YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13574
KARAR NO : 2023/2342
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
KARAR : Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı dahili davalı … … vekili, dahili davalı …, …, …, … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, … ilçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 378, 379, 380, 381, 382, 383, 384 ve 421 parsel sayılı sırasıyla 168.400 m2, 71.400 m2, 54.700 m2, 705.400 m2, 135.100 m2, 445.200 m2, 149.200 m2, 654.000 m2 yüz ölçümündeki taşınmazlar, genel mahkemede dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak sureti ile tespit edilmişlerdir.
2. Davacılar …, Sefer Çatık, … vekili, … Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; davalılar adına olan 5 parça taşınmazın, davalıların borcundan dolayı satışa çıkarılması üzerine 1338 tarihinde satın alındığını ve o tarihten bu yana zilyet edildiğini, davalıların da aynı yere ait tapu kayıtlarının bulunduğunu belirterek, davalılara ait kayıtların iptaline karar verilmesini talep etmiş ve yargılama sırasında dava konusu taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmesi nedeniyle görevsizlik kararı verilerek dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
3. Asli müdahiller … mirasçıları, … … mirasçıları, … … mirasçıları ve … mirasçıları vekili müdahale dilekçesinde; dava konusu taşınmazların icra yolu ile satın alındığını ve satın alanların kendi aralarında yaptıkları rızai taksim sonucunda tutanakta belirlenen hisseler oranında tasarruf ettiklerini belirterek, davaya katılma talebinde bulunmuşlardır.
II. CEVAP
Davalılar Polat Bıyık, … Baytak, Şeyho Baysal, … ve … vekili cevap dilekçesinde; vekil edenleri olan davalılara ait tapu kayıtlarının Temmuz 1337 tarih ve 57 – 63 numaralı tapu kayıtları olduğunu, ilk tesisinin Şubat 288 tarihli olup, muris Süleyman Ağa Bini Mahmut adına kayıtlı olduğunu ve davacıların tapu kayıtlarına göre daha eski tarihli olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. … Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.06.1964 tarih ve 1961/16 Esas, 1964/33 Karar sayılı kararıyla, … ilçesi … … Mevkiinde kain tapunun 1337 tarihli 4 cilt 4 sayfasında 57, 58, 59, 61 ve 63 numaralarında Mahmet Bini Süleyman adına olan 5 kıta gayrimenkulun tapularının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 638 ve 639 maddeleri gereğince iptaline karar verilmiştir.
2. Bu kararın, davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 22.03.1965 tarih ve 1964/7407 Esas, 1964/1603 Karar sayılı ilamıyla; “tarafların dayandıkları tapu kayıtlarının tedavüllerinin eksik olduğu, yapılan keşif ve keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarının yetersiz olduğu açıklanarak, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesinin isabetsizliğine” değinilerek, bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 17.07.1968 tarih ve 1965/25 Esas, 1968/58 Karar sayılı kararı ile, davacıların davasının kabulü ile … Kazası … … Mevkiinde kain tapunun 1337 tarih sıra no; 57, 58, 59, 61 ve 63 teki tapularda Mahmut bini Süleyman adına olan 5 adet tapunun Medeni Kanun’un 638 ve 639 uncu maddeleri uyarınca iptaline karar verilmiştir.
4. Bu karar, davalılar tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 28.10.1970 tarih ve 1970/7043 Esas, 1970/6505 Karar sayılı ilamıyla; “sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmek suretiyle, davacıların payları oranında tapu kayıtlarının iptaline karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuş ve davalıların karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 12.03.1971 tarihli ilamı ile reddedilmiştir.
5. Bozma ilamı sonrasında, İlk Derece Mahkemesince dosya hakkında bir işlem yapılmamış, Yargıtay ilamı tebliğe çıkartılmamış ve dosya yeni esas numarası almamış, bilahare kadastro çalışmaları başladığında dosyaya yeni bir esas numarası verilmeden, müteferrik kararla (… Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.05.1991 tarih ve 1965/25 Esas, 1991/9 Karar sayılı kararıyla), kadastro çalışmalarının başlaması nedeniyle görevli mahkemenin Kadastro Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek, dosyanın görevli kadastro mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
6. Dava dosyasının görevsizlik kararı uyarınca gönderildiği … Kadastro Mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde, 01.10.1993 tarih ve 1991/2 Esas, 1993/3 Karar sayılı kararla, davanın kısmen kabulü ile 378, 379, 380, 381, 382 ve 383 parsel sayılı taşınmazların davacılar adına, 421 parsel sayılı taşınmazın 1/2 oranında davacılar ve davalılar adına tesciline karar verilmiş; bu hüküm, müdahiller ve davalılar … ve müştereklerinin temyizi üzerine Yargıtayca “davacı tarafın tapu kaydına değer verilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik olmadığı, ancak, dava, genel mahkemeden kadastro mahkemesine aktarıldığına, dava Kadastro Mahkemesine aktarıldıktan sonra davacı tarafın dayandığı tapu kayıt malikleri davaya kayden ve tapu dışı satın almaya dayanarak katıldıklarına göre, katılanların iddialarının araştırılması, incelenmesi, delillerin toplanması ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 30 uncu maddesi hükmünce gerçek hak sahibinin araştırılarak hüküm kurulması” gereğine değinilerek bozulmuştur.
