iddianın aksine davacıya ait ….045.01 sicil numaralı dosyada işlem gören işyerinde çalıştığını, şoför- yük taşıma kadrosunda istihdam edildiğini, 03.09.2014 tarihinde işe başladığını ve söz konusu …’ in işe giriş bildirgesinin yasal süresinde internet ortamından kuruma verildiğini, ancak davalı kurumca 22.10.2014 tarih ve … sayı ile davacıya gönderilen yazıda …’in hatalı olarak ….045.01 sicil numaralı dosyada gösterildiğini ve 01.09.2014 tarihinde işe başladığının bildirildiğini, davalı kurum tarafından davacının işyerine denetime gelindiğinde …’ e ait bordro ibraz edildiğini, işe başlama tarihi 03.09.2014 olarak görüldüğü halde kurum yetkililerince işe başlama tarihinin hatalı olarak 01.09.2014 tarihi olarak yazıldığını, davalı kurumun 22.10.2014 tarih 14.769.059 sayılı yazısının davacıya tebliği üzerine 06.11.2014 tarihinde idari para cezasının kaldırılması için talepte bulunduğunu, davacının talebi üzerine kurumun 20.01.2015 tarih 2015/5 Esas 2015/5 sayılı kararı ile davacının itirazının reddine oybirliği ile karar verdiğini, davacıya 04.02.2015 tarihine tebliğ edildiğini, davacıya ait ….045.01 sicil numaralı işyeri dosyasında … isimli işçinin SGK denetmeni tarafından tanzim olunan 14.10.2014 tarih, 2014/MÖ/37 sayılı rapor ekindeki 18.09.2014 tarihli işyeri durum tespit tutanağında 5510 sayılı Kanunun 86 ıncı maddesinin 1 inci fıkrasında belirtilen 2014/9.ayına ait tek aylık prim ve hizmet belgesinin verilmediği iddiasıyla 5510 sayılı kanunun 102 inci maddesinin (c/4) bentlerine istinaden toplam 2.268 TL idari para cezası uygulandığını, davacıya SGK İl Müdürlüğünün 29.12.2014 tarih ve … sayılı yazısı 08.01.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, idari para cezasının kaldırılması için talepte bulunduğunu, kurumun 19.01.2015 tarih 2015/4 esas 2015/4 sayılı kararı ile davacının itirazının reddine oy birliği ile karar verildiğini, kararın davacıya 04.02.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, davacıya ait ….045.01 sayılı işyerinde … isimli işçinin SGK denetmeni tarafından tanzim olunan 14.10.2014 tarih, 2014/MÖ/37 sayılı rapor ekindeki 18.09.2014 tarihli işyeri durum tespit tutanağında 5510 sayılı Kanunun 102 inci maddesinin j bendi gereğince 18.09.2014 tarihli işten ayrılış bildirgesinin verilmemesi iddiasıyla toplam 113,00 TL idari para cezası uygulandığını, söz konusu işçinin ….045.01 sicil numaralı işyerinden 24.10.2014 tarihinde işten ayrıldığını, işten ayrılış bildirgesinin yasal süresi içinde kuruma verildiğini, davacıya SGK İl Müdürlüğünün 29.12.2014 tarih ve … sayılı yazısı 08.01.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, idari para cezasının kaldırılması için talepte bulunduğunu, kurumun 19.01.2015 tarih 2015/4 esas 2015/4 sayılı kararı ile davacının itirazının reddine oy birliği ile karar verildiğini, kararın davacıya 04.02.2015 tarihinde tebliğ edildiğini belirterek, hukuka ve hakkaniyete aykırı kurum işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada talebini tekrarlamıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı taraf dava konusu işlemin kaynağını teşkil eden personelin sigortalı çalıştığını iddia etmiş ise de anılan personelin işyerinde sigortasız olarak çalıştığını, davacı tarafın …’ in … sicil numaralı işyerinde çalışmakta olduğunu ve o işyerinin işçisi olduğunu ifade etmiş ise de bu işyerinin … adresinde olup, … ‘ in denetim sırasında fiilen çalışmakta olduğu işyerinin … numaralı işyerinin adresinin ise… olduğunu, bu iki adresin mesafesi göz önüne alındığında …’ in bu işyerinin işçisi olmadığının görüleceğini, kişilerin çalışmakta