Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/7994 E. 2023/7207 K. 07.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7994
KARAR NO : 2023/7207
KARAR TARİHİ : 07.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/52 Esas, 2016/569 Karar
SUÇLAR : Zincirleme ihmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜMLER : Zincirleme icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkûmiyet

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Boyabat Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.01.2015 tarihli ve 2012/1555 Soruşturma, 2015/18 Esas, 2015/18 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında zincirleme ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması, hak yoksunlukları ile tekerrür hükümlerinin uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Boyabat Asliye Ceza Mahkemesinin,14.06.2016 tarihli ve 2015/52 Esas, 2016/569 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında zincirleme icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 250 tam gün karşılığı 5.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar müdafii 25.07.2016 tarihli dilekçesi ile; mahkemenin verdiği yürütmeyi durdurma kararına uygun olarak işlem yapıldığını, mühürlenmeyen kısım ile ilgili yürütmeyi durdurma kararından önce yapı kullanma izni verildiğini, bu bölümler bakımından kazanılmış hakkın bulunduğunu, bu nedenlerle görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluşmadığını, suç işleme kasıtları bulunmadığından sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyetlerine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek hükümleri temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Katılan …’nin, Boyabat İlçesi, …. Mahallesi, 842 ada, 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşa edilecek yapı için düzenlenen 18.11.2008 tarihli yapı ruhsatı ile bu ruhsatın verilmesine olanak sağlayan Belediye Meclisinin 08.12.2005 tarih ve 11 sayılı, 05.06.2007 tarih ve 7 sayılı, 02.12.2009 tarih ve 49 sayılı kararları ile yapılan uygulamanın iptali ve yürütmesinin durdurulmasına ilişkin açtığı davada, Samsun 1. İdare Mahkemesinin 10.07.2012 tarihli ve 2012/713 esas sayılı yürütmenin durdurulması kararının belediye başkanlığına 26.07.2012 tarihinde tebliğ edildiği, belediyece bu kararın 30.07.2012 tarihinde inşaatı devam eden kısımlarda uygulandığı, inşaatı biten ve 10.08.2011 tarihinde yapı kullanım izni verilen binada iki ayrı iş yeri için yürütmeyi durdurma kararından sonra iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatı verildiği, suç tarihinde Belediye Başkanı olan sanık …, Belediye Fen ve İmar İşleri müdür vekilliği yapan sanık … ve Belediyede gelir müdür vekili olarak çalışan sanık … hakkında anılan mahkeme kararını yerine getirmemeleri nedeniyle zincirleme ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmaları istemiyle açılan kamu davasında, Mahkemece; sanıkların zincirleme icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar verildiği görülmüştür.
IV. GEREKÇE
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanıklar müdafiinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Boyabat Belediye Başkanlığının 08.12.2005 tarih ve 11 sayılı, 05.06.2007 tarih ve 7 sayılı, 02/12/2009 tarih ve 49 sayılı Belediye Meclis kararlarıyla yapılan imar planlarındaki değişikliklerin yürütmesinin durdurulması ve iptali için katılanların ayrı ayrı dava açtıkları, katılan … ‘ün başvurusu üzerine Samsun 1. İdare Mahkemesinin 10.07.2012 tarihli ve 2012/713 esas sayılı kararı ile belediye meclis kararlarının yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği, sanıkların bu kararı kısmen uyguladığı anlaşılan dava konusu somut olayda; … ve …’in katılan sıfatıyla davaya kabulüne karar verilmiş ise de sanıkların eylemlerinin kül halinde tek bir görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeden atılı suçtan tayin edilen temel cezadan 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca artırım yapılarak sanıklar hakkında fazla ceza tayini,
Sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken, söz konusu maddenin 1 inci fıkrasında 7 bent halinde sayılan hususlar göz önünde bulundurularak ve somut gerekçeler tek tek belirtilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması gerektiği gözetilmeden “Suçun işleniş biçimi ile suç konusunun önem ve değeri” şeklindeki maddede yazılı ibarelerin soyut tekrarıyla yetinilip teşdit gerekçesi olarak kullanılmak suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesine aykırı davranılması,
Suçun 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkilerin kötüye kullanılması suretiyle işlendiği kabul edilmesine rağmen sanıklar hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmaması,
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasına, 28.06.2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72 nci maddesi ile eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” şeklindeki hükmün ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği gözetilmeden, temyize konu bu dosyadaki suç tarihinin anılan düzenlemenin yürürlük tarihinden önce olmasına göre, geçmiş hükümlülüğü bulunmayan sanıklar hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde belirtilen diğer koşullar yönünden denetime imkan verecek şekilde değerlendirme yapılması gerekirken, sanıklardan Volkan ve Hüseyin hakkında “şartları oluşmadığından”, Mehmet hakkında “daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinden” bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair kararlar verilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Boyabat Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2016 tarihli ve 2015/52 Esas, 2016/569 sayılı Kararına yönelik sanıklar müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,07.06.2023 tarihinde karar verildi.