Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/11324 E. 2006/14707 K. 09.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/11324
KARAR NO : 2006/14707
KARAR TARİHİ : 09.11.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi ve gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü 101 ada 809 parsel sayılı 26.242.91 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak niteliği ile davalı Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı … Yönetimi, çekişmeli taşınmazın kısmen kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı, davacı gerçek kişi ise kendi zilyetliğinde olduğu iddiasıyla dava açmışlardır. Mahkemece Orman Yönetiminin davasının reddine, gerçek kişinin davasının kısmen kabulüne, (A)= 9092.39 m2 bölümünün orman niteliği ile Hazine adına, (C)=17.150.52 m2’nin ise davacı gerçek kişi adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi ve davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1949 yılında yapılan orman kadastrosu,1976 ve 1984 yıllarında yapılan aplikasyon, 2. madde ve 2/B, 1995 yılında 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamaları bulunmaktadır.
Hükme esas alınan uzman orman ve fen bilirkişilerinin müşterek olarak düzenledikleri raporda çekişmeli taşınmazın zemindeki yeri ile paftanın ölçü değerlerinin birbirine uyduğu, ancak kadastro paftasına yanlış tersim edildiği, ölçü değerlerinin zemindeki durumu doğruladığı, paftadaki konum yerine zemindeki ve ölçü değerlerine bağlı kalınarak uygulama yaptıklarını açıklayarak çekişmeli taşınmazın yörede kesinleşen orman kadastro çalışmalarına göre konumunu açıklamışlar ve bunu gösteren kroki sunmuşlardır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Dairemizde aynı … temyiz incelemesi yapılan ve Orman Yönetimi tarafından aynı sebeplerle açılan dosyalarda orman kadastro çalışmalarına ilişkin evrakların eksik olduğu, çekişmeli taşınmazın bulunduğu … Köyünde ilk orman kadastrosunun 1948 yılında yapıldığı, 1949 yılında kesinleştiği, 1976 yılında 1744 Sayılı Yasaya göre aplikasyon ve 2. madde çalışmalarının yapıldığı, 27.10.1977 tarihinde ilan edildiği, itirazlı yerlerde inceleme sonucunun 16.10.1978 tarihinde ilan edildiği, 1979 yılında kesinleştiği, 07.08.1984 tarihinde sınırlaması yapılmayan ormanların kadastrosu, önceki orman kadastro çalışmalarının aplikasyonu ve 2/B madde uygulaması yapmak üzere orman kadastro komisyonunun çalışmalarına başladığı, 13.08.1984 tarihinde bitirildiği, ancak ilan edilerek kesinleşip kesinleşmediğinin belli olmadığı, 1995 yılında 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince aplikasyon ve 2/B madde uygulaması yapıldığı, arazi kadastro tutanakları ile birlikte ilan edildiği, açılan dava nedeniyle kesinleşmediği, çekişmeli taşınmazın bulunduğu kadastro paftasının tamamının getirtilmediği, bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlarda çekişmeli taşınmazın orman tahdidine göre orman sınırları içinde kalıp

kalmadığı açıklanmış ise de, 1949 yılında kesinleşen ilk tahdit haritası ile 1979’da kesinleşen aplikasyon ve 1995 yılında yapılan aplikasyon haritalarının birbirine benzemediği halde nedenlerinin açıklanmadığı, uygulamanın ne şekilde yapıldığı, orman tahdit haritası ile kadastro paftasının ölçeklerinin eşitlenip eşitlenmediği ve uygulamanın hangi tarihteki orman kadastro haritasına göre yapıldığının belirtilmediği, çekişmeli taşınmazın çevresindeki tüm taşınmazlarla birlikte kadastro paftası ile orman tahdit haritası ölçekleri eşitlenerek çakıştırılmadığı, sadece dava konusu parsel krokide gösterildiği için uygulamanın denetlenemediği, bu hali ile raporların yetersiz olduğu görülmektedir.
Orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde bir yerin orman olup olmadığı ve hukuki durumu o yer ile ilgili tüm orman kadastro tutanakları ve haritalarının yasa ve yönetmelikte belirlenen yöntem ile uygulanması sonucu belirlenir.
Aplikasyon; orman kadastrosu daha önceden yapılmış olan yerlerde, 2/B madde uygulaması sırasında, bağlantı kurulacak gerekli orman sınır noktalarının yerlerinin arazide belirlenip ihya edilmesinden ibaret olup bu belirleme ve ihya sırasında önceden kesinleşen orman sınır noktalarının aynı yerlerine konulması zorunludur (02.09.1986 tarihinde yürürlüğe giren 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması hakkındaki Yönetmeliğin 44. md.). Aplikasyon işlemi orman kadastrosu değildir. Aplikasyonla kesinleşmiş orman sınırları daraltılamaz. Kesinleşmiş orman sınırları değiştirilerek yapılan aplikasyon ve bu işlem sonucunda düzenlenen tahdit haritasının hukuken geçerliliği söz konusu olamaz.
5304 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 41. maddesinde “Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar ilgilinin müracaatı veya Kadastro Müdürlüğünce re’sen düzeltilir. Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan 30 … içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açılmadığı taktirde yapılan düzeltme kesinleşir. Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda değişiklik işlemi sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine Kadastro Müdürlükleri yetkilidir” denilmektedir.
