YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/6821
KARAR NO : 2023/6592
KARAR TARİHİ : 08.06.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/89 E., 2023/301 K.
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 27. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/1122 E., 2017/92 K.
Taraflar arasındaki yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile ödenmeyen aylıkların yasal faiziyle tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı kurum vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu neticesinde istinaf başvurusunun kabulüyle … 27. İş Mahkemesi’nin, 14.03.2017 tarihli, 2016/1122 E, 2017/92 K. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 nci maddesi uyarınca kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş; karara karşı yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; önceki kararda direnilmesine ve davanın reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Hukuk Genel Kurulu tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozmaya uyularak verilen karar davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 01.01.1987 tarihinde 18 yaş altı hizmetinin mevcut olduğunu, 28.09.2012 tarihinde tahsis talebinde bulunduğunu, bu talebe göre 01.01.1987 tarihi hizmet başlangıcı sayılmış olsaydı ilk tahsis talebini takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanmaya hak kazanacakken 18 yaşına bastığı tarihi sigorta başlangıcı kabul ettiğini ve emekli aylığını 01.10.2014 tarihinden itibaren başlattığını, kurumun haksız uygulaması sonucu davacının 01.10.2014 tarihine kadar hak kaybına uğradığını, davacının sigorta başlangıcının 01.01.1987 tarihi olarak kabul edilseydi 43 yaş üzerinden emekli aylığına hak kazanacağını beyan ederek davacının tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.10.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, 01.10.2014 tarihine kadar ödenmesi gereken aylıklara yasal faiz yürütülmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kurum (SGK) vekili cevap dilekçesinde özetle; hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.03.2017 tarih, E.2016/1122, K.2017/92 sayılı kararıyla Konuyla ilgili 506 sayılı Kanun’un değişik 60/g maddesindeki; “18 yaşından önce malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına tabi olanların sigortalılık süresi 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilip ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir” şeklindeki yasal düzenleme gereğince, her ne kadar davacının İsviçre rant sigortasına tabi olarak 01.01.1987 tarihinde çalıştığı anlaşılmışsa da, 17.08.1969 doğum tarihi itibariyle 18 yaşını 17.08.1987 tarihinde ikmal etmiş olması nedeniyle, 17.08.1987 tarihinin sigorta başlangıç tarihi olarak tespit edildiği, bu tespite göre davacının 28.09.2012 tarihli tahsis talebine istinaden 01.10.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazanamayacağı, ne var ki yurda kesin dönüş yaptığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayan davacının 25 yıldan fazla sigortalılık süresi, 5000 günden fazla prim ödemesi ve 44 yaşını ikmal ettiği anlaşılmakla 506 sayılı Kanun’un geçici 81/B-e maddesi gereğince 44 yaşını ikmal ettiği 17.08.2013 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığı ve kendisine bu nedenle 44 yaşını takip eden aybaşı olan 01.09.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği ve bu tarihten yaşlılık aylığının ödenmeye başlamış olduğu 01.10.2014 tarihleri arası döneme ait aylıkların 5510 sayılı Kanun’un 42 nci maddesinde tanınan 3 aylık sürenin bitim tarihi olan 01.12.2013 tarihinden toplu ödemenin yapılacağı tarihe kadar yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili 3201 sayılı Kanun’a göre borçlanılan sürelerin sosyal güvenlik sözleşmesi ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını, haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 30.05.2017 tarih ve E.2017/858, K.2017/967 sayılı kararında, Mahkemece, davacının yaş koşulu ile işten ayrılma koşulunu gerçekleştirdiği 17.08.2013 tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmiş ise de, davacının sigortalılık başlangıcı 17.08.1987 kabul edilerek 28.09.2012 tarihli tahsis talep tarihine göre yapılan değerlendirmede, 4759 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi ile değişen 506 sayılı Kanun’un Geçici 81 inci maddenin B-e bendi çerçevesinde, yaşlılık aylığı tahsisi için, 20 yıl sigortalılık süresini doldurması, 5225 gün yaşlılık, malullük ve ölüm sigortaları primini ödemiş olması ve 44 yaşını doldurmuş olması şartlarını ikmal etmesi gerekmekte olup, 17.08.1969 doğumlu olan davacının, anılan tahsis talep tarihi itibariyle 44 yaş koşulunu yerine getirmediği belirgindir. Mahkemece yaş koşulların gerçekleştiği tarih dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı oysa 28.09.2012 tarihli tahsis talep tarihine göre aylık bağlama koşulları