YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4814
KARAR NO : 2023/7859
KARAR TARİHİ : 03.07.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/154 Esas, 2013/373 Karar
SUÇ : Zimmet
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.10.2013 tarihli ve 2013/154 Esas, 2013/373 sayılı Kararının katılan vekili ile sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
04.11.2013 havale tarihli dilekçesiyle sanık hakkında kurulan hükmü temyiz eden katılan … vekili 20.11.2013 havale tarihli dilekçe ile temyiz talebinden vazgeçtiğini beyan etmiş ise de; Dairemizin temyizden vazgeçmeye “Olur” yazısı olup olmadığına yönelik 25.03.2023 tarihli müzekkeresine “Olur” yazısının olmadığı ve gerekçeli kararın mahiyeti itibarıyla temyizden vazgeçildiği cevabı verilmiş olup, katılan … Bakanlığının temyiz iradesinin mevcut olduğu anlaşılmıştır.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.03.2013 tarihli ve 2012/81515 Soruşturma, 2013/10524 Esas, 2013/569 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında basit zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.10.2013 tarihli ve 2013/154 Esas, 2013/373 sayılı Kararı ile sanık hakkında basit zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 248 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi ve 62 nci maddesi ile 53 üncü maddesinin birinci ile beşinci fıkraları uyarınca 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık müdafiinin temyizi sebepleri; sanığın 2011 yılında hastalık nedeniyle fiilen yürüttüğü görevden ayrıldığına, döndüğünde harcamalara ilişkin birçok belgenin kaybolmuş olduğuna, bilirkişilerce yapılan hesaplamalarda ana sınıfı çalışanlarının maaş, sigorta ve ana sınıfı için yapılan giderlerin hesaplanmadığına ilişkindir.
2.Katılan vekili, süre tutum dilekçesiyle temyiz talebinde bulunmuş, gerekçeli karar tebliğ edildiği halde gerekçeli temyiz dilekçesi sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın Mamak Selçuklu İlköğretim Okulunda Müdür Yardımcısı sıfatıyla görev yaptığı ve suç tarihlerinde okul müdürlüğü görevini vekaleten yürüttüğü, okulun giderlerine katkıda bulunulması amacıyla … Büro Makineleri Şirketince okula fotokopi makinesi kiralandığı ancak buradan elde edilen gelirin 3.865,00 TL’lik kısmının belgelendirilmediği, 05.01.2012 tarihi itibarıyla okul aile birliği banka hesabında olması gerekli 1.441,00 TL’nin bulunmadığı, ana sınıfına ilişkin banka hesabında bulunması gerekli 15.641,75 TL’nin bulunmadığı, 2011 yılı Mayıs ayında okul bahçesinde düzenlenen kermesten elde edilen 1.345 TL gelire ilişkin makbuz düzenlenmediği ve toplamda 22.292,75 TL’nin zimmetinde kaldığı iddiasıyla açılan kamu davasında, Mahkemece; sanığın 23.144,00 TL’yi mal edindiği kabul edilerek basit zimmet suçundan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanığın aşamalarda, 2011 yılı Ekim ayında rapor almasından önce yaptığı harcamalara ilişkin belgelerin kaybolduğunu, ana sınıfı hesabını 01.06.2011’de devraldığını, ana sınıfı banka hesabından çektiği paralar ile …’un maaş ve sigortası ile …’ın 2011 yılı Mayıs ayı sigortasını yatırdığını, ses sistemi için 500,00 TL harcadığını savunması, kermesten elde edilen gelire dair zimmet miktarının okul velisi olan tanıkların beyanlarına dayalı olarak tespit edilmesi ve bir kısım tanıkların zimmet miktarını sanık lehine değiştirecek beyanlarda bulunması, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise savunmada ileri sürülen hususların irdelenmediğinin, bu itibarla raporun hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığının anlaşılması, keza 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasındaki “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir” şeklindeki düzenleme karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olduğu, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının mümkün olmadığı nazara alındığında; soruşturma aşamasında alınan 22.11.2012 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak, 22.292,75 TL’yi uhdesinde tutarak basit zimmet suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı, kovuşturma aşamasında alınan 04.09.2013 tarihli bilirkişi raporunda 23.144,88 TL’nin sanığın uhdesinde kaldığının belirtildiği anlaşılmakla, raporlar arasında zimmet miktarı yönünden çelişki bulunduğu dikkate alınarak, belgesiz harcamalar yönünden sanığın ve okuldaki diğer görevlilerin beyanlarının alınmasından, bu hususta tespit edilecek tanıklar ve harcamaların muhatapların beyanlarına başvurulmasından sonra dosyanın kül halinde Sayıştay emekli denetçilerinden oluşacak yeni bir bilirkişi heyetine tevdii ile sanığın okul aile birliği ve ana sınıfı hesaplarını hangi tarihlerde devralıp devrettiğini, uhdesinde kalan para bulunup bulunmadığını, savunmada ileri sürülen hususları da irdeler nitelikte bilirkişi raporu alınması sonrasında hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
Suça konu paraların okul aile birliğine ait olması karşısında sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek zimmet suçundan yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.10.2013 tarihli ve 2013/154 Esas, 2013/373 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz istekleri ve dosya kapsamında resen tespit edilen hususlar nazara alındığında hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.07.2023 tarihinde karar verildi.
…