Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/5007 E. 2023/5951 K. 25.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5007
KARAR NO : 2023/5951
KARAR TARİHİ : 25.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/647 E., 2023/496 K.
DAVA TARİHİ : 09.05.2019
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 6. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/78 E., 2022/67 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ve feri müdahil vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine karar verişmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ve feri müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 04.07.2000 tarihinde 6401022961720 sigorta sicil numarası ile davalıya ait işyerinde çalışmaya başladığını, davalı şirket tarafından 2015 yılı içinde işyerinde yaş hariç, prim koşulu ve çalışma süresi bakımından emekliliğe hak kazanmış olan arasında davacının da bulunduğu işçiler tespit edilerek, davacıya ve bu işçilere SGK dan bu durumlarını belirten yazı alıp işyeri yönetimine vermeleri halinde özlük haklarında bir değişiklik olmaksızın tazminat ödeneceğini, işlerine de aynen devam edebileceklerinin söylendiğini, davacı ve pek çok işçi bunun üzerine SGK’den söz konusu belgeyi alıp işyeri yönetimine ibraz ettiklerini, bu aşamada davacıya ve diğer işçilere, işyeri yönetimince önceden yazılmış beyan ve dilekçe metinlerinin verilerek bu metinlerin aynısını el yazıları ile yazmaları ve imzalamalarının istendiğini, bunların el yazısı ile yazılıp imzalanmaması halinde tazminatın ödenmeyeceği, ayrıca işten çıkarılacakları konusunda kendilerine baskı yapıldığını, işverenin amacının işçilerin el yazısı ile yazdığı ve imzaladığı bu belgeleri temin ederek, işçileri kendileri emeklilik sebebiyle iş akitlerini feshetmiş gibi göstermek, bu şekilde bu işçileri yeniden işe başlatarak işçilerin kıdeme bağlı yıllık izin ve diğer özlük haklarını azaltmak ayrıca işçilerin hak ettiği kıdem tazminatından daha düşük bir miktarı taksitle ödeme avantajı elde ettiklerini, davacı da kendisi durumundaki pek çok işçi gibi hukuki bilgisizlik ve işveren baskısı altında, önüne konulan önceden yazılmış metinlerin aynısını el yazısı ile yazıp imzalayarak işyeri yetkililerine teslim edip, okumasına izin verilmeyen başka bir belgeyi de imzaladığını, davacının bu olaydan sonra işyerinde hiç ara vermeden çalışmaya devam ettiğini, kendisine taksitler halinde bir miktar para ödendiğini, daha sonra davacının iş akdini, kendisinin 02.10.2018 tarihinde feshettikten sonra işverene karşı açtığı davada işverence gerçek durumun aksi yönünde iddiaların öne sürüldüğünü, işverenin SGK’ye yaptığı bildirimlerde davacının 03.12.2015 tarihinde işten çıktığı, 12.12. 2015 tarihinde yeniden işe başladığı görülmekte olduğunu, gerçek olanın davacının 03.12.2015 ile 12.12.2015 tarihleri arasında da işe ara vermeden devam ettiğini, davacının 03.12.2015 ile 12.12.2015 tarihleri arasında, davalı işveren nezdinde sigortasız olarak çalıştığının tespitini ve tarihler arasında davalı tarafından SGK’ya ödenmemiş olan sigorta primlerinin işverenden tahsilini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı vekilinin dava dilekçesinde belirttiği hususların gerçeği yansıtmadığını, kayıtlarda açıkça görüldüğü üzere davacı bizzat ve kendi el yazısını taşıyan bir dilekçe ile davalı işverene başvurarak iş akdini sona erdirme iradesini ortaya koyduğunu, davacının davalı şirkette 04.07.2000 tarihinde işe başlamış ve dokuma bölümünde çalıştırıldığını, davacının 2000 yılında başlayan çalışma dönemine ilişkin olarak davalı işverene kendisi başvurmuş ve SGK dan aldığı yazı ile birlikte iş yerinden ayrılma isteğini belirttiğini, davacıya baskı yapılarak bir takım belgelerin imzalatıldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının kendi el yazısıyla davalı işverene vermiş olduğu dilekçe ve ekinde yer alan belge ile işyerinden ayrılma isteğini beyan ettiğini, davacının kendi el yazısı ile yazıp iş verene teslim ettiğini dilekçede herhangi bir baskı olmadığını, davacının 09.12.2015 tarihine kadar yapmış olduğu çalışmalara ilişkin olarak davacının işçi kıdem tazminatını 12 eşit taksitte almayı kabul ettiğini bildiren irade beyanının yine kendi el yazısı ile belgelemiş ve ilgili belgeyi imzaladığını, davacının işten ayrıldıktan bir süre tekrar aynı işte işe başlama isteğini dile getirdiğini, bu isteği davalı şirket tarafından uygun bulunarak 12.12.2015 tarihinde yeniden işe alındığını, davacının işten ayrılma iradesini ortaya koyan dilekçesi ve kıdem tazminatını 12 eşit taksitte almayı kabul ettiğine dair beyanının da kendi el yazısını taşıması karşısında kendisinin boşluk vermeden çalıştığı iddiasının doğru olmasının mümkün olmadığını, yine davacının ikinci çalışma döneminin başında imzaladığı 12.12.2015 tarihli yeni iş sözleşmesine imza atarken yine kendi el yazısı ile 12.12.2015 tarihini yazmış olması karşısında ve 03.12.2015 tarihinde imzaladığı dilekçe ile işten ayrılan ve 12.12.2015 tarihinde bizzat tarihini yazdığı sözleşme ile yeniden işe başlayan bir kişinin işten ayrıldığını bilmediğini ve kendisinin aslında sürekli olarak çalıştığı iddiasının doğru olmadığını, davacının çalışma süresinin yeterli olduğundan ayrıldığında kıdem tazminatının yatırıldığını, davacının yeni çalışma döneminin 12.12.2015 tarihinde başladığını, haksız hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddini talep etmiştir.