Yapılan yargılama sırasında, çekişmeli taşınmazın ölçü değerlerine göre kadastro paftası üzerindeki konumunun hatalı olduğu, yanlış çizildiği belirlendiğine göre, mahkemece öncelikle Kadastro Müdürlüğüne müzekkere yazılarak geometrik durumu kesinleşmiş olan çekişmeli taşınmaz ile ilgili olarak 3402 Sayılı Yasanın (5304 Sayılı Yasa ile değişik) 41 .maddesi gereğince işlem yapılması ve çekişmeli taşınmaz ile komşu taşınmazların ölçü değerlerine göre pafta üzerindeki konumlarının düzeltilmesi istenmeli, Kadastro Müdürlüğü tarafından yapılacak bu düzeltme işleminden sonra, düzeltilen kadastro paftası dosyaya konulmalı, uyuşmazlığın düzeltilen paftadaki duruma göre çözümlenmesi gerektiği düşünülmeli; bundan sonra ise, mahkemece Orman İşletme Müdürlüğünden, orman sınır noktaları okunaklı olarak işlenmiş ve aslına göre renklendirilmiş 1949, 1977, 1984 ve 1995 yıllarına ilişkin onaylı orman tahdit harita örnekleri, orman tahdit noktalarına ilişkin çalışma tutanakları, işe başlama, ilan tutanakları getirtilmeli,1984 yılında yapılan çalışmada orman sınırları dışında kalan yerlerin orman kadastrosunu yapmak üzere orman kadastro komisyonuna yetki verildiği göz önüne alınarak 1984 yılında yapılan orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulamasının kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında, halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan orman mühendisleri arasından seçilecek 2 uzman orman mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte; 6831 Sayılı Yasaya göre orman kadastrosu ve 2/B madde uygulama yönetmeliğinin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastro Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların arza uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritalarından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çelişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazi durumuna göre incelenir. Hangisi çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas
alınır” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümünde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak 1949 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen ilk orman tahdit haritası, tutanakları ve 3402 Sayılı Yasanın 41 .maddesi gereğince düzeltilen kadastro paftası sağlıklı biçimde zemine uygulanıp, zeminde bulunacak ilk tesis edilen orman sınır noktasından hareketle tutanaklarda yazılı açı ve mesafeler okunarak ve ölçülerek en az ada bazında çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerdeki orman sınır noktaları birer birer zeminde bulunmalı ve yeri işaretlenmeli, orman sınır noktalarının bazılarının zeminde bulunamaması halinde nedenleri üzerinde durulmalı, yerlerinden sökülerek yok edilip edilmedikleri ve yer değiştirip değiştirmedikleri saptanmalı, zeminde bulunamayan noktaların yerleri, tereddütsüz olarak zeminde yeri saptanabilen en yakın sabit orman sınır noktalarından hareketle, yine orman tahdit tutanaklarındaki açı ve mesafeler okunup, 1949 orman kadastrosunda uygulanan yöntem ve araçlar ile ölçülerek orman sınır noktaları birer birer bulunup zeminde işaretlenmeli, 1949 tahdit haritası zemine uygulandıktan sonra 1977, 1984 ve 1995 yıllarında yapılan orman kadastrosu, aplikasyon, 2. madde ve 2/B madde çalışmasından sonra oluşturulmuş olan harita bu çalışmalarda uygulanan yöntem ve araçlar ile yerine uygulanmalı, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılmalı, çekişmeli taşınmazların bu orman sınır hatlarına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı, haritalar arasındaki farklılık varsa nereden kaynaklandığı belirlenmeli, bilirkişi kuruluna, uygulanan tüm haritaların ve kadastro paftasının ölçekleri eşitlettirilerek, çekişmeli taşınmazların 1949 yılındaki 3116 Sayılı Yasaya göre yapılmış orman kadastrosunda oluşturulan orman sınır hattı ve 1977, 1984 ve 1995 yıllarında yapılan orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile oluşturulan orman sınır hatları ile irtibatlı kadastro paftası üzerinde ayrı renkli kalemlerle gösterilen kroki düzenlettirilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, taşınmazın eğimi, üzerindeki bitki örtüsü, toprak yapısı incelenmeli, kesinleşen orman sınırları dışında kalsa dahi fiilen orman olması halinde, Orman Genel Müdürlüğünün talebi üzerine her zaman Hazine tarafından Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilebileceği gibi, 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi gereğince evvelce sınırlaması yapılmış olup da, herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların her zaman yapılabilecek orman kadastrosu ile orman sınırları içine alınabileceği gözönünde tutularak ham toprak niteliği ile Hazine adına tespit edilen taşınmazın niteliğinin orman olarak düzeltilmesi gerektiği düşünülmeli, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı bilimsel verileri bulunan rapor ve kroki alınmalı, 1984 yılında yapılan orman kadastro çalışmasının ilan edilmediği ve kesinleşmemiş olması halinde, 1949 yılından sonra yapılan çalışmaların sadece aplikasyon uygulaması olduğu ve yapılan aplikasyon uygulaması ile kesinleşmiş orman tahdit hattının değiştirilemeyeceği ve bu çalışma ile düzenlenen tahdit haritasının hukuki geçerliliğinin olmadığı göz önüne alınmalıdır.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sınırları dışında ve orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez,davacı gerçek kişi yönünden zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak, yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, bölümleri yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin yetersiz araştırma ve incelemeye dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ile davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine 09/11/2006 günü oybirliği ile karar verildi.