7. … Kadastro Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yeniden yapılan yargılama sonucunda, 18.06.2002 tarih ve 2001/2 Esas, 2002/2 Karar sayılı kararla, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. … Kadastro Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, bir kısım davacılar ve bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 24.12.2002 tarih ve 2002/4810 Esas, 2022/5763 Karar sayılı ilamıyla; “bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, bozma ilamına uyulmakla gereklerinin tam olarak yerine getirilmesinin zorunlu olduğu, davacıların dayandığı tapu kayıtlarının yerine uygulanması istendiği halde bu hususun tam olarak yerine getirilmediği, ayrıca tutanakların malik hanelerinin boş olduğu ve aktarılan dava bulunduğu belirtilerek miktar fazlalarının 3402 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi gözününde tutularak malikinin belirlenmesi gereğine de değinildiği halde bu hususun da yerine getirilmediği, eksik soruşturma ile hüküm kurulamayacağı açıklanarak, 18.04.1995 tarihli bozma ilamının gereklerinin tam olarak yerine getirilmesi, davacı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının sınırları birer birer okunmak suretiyle arazide yerel bilirkişiler tarafından gösterilmesi, haritada ölçü memuru tarafından işaretlenmesi, tapu kayıtlarının sabit sınırlı olup olmadığının açığa kavuşturulması, özellikle bazı tapu kayıtlarında ve Şubat 337 …, 75 sayılı tapu kaydında yazılı demir girmek sınırının değişebilir nitelikte olduğu göz önünde tutulması, uygulandığı 378 ve 381 parsel sayılı taşınmazlarda tapu kaydı miktarı kadar bölüm ayrılması, zilyetlikle kazanılabilecek yer bulunduğu takdirde bu da eklenmesi, miktar fazlasının hazine adına tescil edilmesi, özellikle tapu kayıtları uygulanırken dosyada mevcut bulunmayan komşu parsel kayıtları da getirtilmek suretiyle denetim yapılması, tapu kayıtlarını gerçekten taşınmazları veya bir bölümünü kapsayıp kapsamadığı açıklığa kavuşturulması, değişebilir nitelikteki tapu kayıtlarının miktarına değer verileceği ve buna ek olarak 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesinde yazılı kısıtlamalar nazara alınarak ve zilyetlikle kazanılacak miktar gözününde tutularak tapu kayıt miktarına eklenmesi ve zilyetleri adına tescil edilmesi, miktar fazlasının da Hazine taraf olmadığı halde 3402 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi gereğince Hazine adına tesciline karar verilmesi” gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma sonrası yapılan yargılama sırasında … Kadastro Mahkemesinin kapatılması nedeniyle dava dosyası … Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece (… Kadastro) Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tarafların dava konusu 421 parsel haricindeki diğer parseller açısından aralarında herhangi bir ihtilaf olmadığı, ihtilaf olmadığından tapu kayıtlarının sabit sınırlı olup olmadığı hususu araştırılmadığı, taraflar arasında ihtilaflı olmayan parseller yönünden dava açılış tarihi ve açılan davanın kadastro mahkemesine devredilip gerekli ilanların yapıldığı tarihler dikkate alındığında Hazinenin dava konusu taşınmazlara yönelik bir hak talebi olmadığı, buna ilişkin bir itirazda da bulunmadığı, eğer Hazinenin bu parsellere ilişkin hak talebi olursa tapu iptal tescil davası açabileceği gerekçeleri ile davacıların davasının kısmen kabulü ile davalıların murisleri adına … ilçesi, … Köyü, Temmuz 1337 tarihli ve sıra no: 57, 58, 59, 61, 63 nolu tapu kayıtlarının 3402 sayılı Kanun’un 13 ve 14 üncü maddeleri uyarınca iptali ile dava konusu … ilçesi, … Köyü, 378 nolu parselin toplam 168.400 hisse kabul edilerek; 