YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1162
KARAR NO : 2022/16102
KARAR TARİHİ : 05.12.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen direnme kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, 6763 sayılı Kanunun 45. maddesi ile 6100 sayılı HMK’na eklenen geçici 4/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, müvekkillerinin eşi ve babası olan …’ün yolcu olarak bulunduğu aracın davalının sorumluluğunda olan hemzemin geçitten geçerken ışıklı uyarı veya bariyer gibi önlemlerin alınmaması sebebiyle kaza yaparak vefat ettiğini belirtmiş maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, 18.11.2014 tarihinde davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar fer’i müdahil vekili ile davalı tarafın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 14.11.2017 gün, 2015/4033 esas ve 2017/10496 karar sayılı ilamı ile davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğundan bahisle bozulmuş, bozmaya uyularak davanın yeniden kısmen kabulüne dair kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizce olay tarihi, olayın gelişim şekli, davalının tali kusurlu olması ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacılar yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı yine fazla olmuş, daha alt düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulmasına karar verilmiş; Dairemiz bozma ilamına karşı mahkemece direnme kararı verilmiştir. Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi (TBK m. 56) hükmüne göre, hakimin manevi tazminat adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. 22.06.1996 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Diğer yandan hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir.
Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut davada; davacılar murisinin araçta yolcu olarak bulunması, kazada bir kusurunun bulunmaması, olayın oluş şekli, davacılara yakınlık derecesi ve kaybının ağırlığı ile yukarıda belirtilen ilkeler birlikte gözetildiğinde mahkemece hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlarının dosya kapsamına uygun olduğu değerlendirilmiştir. Direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK’nın geçici 4/4. maddesi gereği, dairemizin bozma kararı kaldırılarak dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan direnme kararının ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 14.458,84 TL kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına 05/12/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.