YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1710
KARAR NO : 2023/2603
KARAR TARİHİ : 16.05.2023
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Körfez 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilmek suretiyle esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; yurt dışında yaşayan davalının, kardeşi olan davacı müvekkiline, tapuda adına kayıtlı 118 ada 43 parseldeki taşınmaz üzerine yapılacak bina inşaatına belirli bir miktar parayla katkıda bulunması, inşaatla ilgilenmesi ve inşaatta bedelsiz olarak çalışması karşılığında, binadaki 6 No.lu daireyi devretmeyi teklif ettiğini, teklifi kabul eden müvekkilinin, 1994 ilâ 1996 yılları arasında devam eden inşaatın her aşamasıyla ilgilendiğini, tüm emek ve mesaisini inşaat için harcadığını, bu emeği ve çabası için kendisine hiçbir ücret ödenmediğini, ayrıca inşaatın tamamlanması amacıyla 10.000 İsviçre Frangı tutarında katkıda bulunduğunu, bina inşaatının büyük ölçüde dava dışı diğer kardeş…..’in parasal katkısıyla 1996 yılında tamamlandığını, ancak tapu maliki davalının taahhüdünü yerine getirmediğini, bunun üzerine müvekkili ve dava dışı kardeş …. ile baba …..’in Körfez Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/38 Esas sayılı dosyasıyla muhdesatın aidiyetinin tespitine yönelik dava açtığını, mahkemenin 10.02.2000 tarihli ve 2000/37 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne ve 6 No.lu dairenin müvekkiline ait olduğunun tespitine karar verildiğini, buna rağmen davalının tapuyu devretmeye yanaşmadığını ileri sürerek, dava konusu dairenin davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin yurt dışındaki çalışmaları karşılığında kazandığı parayla dava konusu binayı yaptırdığını, davacı ve diğer kardeşlerinin bu inşaatta maddi olarak bir katkısının bulunmadığını, borç alma gibi bir durumun da söz konusu olmadığını, öte yandan müvekkilinin muhdesatın tespiti istemiyle açılan davadan haberdar olmadığını, bu nedenle davanın kabulüne ilişkin kararı temyiz ettiklerini ve sonucunun beklenmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; toplanan deliller, bilirkişi raporları ve Körfez 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/217 Esas, 2021/119 Karar sayılı dosyası ile tüm dosya kapsamından, davalının ikrarının mevcut olmadığı ve davacının dayandığı inanç sözleşmesini kanıtlamak için yazılı delili ya da dava konusu taşınmazla davacının irtibatı ve ilgisi bulunduğunu göstermeye elverişli, bunun vukuuna delalet edebilecek bilgi ve açıklama içeren yazılı delil başlangıcı sayılabilecek bir belgesinin bulunmadığı anlaşıldığından, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Körfez 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/38 Esas (bozma kararından sonra 2019/217 Esas, 2021/119 Karar) sayılı dosyasında 26.01.2000 tarihli keşif tutanağı ile 10.02.2000 tarihli celse tutanağında davalının, dava konusu 6 No.lu dairenin müvekkiline ait olduğunu mahkeme huzurunda ikrar ettiğini ve imzasının alınmış olduğunu, mahkeme içi ikrara rağmen davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, ayrıca bildirdikleri tanıkların da dinlenmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın esastan reddine karar verilmesi nedeniyle müvekkili lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların iddia ve savunmalarına, saptanan dava niteliğine, dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere ve özellikle davacının muhdesatın aidiyetinin tespiti davasındaki davalı beyanlarının ikrar sayılması gerektiği yönündeki iddiasına göre; anılan dosyadaki beyanların, muhdesatın anılan dosya davacısı tarafından yaptırıldığı yönünde oluşu ve bunun da dava konusu taşınmazla ilgili mülkiyet hakkına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davasında hukuki dayanak olamayacağı değerlendirildiğinden yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine;
2. Ancak dava değerinin parayla ölçülebildiği ve mahkemece yapılan yargılama sırasında toplam 131.851,20 TL olarak belirlendiği, davacı tarafından bu değer üzerinden harç ikmalinin yapıldığı; buna göre, esastan reddine karar verilen dava dosyasında, kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine bu değer üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle de davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne ve İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilmek suretiyle esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın reddine; davalı lehine 16.475,86 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf itirazlarını tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında mevcut olduğu iddia edilen inanç ilişkisinin ispatlanıp ispatlanamadığı, davalının bu hususta mahkeme içi ikrarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olduğundan, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.