oldukları iş yerinden sigortalı gösterilmesi gerektiğini, aksi halde bu kişilerin geçirecekleri bir iş kazasında bağlanacak gelirler yönünden bakılacak olursa işin tehlikeli işlerden sayılıp sayılmaması veya tehlike sınıfları arasındaki farklar gibi yönlerden ileride içinden çıkılması zor sorunların meydana gelebileceğini ve hak kayıplarının doğacağını, işverenlerin kimi zaman belli iş kollarında zorunlu sigortalı işçi sayısını doldurmak için bir işyerinin sigortalı olarak göstermeleri gereken işçi sayısını tamamlamak amacıyla eksik işçilik uygulaması yapılmayan bir diğer iş kolundaki işyerindeki işçilerini burada sigortalı olarak gösterebildiğini, davacı işverenin … ve diğer sigortalıları denetim anına kadar hiç sigortalı göstermediğini, fiilen çalışmakta oldukları işyerinden başka bir işyerinden sigortalı göstererek mevzuata ve hukuka aykırı bir durum yarattığını, ayrıca dava konusu işlemlerin idari para cezasına ilişkin olduğunu, yetkili ve görevli idare mahkemesinde tartışılması gerektiğinden davanın görevsizlik nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 23/06/2015
tarihli ve 2015/46 Esas, 2015/201 Karar sayılı kararıyla; Yargı yolu nedeniyle davanın reddine, karar vermiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. 1.Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 25.01.2018 tarihli ve 2015/17545 Esas, 2018/435 Karar sayılı Bozma İlamında;
2.1 Eldeki davada davacı; Kurumun 18.09.2014 tarihinde yapmış olduğu denetim sonucu 14.10.2014 tarihli inceleme raporunu düzenlendiği ve bu raporlardaki tespitlere göre 5510 sayılı Kanun’un 8 inci maddesine muhalefet nedeniyle idari para cezası tahakkuk ettirildiği, idari para cezalarının iptali için idare mahkemesinde ayrı dava açtıkları, bu idari para cezalarına dayanak 14.10.2014 tarihli kurum inceleme raporunun iptalini talep etmiştir.
Mahkemece, idari para cezalarının iptali istemi ile eldeki davanın açıldığı kabulü ile yargı yolu nedeniyle usulden davanın reddine karar verilmiştir. 5510 sayılı Kanun’un 102 inci maddesi gereğince dava konusu idari para cezasına itirazı inceleme ve karara bağlama görevinin İdare Mahkemesinin olduğu tartışmasızdır. Görev konusu kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemelerce resen gözetilmesi gerekir.
Ancak eldeki davaya konu talep idari para cezalarının iptali istemi değil bu idari para cezalarına dayanak 14.10.2014 tarihli kurum raporunun iptali talebi olduğu gözetildiğinde mahkemece işin esasına girilerek anılan kurum raporunun iptali hususunda bir karar vermesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yargı yolu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle bozulmuştur.
Mahkemenin 1. Bozma ilamına uyarak verdiği 15/10/2019 tarihli ve 2018/88 Esas, 2019/264 Karar sayılı 2. kararıyla;
Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile,
… SGK İl müdürlüğü’nün 14.10.2014 tarih 2014/MÖ/37 sayılı raporu ile dahili davalı …’in 18.09.2014 tarihinden sonra bir çalışmasının bulunmadığı yönündeki tespitine ilişkin kurum işleminin iptaline,
… SGK İl müdürlüğü’nün 14.10.2014 tarih 2014/MÖ/37 sayılı raporu ile …TC kimlik numaralı …’in 01/09/2014 tarihinde davacı işverene ait ….45.01 sayılı kolonya imali iş yerinde çalışmaya başladığı, …’in davacı işverene ait ….45.01 sayılı nakliye hizmetleri işyerinden yapılan 03.09.2014-18.09.2014 tarihleri arası bildirimlerin iptali ile bu bildirimlerin ….45.01 sayılı kolonya imali iş yerinde geçtiğinin tespitine ilişkin kurum işleminin yerinde olduğu, iş bu kurum işleminin iptaline ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