Fer’i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın 03.12.2015 – 12.12.2019 tarihleri arasında davalı işyerinde çalışmaya devam ettiğini iddia ettiğini, davacının fiili çalışma olgusunu kesin delillerle şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispat etmesi gerektiğini, işverenin işe giriş bildirgesi verme yükümlülüğü yanında işçinin de SGK’ ya işe giriş bildiriminde bulunma yasal hakkı bulunduğunu, bu bakımdan davacının kusuru bulunduğunu, hiç kimse kendi kusuruna dayalı olarak hak elde edemeyeceğini, dolayısıyla davacının haklı olmadığını. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun konu ile ilgili 16.06.1999 gün ve 510/527, 30.06.1999 gün ve 549/555, 05.02.2003 gün ve 35/64, 15.10.2003 gün ve 634/572, 24.11.2004 gün ve 538/621, 01.12.2004 gün ve 629/641 sayılı kararlarında da açıkça belirtildiği gibi, bildirgenin hangi tarihte Kuruma intikal ettiği, intikal ediş tarihine göre beş yıllık hak düşürücü sürenin geçirilip geçirilmediği, bildirgedeki kimlik bilgilerinin, yaptırılacak grofolojik inceleme sonucuna göre bildirgedeki imza ve varsa fotoğrafın davacıya ait olup olmadığı, bildirge Kuruma teslim edildiğinde davacıya verilen sigorta sicil numarasının hangi yılın serilerinden olduğu ve bu numaranın sigortalının daha sonraki yıllarda gerçekleşen hizmetlerinde kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi gerektiğini, bulunabildiği takdirde, sigortalı ile birlikte çalışan kişiler ile, aynı çevrede iş yeri olan işveren veya bu işverenlerin çalıştırdığı kişiler yöntemince saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, çalışma olgusu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde yöntemince araştırılarak, elde edilen bilgi ve belgelerin kamu tanık anlatımlarında belirtilen olgularla örtüşüp örtüşmediği de irdelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğini, sadece taraflı, davacıyı koruyan tanık beyanlarına dayalı olarak işbu hizmet tespiti davasının kabulünün mümkün olmadığını davanın reddini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Kararda özetle; davanın kabulü ile;
Davacının davalı … Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi nezdinde 03.12.2015 – 12.12.2015 tarihleri arasında iş sözleşmesi ile bağlı olarak çalışmış olduğunun tespitine, karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın Denizli 2. İş Mahkemesi’nde açtığı davada, ne olduğu bilmedikleri bir takım evrakın davacının içeriğini görmesine izin verilmeden imzalatıldığına dair beyanı olduğunu, eldeki dava ile o davadaki iddiaların genişletildiğini, buna muvafakatlerinin olmadığını, davacının kendisinin işverene başvurduğunu ve SGK’dan aldığı yazı ile birlikte işten ayrılma isteğini bildirdiğini, kendi el yazılı dilekçesine ilişkin bir zorlama iddiası bulunmadığını, davacının işten ayrıldıktan 9 gün sonra tekrar aynı işte çalışma talebinde bulunması üzerine yeniden işe alındığını, davalı tanıklarının bu hususu teyit eder mahiyette beyanda bulunduklarını, dinlenen bordro tanıklarının hiçbirinin davacının davalı şirkette fiilen çalıştığına dair şüpheye yer bırakmayacak bir beyanda bulunmadıklarını, tanıkların görgüye dayalı bilgileri olmadığını, duyuma dayalı beyanlarının hükme esas alınmasının kanuna aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Feri müdahil SGK vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik hizmet bildirimi iddiasının yazılı delille ispatı gerektiğini, tanık deliline dayalı olarak talebin kabul edilmesinin içtihatlara aykırı olduğunu, davacının fiilen çalıştığının her türlü şüpheden uzak kesin delillerle ispatlanamadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı ve feri müdahil vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı şirket vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur

2.Feri müdahil kurum vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 86 ıncı maddesi.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı ve feri müdahil vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.