YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/28615
KARAR NO : 2013/17580
KARAR TARİHİ : 27.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I- Suça sürüklenen çocuklar hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Suça sürüklenen çocukların eylemine uyan 5237 sayılı TCK.nun 151/1 maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükümlerin; 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 Sayılı Kanun’un 3-B maddesi ile değişik 1412 Sayılı CMUK’nun 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihi itibariyle temyizi mümkün olmadığından suça sürüklenen çocuklar müdafiinin temyiz isteğinin aynı Kanun’un 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
II- Suça sürüklenen çocuk … hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Olay günü suça sürüklenen çocuk … ve temyiz dışı suça sürüklenen çocuk …’in mağdura ait işyerinin kapı camını kırmak suretiyle içeri girdikleri ve suça sürüklenen çocuk …’ın ise gözcülük yaptığı, ihbar üzerine polis memurlarının olay yerine gelmesi üzerine , temyiz dışı suça sürüklenen çocuk …’ın işyerinin önünde, olay yerinden kaçan Ahmet’in ise yapılan araştırma neticesinde işyerinin yan sokağında bulunan inşaatta saklanmış vaziyette yakalandığı ve üzerinde mağdura ait cep telefonunun bulunduğunun anlaşılması karşısında, eylemin tamamlandığı gözetilmeden teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilerek eksik ceza tayini karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
III- Suça sürüklenen çocuk … hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak;
1- Olay günü suça sürüklenen çocuk … ve temyiz dışı suça sürüklenen çocuk …’in mağdura ait işyerinin kapı camını kırmak suretiyle içeri girdikleri ve suça sürüklenen çocuk …’ın ise gözcülük yaptığı, ihbar üzerine polis memurlarının olay yerine gelmesi üzerine , temyiz dışı suça sürüklenen çocuk …’ın işyerinin önünde, olay yerinden kaçan Ahmet’in ise yapılan araştırma neticesinde işyerinin yan sokağında bulunan inşaatta saklanmış vaziyette yakalandığı ve üzerinde mağdura ait cep telefonunun bulunduğunun anlaşılması karşısında, eylemin tamamlandığı gözetilmeden teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilerek eksik ceza tayini,
2- Suç tarihi itibariyle 12-15 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuk … hakkında, 5237 sayılı TCK.nun 31/2 maddesi uyarınca, üzerine atılı hırsızlık suçu bakımından, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği hususunda uzman hekim raporu alınması gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- Suça sürüklenen çocuk … hakkında hırsızlık suçundan mahkumiyet hükmü kurulurken, Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20/1-7. maddesi ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun 35. maddesi uyarınca; fiil işlendiği sırada 12-15 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocukların işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılmasının gerekli olduğu, mahkemece sosyal inceleme raporuna gerek görülmediği taktirde ise gerekçesinin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1 maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 326/son maddesi uyarınca yeni hüküm kurulurken bozma öncesi hükmolunan yaptırımın (cezanın) ve sonuçlarının ağırlaştırılamayacağı kuralının gözetilmesine, 27.06.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.