YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8855
KARAR NO : 2023/6367
KARAR TARİHİ : 05.06.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/525 E., 2022/976 K.
HÜKÜM/KARAR : Direnme
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 9. İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/78 E., 2018/35 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya direnme kararı verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 2005 – 24.04.2014 tarihleri arasında davalılar nezdinde geçen sigortalı çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Assör İnşaat Elektrik Asansör Dekorasyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili; zamanaşımı itirazında bulunarak, …’ın şirketin ortağı olmadığını, davacının kendi işini yaptığını, taşeron olarak çalıştığını, çalışmalarının taşeron olarak çalıştığı şirketlerden gösterildiğini, davacının sigortalı hizmetlerinin müvekkili şirkette çalıştığı dönemlerde eksiksiz olarak Kurum’a bildirildiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Davalı … vekili; zamanaşımı itirazında bulunarak, hiçbir dönem işveren olmadığını, diğer davalı şirketin de ortağı olmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
Fer’i müdahil SGK Başkanlığı vekili; hak düşürücü süre itirazında bulunmuş ve 2005-2010 dönemi için davalı … adına işyeri tescil kaydının bulunmadığını, hizmet tespiti talep edilen 2005-24.04.2014 tarihleri arasında farklı işyerlerinden bildirimlerde bulunulduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.02.2018 tarihli ve 2015/78E – 2018/35K Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde feri müdahil kurum ve davalı Assör İnşaat Elektrik Asansör Dekorasyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.12.2020 tarihli ve 2018/695 Esas, 2020/1929 Karar sayılı kararıyla; … Bölge Adliye Mahkemesi, davalı ve feri müdahilin istinaf başvurusunun kabulü ile … 9. İş Mahkemesi’nden verilen 12.02.2018 tarih, 2015/78 Esas ve 2018/35 Karar sayılı hükmün 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.2 hükmü gereğince kaldırılmasına, davacının davasının kısmen kabulüne, davacının hizmet döküm cetvelinde bildirilmiş çalışmalarına ek olarak, dönemin asgari ücreti ile, 01.01.2010 – 14.06.2010, 01.08.2010 – 16.08.2010, 22.09.2010 – 01.11.2010 tarihleri arasında, başlangıç ve son gün dahil olmak üzere, davalı …’a ait tescilsiz işyerinde çalıştığının, 02.11.2010 – 20.04.2011, 01.06.2011 – 17.10.2011, 19.11.2011 – 18.09.2012 tarihleri arasında, başlangıç ve son gün dahil olmak üzere, davalı şirkete ait işyerinde çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Daire bozma kararında; ihtilaf konusu dönemde davacının bildirimlerinin olduğu iş yerlerinin davaya dahil edilmesi için HMK 124 üncü madde gereğince süre verilmeli, gösterecekleri deliller, bilgi ve belgeler toplanmalı, bu kapsamda çalışmanın varlığı ve hangi işveren nezdinde geçtiği araştırılmak suretiyle elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iddiası ve ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmaması nedeniyle, 01.01.2010 ila 24.04.2014 arasında, bildirimler dışında kalan dönemde, davacının davalılar nezdinde hizmet aktine bağlı olarak çalışıp çalışmadığının tespiti noktasında delillerin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmadığı, öncelikle davalı şirketin ortaklarından Nimet ile davalı …’nin karı koca olması ve tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere davacının şirket nezdindeki çalıştığı dönemde de Ali’nin ustabaşı olarak onların başında bulunması nedeniyle şirket ile davalı … arasında organik bağın bulunduğunun kabulü zorunludur. Bu nedenle de her iki işveren aleyhine açılan davanın birlikte görülmesinde hukuki yararı olduğu, davacı 2010 yılına kadar davalı gerçek kişi … yanında, 2010 sonrasında ise davalı şirket yanında çalıştığını iddia ettiğini, davalı şirkete ait vergi kaydı, kurum kaydı ve ticaret sicil kaydının incelenmesinden, 02.11.2010 tarihi itibariyle şirketin tescilinin yapılarak tüzel kişiliğin oluştuğu, yine aynı tarih itibariyle vergi kaydının başladığı ve fakat 18.10.2011 tarihinden itibaren kanun kapsamına alındığını, davalı gerçek kişi …’ın ise vergi kaydının ve kanun kapsamında tescil edilmiş işyerinin bulunmadığı kayıtlı olduğunu, dinlenen tanıklardan … ve … beyanından anlaşıldığı üzere davacı, davalı …’nin işçisi olarak, Ali tarafından başka işverenlerden alınan, çeşitli işyerlerindeki asansör montajı, tamir ve bakımı işinde çalıştığı, tanık Halil beyanında açıkça ifade edildiği üzere davacı 2010 yılına kadar davalı … nezdinde, 2010 yılında şirket kurulduktan sonra ise yine Ali’nin ustabaşı olarak emir ve talimatında olmak üzere davalı şirket nezdinde çalıştığını, nitekim …’a ait hizmet döküm cetvelinin incelenmesinden … da bir dönem, davalı şirket nezdinde işçi olarak çalıştığı, bu kayıt tanık beyanı ile doğruladığını, tüm bu veriler birlikte değerlendirildiğinde, davacının 01.01.2010 – 01.11.2010 arasındaki bildirimsiz dönemde davalı …’a ait tescilsiz işyerinde, 02.11.2010 tarihinden itibaren ise, -bildirimsiz kalan dönemde- davalı şirkete ait işyerinde çalıştığının kabulü isabetli olacağını, ek olarak davacının hizmet döküm cetvelinin incelenmesinden kod 1 ile kayıtlanan, davacının istirahatli olduğu dönemlerde çalışmadığının kabulüne ilişkin ilk derece kararına karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurmamış olması da dikkate alınarak sonuca gidildiğini, şu halde netice itibariyle davacının hizmet döküm cetvelinde bildirilmiş çalışmalarına ek olarak, dönemin asgari ücreti ile, 01.01.2010 – 14.06.2010, 01.08.2010 – 16.08.2010, 22.09.2010- 01.11.2010 tarihleri arasında, başlangıç ve son gün dahil olmak üzere, davalı …’a ait tescilsiz işyerinde çalıştığının, 02.11.2010 – 20.04.2011, 01.06.2011 – 17.10.2011, 19.11.2011 – 18.09.2012 tarihleri arasında, başlangıç ve son gün dahil olmak üzere, davalı şirkete ait işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmesi gerektiği, HMK 124 üncü maddesi uyarınca davaya katılımının sağlanması gereğini öngören bozma ilamına uyulması mümkün olmadığı gerekçesiyle önceki kararı doğrultusunda Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin bozma ilamına direnilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde feri müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Feri müdahil kurum vekili dilekçesinde özetle; eksik inceleme neticesinde karar verildiğini belirtilerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleridir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesidir. Anılan Kanun’un 6 ıncı maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup feri müdahil Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 373 üncü maddesinin beşinci fıkraları uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.