B. 2. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.
2.2.Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 14.12.2020 tarih, 2020/158 Esas, 2020/7089 Karar sayılı Bozma ilamında;
2.1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
2.2.SGK … İl Müdürlüğü Denetmenlik Servisi tarafından tanzim edilen 14.10.2014 tarih 2014/MÖ/37 sayılı rapordan, sigortalı …’in 03.09.2014 tarihinden itibaren davalı işverene ait ….45.01 sayılı “nakliye hizmetleri” işyerinde değil, 01.09.2014 tarihinden itibaren davalı işverene ait diğer bir işyeri olan ….45.01 sayılı “kolonya imali” işyerinde çalışmaya başladığı, ilk işe girişinin 01.09.2014 olduğu. sigortalı …’in fiilen çalıştığı işyerinin SGK denetmen tespiti yapılan …….-… adresindeki davacı işverene ait ….45.01 sayılı “kolonya imali” işyeri olduğu ve buna dayanılarak 03.09.2014 –18.09.2014 (fiili denetim tarihi)tarihleri arasında davacı işverene ait ….45.01 sayılı “nakliye hizmetleri” işyerinden yapılan hizmet bildiriminin iptalinin gerektiğine dair tespit yapıldığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar davalı kurum denetmen yardımcısı tarafından düzenlenen raporda sigortalı …’in kolonya imalatı işyerinde çalıştığı, bu nedenle de bildirimlerinin bu işyerinden yapılması gerektiği belirtilmiş ise de, davada dinlenen tanıklar Necip’in şoför olduğunu, nakliye hizmetleriyle ilgilendiğini beyan etmişlerdir. Bu nedenle tanıkların beyanı doğrultusunda sigortalı …’in her iki işyerinde de bulunmasının hizmet gereği mümkün olduğu dikkate alınarak hangi işi yaptığı araştırılarak belirlenmeli, toplanan deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyulan bozma ilamı doğrultusunda, dinlenen komşu işyeri tanıkları beyanlarında davacı …’ın kolonya-kozmetik imalatı yaptığını, sigortalı …’in davacının yanında çalıştığını, …’in genelde araç kullandığını ve dağıtım yaptığını ifade ettikleri, yine bozma ilamı öncesinde ve bozma ilamı sonrasında davacıya ait işyerlerinden tespit edilen bordro tanıklarının beyanlarında sigortalı …’in işyerinde şoför olarak sevkiyat-dağıtım işlerinde çalıştığını ifade ettikleri görülmüştür. Buna göre sigortalı …’in işyerinde şoför olarak sevkiyat-dağıtım işlerinde çalıştığının kabulü gerekir. Ayrıca yukarıda da ifade edildiği üzere denetmen raporunda ve Kurum kayıtlarında sigortalı …’in … sicil numaralı nakliye hizmetleri işyerindeki çalışmalarının gerçek olmadığına dair tespit bulunmadığı gibi, sigortalının … sicil numaralı kolonya imali işyerinde üretim bölümünde çalıştığına ilişkin denetmen raporunun tespiti dışında kayıt ve belge de bulunmamaktadır. Kurum denetmeni tarafından 18.09.2014 tarihinde işyerinde yapılan fiili denetim esnasında sigortalı …’in … sicil numaralı kolonya imali işyerinde bulunmasının, uyulan bozma ilamında da belirtildiği üzere şoför olarak çalışan sigortalının her iki işyerinde de bulunmasının yapılan işin niteliği gereği mümkün ve hayatın olağan akışına uygun olduğu, aksine bir delil bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle denetmen raporuna istinaden davacının … sicil numaralı kolonya imali işyerinde sigortalı …’i sigorta bildirimi yapılmaksızın çalıştığının tespitine dair Kurum işleminin yerinde olmadığı anlaşılmakla,
davanın kabulüne, davalı Kurumun 14.10.2014 tarih 2014/MÖ/37 sayılı denetmen raporuna istinaden davalı …’in 01.09.2014-18.09.2014 tarihleri arasında davacıya ait ….45 sicil numaralı kolonya imali iş yerinde çalıştığının tespitine dair kurum işleminin iptaline, karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili: kurum işlemlerinin kanuna ve hukuka uygun olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı Kurum denetim memurunca hazırlanan denetim raporunun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel sağlık Sigortası Kanunun 86 ıncı maddesinin 9 uncu fıkrası, 59 uncu maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Dosyanın Mahkemesine, gönderilmesine,21.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.