Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/4225 E. 2023/5625 K. 22.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4225
KARAR NO : 2023/5625
KARAR TARİHİ : 22.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3323 E., 2022/2637 K.
KARAR : Mahkemeye İadesine
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 12. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/132 E., 2022/174 K.

Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararı davalı … ve Kırımlı oto. İnş. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, ek kararın niteliği gereği duruşma isteminin reddi ile temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf sebepleri olarak; dosyada bulunan iş sözleşmesinin mahkemece göz ardı edilmesini hatalı olduğunu, iş sözleşmesinde müteveffanın genel müdür olarak çalıştığının ve maaş bilgisinin yer aldığını, ayrıca davalı tarafın cevap dilekçesinde de müteveffanın genel müdür olarak çalıştığının ve 12.500 TL ücret aldığının beyan edildiğini, taraflarınca her ne kadar ücret 13.500 TL olarak belirtilmişse de, aldığı primler ve ek ödemelerde bu miktarın ödendiğinin anlaşıldığını, müteveffanını 70-80 adet şube ile ürünlerin teslimi sırasında şube müdürleri ile tanışma amacı ile taşıma işi yaptığını, davacının asgari ücretle çalışıyor kabul edilerek hesaplama yapılamasının hatalı olduğunu, hükme esas bilirkişi raporunda tespit edilen ücretin somut vakaa ile uyuşmadığını, davacının davalı iş yerinde asgari ücretle çalışan bir işçi olmadığını, dosya içerisinde kesin deliler varken emsal ücret araştırmasına gidilmesinin hatalı olduğunu, *ceza dosyasında sunulan kusura ait bilirkişi raporunun öncelikle alanında uzman bilirkişi tarafından alınmadığı için hukuk mahkemesi tarafından esas alınmayacağını, 4 ayrı bilirkişi heyetinden 4 ayrı rapor alındığını, hiç birisinde müteveffanını asli oranda kusurunun bulunduğunun belirtilmediğini, ayrıca ceza dosyasında kamera görüntülerinin değerlendirilmediğini, aracın hızına kaza anındaki havanın karanlık oluşuna ilişkin kusuru etkileyen faktörlerin hatalı tespit edildiğini, *mahkemece davacılar lehine takdir edilen manevi tazminat miktarının oldukça düşük olduğunu belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılarak davacının tüm taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir.

Davalı Luxera Moaz Gayrimenkul vekili istinaf sebepleri olarak; öncelikle husumet itirazlarının bulunduğunu, dosyaya konu kazanın sebebi olan vinç ile davalı firma arasında her hangi bir bağlantı bulunmadığını, davalı firmanın inşaat sektöründe faaliyet gösteren bir firma olduğunu, bu nedenle dosyada ihbar olunan Yaren İnşaat firması ile 21.06.2018 tarihli “Kaba ve ince işler Yüklenici sözleşmesi” ni imzaladığını, sözleşmenin anahtar teslim şeklinde olduğunu, *uyuşmazlıkta görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması gerektiğini, *Asliye Ceza Mahkemesinde davacıların murisinin kaza tespit tutanağında asli kusurlu olarak belirtildiğini, ancak hükme esas bilirkişi raporunda sadece %10 oranında kusurlu olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu, *tanık ifadelerinde müteveffanın hızının olması gerekenden çok yüksek olduğuna dair beyanlarda bulunmasına rağmen kusur raporlarında tanık ifadelerinin göz ardı edildiğini, dosyada dinlenen ve olayı gördüğünü ifade eden olay mahallini birebir tarif eden tanıkların ifadelerine değer verilmez iken olaydan bir haber kişilerin tanıklıklarına değer verilmesinin kabul edilemez nitelikte olduğunu, *ayrıca davacı tarafın süresinde tanık listesi sunmadığını, 20.12.2019 tarihli celsede tanık dinletmelerine muvafakatlerinin olmamasına rağmen mahkemece davacı tanıklarının dinlenmediğini, *dosyada raporlar arasında çelişki giderilmeden karar verildiğini, *davacıların murisinin ücretini fahiş belirlendiğini, *işçi işveren ilişkisinin varlığının ispatlanamadığını, *açılan ek davada manevi tazminat taleplerinin büyük oranda kabul edilmesinin de doğru olmadığını belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılarak davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir.

Davalı … vekili istinaf sebepleri olarak; olayın meydana gelmesinde davalı tarafın sorumluluğunun bulunmadığını, olaya sebebiyet veren asıl şeyin dava dilekçesinde de belirtildiği üzere flaşörleri açık bırakan hiç bir önlem ve uyarı yapılmadan dikkatsizce şeridin tamamını kaplayacak şekilde bırakılan vinç olduğunu, illiyet bağının kesildiğini, tehlike sorumluluğunun bir sonuç sorumluluğu da olmadığını, iş yerinin işletilmesi veya bundan doğan tehlikeler ile zarar arasında uygun bir illiyet bağı bulunmuyorsa işverenin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, somut olayda meydana gelen kazada davalının hiç bir kusuru olmadığından davanın davalı yönünden reddi gerektiğini, diğer davalı Kırımlı Otomotiv İnş, Şirketine ait vinç hiç bir önlem alınmaksızın yola bırakıldığı için kazanın meydana geldiğini, vincin ağır kusurlu olduğunun ve işçinin bu nedenle vefat ettiğinin sabit olduğunu, dolayısıyla olayın 3. Kişinin ağır kusuru ile meydana geldiğinden illiyet bağının kesildiğini, davalının kazadan sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, *davacılar tarafından talep edilen manevi tazminat miktarının ve mahkemece hüküm altına alınan miktarın fahiş olduğunu belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılarak davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir.