58.000 hissesi … oğlu …, 36.000 hissesi … oğlu …, 20.000 hissesi … oğlu …, 20.000 hissesi … oğlu …, 14.000 hissesi … oğlu … …, 20.400 hissesi … oğlu … … adlarına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu … ilçesi, … Köyü, 379 nolu parselin toplam 71.400 hisse kabul edilerek; 20.000 hissesi … oğlu … …, 31.000 hissesi … oğlu … …, 10.700 hissesi … oğlu …, 10.700 hissesi … oğlu … adlarına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu … ilçesi, … Köyü, 380 nolu parselin toplam 54.700 hisse kabul edilerek; 18.234 hissesi … oğlu … (…), 18.233 hissesi … oğlu … …, 18.233 hissesi İsa oğlu …, adlarına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu … ilçesi, … Köyü, 381 nolu parselin toplam 705.400 hisse kabul edilerek; 110.000 hissesi … oğlu …, 160.000 hissesi … oğlu … …, 21.500 hissesi … oğlu …, 21.500 hissesi … oğlu …, 42.000 hissesi … oğlu … (…), adlarına tapuya kayıt ve tesciline,dava konusu … ilçesi … Köyü 382 nolu parselin toplam 135.100 hisse kabul edilerek; 21.100 hissesi … oğlu … …, 37.000 hissesi … oğlu … …, 22.000 hissesi İsa oğlu …, 23.000 hissesi … oğlu … (…), 16.000 hissesi … oğlu …, 16.000 hissesi … oğlu …, adlarına tapuya kayıt ve tesciline,dava konusu … ilçesi, … Köyü, 383 nolu parselin toplam 445.200 hisse kabul edilerek; 118.000 hissesi … oğlu … …, 68.000 hissesi … oğlu … …, 103.000 hissesi … oğlu … …, 90.200 hissesi … oğlu …, 33.000 hissesi … oğlu …, 33.000 hissesi … oğlu …, adlarına tapuya kayıt ve tesciline,dava konusu … ilçesi … Köyü 384 nolu parselin toplam 149.200 hisse kabul edilerek; 57.200 hissesi … oğlu … …, 22.000 hissesi … oğlu … …, 70.000 hissesi … oğlu … adlarına tapuya kayıt ve tesciline; dava konusu … ilçesi … Köyü 421 nolu parsel hakkındaki davanın tefriki ile ayrı bir esas sırasına kaydına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı, dahili davalı … … vekili, dahili davalı …, …, …, … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
1. Dahili davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin 421 parsel dışında ihtilaf olmadığı yönündeki gerekçesine katılmanın mümkün olmadığını, vekil edenlerinin murisinin beyan tarihinin 18.03.2003 olup, bu beyan sonrası dosyanın bozma gereklerinin yerine getirilmesi için mahkemesine iade edildiğini, vekil edenlerine ait olan tapu kayıtlarının dava konusu yere uygulanmadığını, eksik inceleme yapıldığını belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
2. Dahili davalılar … ve müşterekleri vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin 421 parsel dışında ihtilaf olmadığı yönündeki gerekçesine katılmanın mümkün olmadığını, vekil edenlerinin murisinin beyan tarihinin 18.03.2003 olup, bu beyan sonrası dosyanın bozma gereklerinin yerine getirilmesi için mahkemesine iade edildiğini, vekil edenlerine ait olan tapu kayıtlarının dava konusu yere uygulanmadığını, eksik inceleme yapıldığını belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun,
3. Değerlendirme
1. İlk Derece Mahkemesince, tarafların dava konusu 421 parsel haricindeki diğer parseller açısından aralarında herhangi bir ihtilaf olmadığı, ihtilaf olmadığından tapu kayıtlarının sabit sınırlı olup olmadığı hususunun araştırılmadığı, taraflar arasında ihtilaflı olmayan parseller yönünden dava açılış tarihi ve açılan davanın kadastro mahkemesine devredilip gerekli ilanların yapıldığı tarihler dikkate alındığında Hazinenin dava konusu taşınmazlara yönelik bir hak talebinin olmadığı, buna ilişkin bir itirazda da bulunmadığı, eğer Hazinenin bu parsellere ilişkin hak talebi olursa tapu iptal tescil davası açabileceği gerekçeleri ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır.
