YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12567
KARAR NO : 2023/6381
KARAR TARİHİ : 05.06.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2221 E., 2021/67 K.
KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Cihanbeyli Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2020/99 E., 2021/109 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dilekçesinde özetle; davacının ücretli öğretmen olarak 15.02.1999 – 25.06.1999 ve 20.09.1999 – 16.06.2000 tarihleri arasında Kuşca Lisesi’nde çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Bakanlık vekili; davanın reddini talep etmiştir.
Fer’i müdahil Kurum vekili; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; davanın hizmet tespiti istemine ilişkin olduğunu, kamu sigortasız işçi çalıştıramaz ilkesi gereği kamuda çalışanlar yönünden hak düşürücü sürenin uygulanmayacağını, aylık sigorta primleri bildirgesi, 4 aylık sigorta primleri bordrosu, sigorta hesap fişi… vs. bu belgelerden birinin verilmesi halinde 5 yıllık hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği, yine işverenin ödenen ücret sigorta primi kesintisi yapılması, ücret ödemelerinin belgeye dayanması halinde Kuruma aktarılmamış olmasa dahi hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını, davacıya ait 1999 yılı Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık dönemleri ile 2000 yılı, Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran dönemlerine ait bordroların bulunduğu ve davalının bir kamu kurumu olduğu görülmekte iken davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin Kuşça Lisesinde ücretli öğretmen olarak 15.02.1999-25.06.1999 ile 20.09.1999-16.06.2000 tarihleri arasında çalıştığını gösterir bordroların bulunduğu, dosyaya ibraz edilen bordrolarda müvekkilinin belirtilen sürelerde çalıştığı, dinlenen tanığın örtüşen tutarlı beyanlarından da belirtilen sürelerde çalıştığını teyit ettiği hep birlikte değerlendirildiğinde çalışmanın ispatlandığını, davalının yapmış olduğu ikrar ve yerel mahkeme kararı neticesinde hak düşürücü süre bakımından bir ihtilaf kalmamış olmasına rağmen yerel mahkemenin bu hususu dikkate almadan davanın reddine karar vermesinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Somut olayda; her ne kadar dosyada davacının ay ay girdiği ders saatini ve ücretini gösteren ek ders bordroları mevcutsa da; söz konusu bordrolarda davacıdan SGK kesintisi yapılmadığı alınan blirkişi raporu ile anlaşılmakla dava hak düşürücü süreye uğradığı, davacı vekilinin istinaf başvurusu isabetsiz olup Mahkemece verilen karar yerinde olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine
karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesinin doğru olmadığını, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.Sigortalı hizmetin tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirmekte olup, bu niteliği gereği özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerekmektedir. Bu davaların kanuni dayanağı 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası olup bu bentte “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilmeyen sigortalıların hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak hizmet tespiti isteyebilecekleri” açıklanmıştır. Anlaşılacağı üzere, çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın mevcudiyetini etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hak bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Söz konusu Kanun’un kabul edilip, yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak düzenlenmiş olup, hâlen geçerliliğini korumaktadır.
2.Bu kapsamda işe giriş bildirgesi düzenlenmediği veya düzenlenmesine karşın kanuni hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmediği, bu süre içerisinde Kuruma verilen dönem bordroları ile bildirimin yapılmadığı, sigorta primlerinin Kuruma yatırılmadığı, çalışmanın varlığı yönünde sigorta müfettişince herhangi bir saptamanın söz konusu olmadığı durumlarda, hizmetin varlığını ileri süren kişilerin hak düşürücü süre gerçekleşmeden yargı yoluna başvurması zorunludur.
3.İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi, dört aylık sigorta primleri bordrosu, sigortalı hesap fişi vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması hâlinde artık Kanun’un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrasında yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir. Diğer taraftan, Kurum tarafından yapılan bir tespitin olması hâlinde de aynı kabul şekline ulaşılmaktadır.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Somut olaya gelince, davacının 15.02.1999-25.06.1999 ve 20.09.1999-16.06.2000 tarihleri arası hizmet tespiti talebi bakımından, davalı işyerlerinden işe giriş bildirgesinin düzenlenmemesi ve Kuruma herhangi bir şekilde hizmet bildirimi ile ücretinden prim kesintisi de yapılmaması, yönetmelikte belirtilen belgelerin bulunmaması karşısında sigorta başlangıcı tespiti isteminin dava tarihi itibariyle hak düşürücü süreye uğradığı açıktır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.