Davalı Kırımlı Otomotiv İnş Vinç Nak. San. Tic. Ltd. Şti. ve … vekili istinaf sebepleri olarak; dava konusu fiilin trafik kazası olup Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, görevli olmayan mahkemede görüldüğünü, *dava konusu olayın davalı Kırım Vinç ve … bakımından trafik kazası olup değerlendirmenin 2918 sayılı KTK çerçevesinde yapılması gerektiğini, *birleşen dava yönünden davanın zamanaşımına uğradığını, bu kişiler yönünden davanın reddi gerektiğini, *kararın eksik inceleme ile verildiğini, mahkemenin belirlediği kusur oranlarının olaya ve hukuka aykırı olduğunu, müteveffaya % 10 kusur verilmesinin olayın içeriğine ve hayatın olağan akışına hukuka aykırı olduğunu, daimi ve 1. Derecede asli kusurlu olduğunu, tam ve ağır kusurlu olduğunun açık olduğunu, kaza tespit tutanağında da asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, Asliye Ceza Mahkemesinde alına bilirkişi raporunda da … nin asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, *olayın tek görgü tanığının belanı dikkate alınmadan karar verildiğini, tek görgü tanığı Cengiz Aydemir in soruşturma aşamasında, dava dosyasında verdiği ifadesinde müteveffanın kullandığı aracın çok süratli olduğunu, park halinde vince çarptığını, bu kişinin duran araca çarpış olmasına ve kaza tespit tutanağında ceza mahkemesi kararında asli kusurlu olarak belirlenmesine rağmen davada %10 kusurlu bulunduğunu, davalıların olayın meydana gelmesinde hiç bir kusurunu olmadığını, vincin bulunduğu yerde gerekli tüm uyarıcı tedbirler ve güvenlik önlemlerinin alındığını, *raporlar arasında çelişki giderilmeden karar verildiğini, üç rapor alındığını, raporlar arasında farklar bulunmasına rağmen çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, *davacı eşi … ile oğlu … lehine takdir edilen maddi ve manevi tazminat hesaplamalarının hatalı ve tutarının yüksek olduğunu, *müteveffanın maaşı, yaptığı iş , bu işteki kıdemi ve ücrete etki eden diğer unsurlar dikkate alındığında gerçek ile bağdaşmayacak oranda yüksek olarak tespit edilmesinin ve bu tespite göre hesaplama yapılmasını hatalı olduğunu, *davacılara ve birleşen davanın davacıları lehine verilen tazminat miktarlarının çok yüksek olduğunu belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılarak davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada açıklanan nedenlerle, tarafların kusur durumunun belirlenmesi ve dosyada kusur tespitlerinde çelişkilinin giderilmesi, müteveffanın en son 12.500,00 TL ücret aldığı kabulü ile bu kapsamda işin esasına dair deliller değerlendirilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla, kararın HMK’nun 353/1-a-6 ncı maddeleri uyarınca kaldırılarak, tüm deliller toplanarak ve değerlendirilerek yeniden yargılama yapılması için davacılar vekilinin şimdilik diğer istinaf sebepleri değerlendirilmeksizin dosyanın yerel mahkemesine iadesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen ek kararına karşı süresi içinde davalı … ve Kırımlı Oto. İnş. Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı … ve Kırımlı Oto. İnş. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın kesin olmadığını, kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1 Ekim 2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun, kanun yollarından İstinafı düzenleyen sekizinci kısım birinci bölümde yer alan duruşma yapılmadan verilecek kararları öngören 353 ncü maddesi “(1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa;
a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir:

1) Davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermiş olması.

2) İleri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmış olması.

3) Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması

4) Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması.

5) Mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına, karar verilmiş olması.

6) (Değişik:22/7/2020-7251/35 md.) Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.”

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun, temyiz edilebilen kararları düzenleyen 361. maddesi “(1) Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir.”

Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma yapmadan usulden karar verebileceği haller HMK’nın 353/1-a bendinde sayılmıştır. Bu maddeye göre usul hukukuna ilişkin önemli aykırılıklar bulunması gerekmektedir.

Bölge Adliye Mahkemesinin 353/1-a bendine göre vereceği “gönderme” kararlarının “kesin” olduğu madde metninde belirtilmiştir. Gönderme kararı nihai bir karar olup mahkemenin nihai kararına karşı başvurulabilecek bir kanun yolunun bulunmaması halinde bu karar şekli anlamda kesinleşir. Kanunda kesin olduğu belirtilen kararlar aleyhine kanun yoluna başvurularak denetim yapılamaz. Mahkeme kararının hukuka uygun olmaması sonuca etkili değildir. HMK 361 nci maddesinde, Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.İnceleme konusu olayda, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin HMK’nın 353/1-a, 6 ncı maddesine ilişkin olduğu anlaşılan 22.12.2022 tarihli hükmün kesin olup ve temyizi kabil nitelikte karar değildir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin HMK’nın 353/1-a, 6. maddesine ilişkin olduğu anlaşılan 22.12.2022 tarihli hükmün kesin ve temyizi kabil nitelikte olmadığından davacı vekilinin temyiz talebinin reddi ile EK KARARIN ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.