Şöyle ki; öncelikle, genel mahkemede açılan dava devam ederken bölgede kadastro çalışması yapılması neticesinde dava konusu taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği gerekçesiyle dava dosyası Kadastro Mahkemesine devredilmiş olup, davada 3402 sayılı Kanun’un 30/2 nci maddesi şartları mevcut olduğundan Mahkemece, 3402 sayılı Kanun’un 30/2 nci maddesi uyarınca gerçek hak sahibi re’sen belirlenecek ve davada taraf olmayanlar adına dahi tescile karar verilebilecektir. Bu itibarla; Mahkemece, 3402 sayılı Kanun’un 27 nci, 28 inci ve 29 uncu maddeleri gereğince yargılamaya devamla, tesbit tutanağında yazılı hak sahiplerinin 3402 sayılı Kanun’un 30/2 nci maddesi gereğince gösterecekleri delillerle re’sen lüzum görülen diğer deliller de toplanıp dava konusu taşınmazın gerçek hak sahibi ya da sahipleri adına tesbit ve tapuya tesciline karar verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, önceki bozma ilamlarında, davacıların dayandığı tapu kaydının dava konusu yerlere uygulanarak, tapu kaydı miktarı kadar bölüm ayrılması, zilyetlikle kazanılabilecek yer bulunduğu takdirde, 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesinde yazılı kısıtlamalar nazara alınmak suretiyle zilyetlikle kazanılacak miktar gözününde tutularak bu miktarın tapu kayıt miktarına eklenmesi ve zilyetleri adına tescil edilmesi, miktar fazlasının da 3402 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi gereğince Hazine adına tesciline karar verilmesi gereğine değinilmiş olmasına rağmen Mahkemece, eldeki davadan tefrik edilen 421 parsel sayılı taşınmaz haricindeki taşınmazlarda, davanın aktarılan dava olduğu düşünülmeden, tarafların tasarrufunda olmayan bir konuda ihtilafın bulunmadığının düşünülmesi hatalı olduğu gibi, davanın niteliği itibariyle Hazinenin davaya dahil edilmeden karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir.
Öte yandan; bilindiği üzere, bozma ilamına uyulmakla, bozma ilamı lehine olan taraf açısından usuli kazanılmış hak doğacağından, bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılması zorunludur. Ne var ki, İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş, bozma ilamında belirtildiği şekilde mahallinde keşif yapılmamış, davacı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının sınırları ayrı ayrı okunmak suretiyle arazide yerel bilirkişilere göstertilmemiş, tapu kayıtlarının sabit sınırlı olup olmadığı açığa kavuşturulmamış, zilyetlikle kazanılabilecek yer bulunup bulunmadığı ve tapu miktar fazlası taşınmaz mevcut olup olmadığı tespit edilmemiş ve özellikle tapu kayıtları uygulanırken komşu parsel kayıtları getirtilmek suretiyle tapu kayıt uygulaması denetlenmemiş, tapu kayıtlarının taşınmazları tamamen veya kısmen kapsayıp kapsamadığı açıklığa kavuşturulmamış, değişebilir nitelikteki tapu kayıtlarının miktarına değer verileceği ve buna ek olarak 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesinde yazılı kısıtlamalar nazara alınarak ve zilyetlikle kazanılacak miktar gözününde tutularak tapu kayıt miktarına eklenmesi gerektiği ve zilyetleri adına tescil edilmesi gerektiği, miktar fazlasının da Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiği hususları göz önüne alınmamıştır.
2. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda, az yukarıda açıklanan gerekçelerle Hazine’nin davaya dahil edilmesi suretiyle bozma ilamının gerekleri eksiksiz olarak yerine getirilmeli; 18.04.1995 tarihli bozma ilamında belirtildiği üzere, tapu kayıt malikleri ve mirasçıları belirlendikten sonra, davacılardan hangilerinin, tapu kayıt maliklerinin paylarını kayden satın aldıkları ya da tapu dışı yollarla satın aldıkları, satışların geçerli olup olmadıkları her türlü tereddütten uzak ve Yargıtay denetimine açık bir şekilde belirlenmeli; yine, eldeki davadan tefrik edilen 421 parsel sayılı taşınmaza ilişkin dava dosyasındaki deliller de göz önüne alınmak suretiyle, toplanmış ve toplanacak tüm deliller çerçevesinde bir karar verilmelidir.
3. İlk Derece Mahkemesince, tüm bu hususlar düşünülmeden, hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, dava konusu 379 ve 381 parsel sayılı taşınmazlar hakkında hüküm kurulurken, taşınmazlardaki toplam hisse ile dağıtılan / verilen payların eşitliğinin sağlanmamış olması ve böylelikle infazı kabil hüküm kurulmaması da usul ve yasaya uygun düşmediğinden ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 … içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
12.04.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.