gerçekleşmeyen davacı hakkında mahkemece “davanın reddine” karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde “davanın kabulüne” karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı Kurumun istinaf başvurusunun esastan kabulü ile HMK’nın 353/1-b.2 bendi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 08.10.2019 tarih, E.2017/4252, 2019/7122 sayılı kararında; eldeki davada, davacının talebi tahsis istemine yönelik olup, Bölge Adliye Mahkemesince davacının 28.09.2012 tarihli tahsis talep tarihine göre, aylık bağlama koşulları gerçekleşmeyen davacı hakkında “davanın reddine” karar verilmesi gerektiği düşüncesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, dava tarihinin 10.06.2016 olması ve 28.09.2012 tarihli tahsis talebinin varlığı anlaşılmakta olup, davacı hakkında bu tarih itibari ile tahsis koşullarının oluşmadığı anlaşılsa dahi, tahsis koşullarından olan 44 yaş koşulunu doldurduğu tarih de gözetilerek, davacının isteminden daha sonraki bir tarih itibari ile de olsa tahsis şartlarının devam etmesi halinde aylığa hükmedilmesinin, usul ekonomisinin gereği olduğu gibi sigortalılık hakkının vazgeçilmez haklardan olması ve bu tür davaların kamusal yapısına da uygun düşeceğinin gözetilmemesi ile yazılı şekilde karar tesisinin usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedeni olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 23.09.2020 tarih, E.2020/548, K.2020/1076 sayılı kararı ile somut olayda; davacının 28.09.2012 tarihli tahsis talep tarihinde yürürlükteki yasal mevzuat gereği sigortalılık başlangıcının 19.09.1997 olduğu, ancak 12.05.2014 tarihinde Yargıtay ilamı ile kesinleşen 17.08.1987 tarihli sigortalılık başlangıç tarihi esas alınsa dahi 28.09.2012 tarihli tahsis talep tarihine göre yapılan değerlendirmede, 4759 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi ile değişen 506 sayılı Kanun’un Geçici 81 inci maddenin B-e bendi çerçevesinde, yaşlılık aylığı tahsisi için, 20 yıl sigortalılık süresini doldurması, 5225 gün yaşlılık, malullük ve ölüm sigortaları primini ödemiş olması ve 44 yaşını doldurmuş olması şartlarını ikmal etmesi gerekmekte olup, 17.08.1969 doğumlu olan davacının, anılan tahsis talep tarihi itibariyle 44 yaş koşulunu yerine getirmediği; Mahkemece yaş koşulların gerçekleştiği tarih dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı; ancak yukarıda bahsedilen yasal mevzuatların ve düzenlemelerin buna imkan vermediği, her bir tahsis talep tarihindeki yasal mevzuat ve düzenlemelerin göz önünde bulundurulması gerektiği açık olup 28.09.2012 tarihli tahsis talep tarihine göre aylık bağlama koşulları gerçekleşmeyen davacı hakkında mahkemece “davanın reddine” karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde “davanın kabulüne” karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı Kurumun istinaf başvurusunun esastan kabulü ile HMK’nın 353/1-b.2 bendi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın reddine dair Dairemizce verilen 30.05.2017 gün 2017/858 E – 2017/967 K sayılı kararın usul ve yasaya uygun olması nedeniyle Yargıtay bozma ilamına karşı direnilmesine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Hukuk Genel Kurulunun 10.11.2022 tarih, E.2021/10-152, K.2022/1488 sayılı kararında davalı Kurumca sigorta başlangıç tarihinin Türkiye’deki sigortalı hizmetinin başladığı 20.04.2012 tarihinden borçlandığı süre kadar geriye gidilerek 19.09.1997 tarihi olarak belirlenmesi ve buna bağlı olarak 28.09.2012 tarihli tahsis talebinin reddedilmesi üzerine davacının … 8. İş Mahkemesinde açtığı dava ile sigortalılık başlangıç tarihinin 17.08.1987 olduğunu tespit ettirdiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 12.05.2014 tarihinde kesinleştiği ve eldeki davanın 20.06.2016 tarihinde açıldığı ayrıca 28.09.2012 tarihinde yapılmış bir tahsis talebinin bulunduğu dikkate alındığında davacı hakkında bu tarih itibariyle tahsis koşullarının oluşmadığı anlaşılsa bile tahsis koşullarından olan 44 yaşını doldurduğu tarih de gözetilerek isteminden daha sonraki bir tarih olsa dahi tahsis koşullarının devam etmesi hâlinde aylığa hükmedilmesi gerektiği, varılan bu sonucun ise usul ekonomisinin gereği olduğu gibi sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortaların yanı sıra bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarının karşılanmasını esas alan sosyal güvenlik hukukunun ilkelerine, ayrıca bu tür davaların kamusal yapısına uygun olduğu; nitekim Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2011 tarihli ve 2011/10-291 E., 2011/399 K. ile 28.09.2011 tarihli ve 2011/10-475 E., 2011/560 K., 30.03.2022 tarihli ve 2019/(21)10-803 E., 2022/425 K., 02.11.2022 tarihli ve 2021/10-226 E., 2022/1418 K. ile 09.11.2022 tarihli ve 2021/10-231 E., 2022/1470 K. sayılı kararları da aynı yönde olduğu belirtilerek Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar bozulmuştur.
D. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ” Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.11.2022 tarih 2021/10-152 Esas 2022/1488 Karar sayılı bozma kararı sonrasında;
Dosyadaki kayıtlı bilgi ve belgelerden;
Davacının, 20.04.2012-30.04.2012 tarihleri arasında 11 günlük 5510 sayılı yasa kapsamında geçen sigortalılık süresinin bulunduğu,
5251 günlük yurtdışı hizmet borçlanma bedelini 31.07.2012 tarihinde ödediği,
17.08.1969 doğumlu davacının ilk tahsis talep tarihinin 28.09.2012 olduğu,
Kurum’ca 3201 sayılı Kanun’un 5/2 nci fıkrası gereği Türkiye’deki sigortalılık başlangıç tarihi olan 20.04.2012 tarihinden borçlanılan 5251 gün (14 yıl 7 ay 1 gün) kadar geriye gidilerek bulunan 19.09.1997 tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi esas alınarak davacıya göönderilen 05.10.2012 tarihli cevabında; 5262 gün sigortalılık süresinin olduğu; ancak 20 yılını 09.09.2017 tarihinde dolduracağından yaşlılık aylığı şartları yerine getirilmediğinden yapılacak işlem bulunmadığının bildirildiği,
… 8. İş Mahkemesinde 15.04.2013 tarihinde, davacının İsviçre rant sigortasına girdiği ve 18 yaşını doldurduğu tarih olan 17.08.1987 tarihinin Türkiye’de sigorta başlangıç tarihi olduğunun tespitine dair 2013/801 Esas numarası ile dava açtığı; mahkemece 23.12.2013 tarihinde 2013/1886 Karar numarası ile davanın kabulüne karar verildiği, iş bu davanın Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 12.05.2014 tarih 2014/3859 Esas-2014/10553 Karar sayılı ilamı ile onandığı,
Davacının kesinleşen … 8. İş Mahkemesi 2013/801Esas-2013/1886Karar sayılı kararı gereği 24.09.2014 tarihinde 2.kez tahsis talebinde bulunduğu ve Kurum’ca 17.08.1987 tarihli sigortalılık başlangıç tarihi esas alınarak 506 sayılı Kanun’un geçici 81/B-e fıkrası gereği 01.10.2014 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacının 28.09.2012 tarihli tahsis talep tarihinde yürürlükteki yasal mevzuat gereği sigortalılık başlangıcının 19.09.1997 olduğu, ancak 12.05.2014 tarihinde Yargıtay ilamı ile kesinleşen 17.08.1987 tarihli sigortalılık başlangıç tarihi esas alındığında 28.09.2012 tarihli tahsis talep tarihine göre yapılan değerlendirmede, 4759 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi ile değişen 506 sayılı Kanun’un Geçici 81 inci maddenin B-e bendi çerçevesinde, yaşlılık aylığı tahsisi için, 20 yıl sigortalılık süresini doldurması, 5225 gün yaşlılık, malullük ve ölüm sigortaları primini ödemiş olması ve 44 yaşını doldurmuş olması şartlarını ikmal etmesi gerekmekte olup, 17.08.1969 doğumlu olan davacının, anılan tahsis talep tarihi itibariyle 44 yaş koşulunu yerine getirmediği belirgin ise de 44 yaş koşulunu 17.08.2013 tarihinde sağladığı anlaşılmakla bu tarihi takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı anlaşılmakla”;
1-6100 sayılı HMK’nın 356 ve 359 uncu maddeleri uyarında davalı kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile … 27.İş Mahkemesine ait 14.03.2017 gün 2016/1122 Esas 2017/92 Karar sayılı kararının kaldırılmasına yerine;
2-Davanın kısmen kabulü ile,
Davacının 01.09.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine,
01.09.2013 tarihinden 01.10.2014 tarihine kadar ödenmesi gereken aylıkların yasal faizleri ile davalı kurumdan tahsiline,
Fazla istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı kurum vekili, eksik araştırmaya dayalı kararın bozulması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci; 506 sayılı Kanun’un 62, geçici 81 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.