Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2013/34724 E. 2013/30612 K. 23.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/34724
KARAR NO : 2013/30612
KARAR TARİHİ : 23.12.2013

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK : …
SUÇ : Hırsızlık, Mala zarar verme, Konut dokunulmazlığını bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I- Mala zarar verme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Mala zarar verme suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanunun 26.maddesiyle, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna eklenen geçici 2. maddesi uyarınca, hüküm tarihine göre temyizi mümkün olmadığından suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteğinin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesine göre yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 317.maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
II- Konut dokunulmazlığını bozma ve hırsızlık suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde ise;
Suça sürüklenen çocuğun, hırsızlık suçunun işlenmesiyle yakınanın uğradığı zararı tamamen gidermediği anlaşılmakla, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CYY.nın 231/6.maddesinin (c) bendinde yazılı “suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi” koşulunun bulunmaması nedeniyle, suça sürüklenen çocuk hakkında, üzerine atılı hırsızlık suçu bakımından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Suça sürüklenen çocuğun, savcılıktaki ifadesinde, yanında bulunan arkadaşlarının hırsızlık konusu eşyalarla araca binip hareket etmelerinden 5 dakika sonra polisin peşlerine düştüğünü belirtmesi, 07.11.2006 tarihli olay ve yakalama tutanağına göre hırsızlık amaçlı kişilerin olduğu yönündeki ihbarın saat:06.00’da anons edilmesi üzerine, saat:06:05’te … Sokakta arama çalışmalarına başlanması, arama çalışmaları devam ettiği sırada yakınanın evinin bulunduğu Karanfil Sokak’tan gelmekte olan suça konu aracın görülmesi, şüphe üzerine durdurulmaya çalışılması, ancak aracın kaçmaya çalışması nedeniyle yaşanan kovalamaca sonucunda, … Sokak üzerinden Şalcıkır

T.C.
YARGITAY
2. Ceza Dairesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Y A R G I T A Y İ L A M I

Caddesi’ne çıkışta aracın kaldırıma çarparak durması, suça sürüklenen çocuğun bu suretle yakalanması, yanında bulunan diğer kişinin ise kaçması, yakınanın 29.12.2006 tarihli duruşmadaki ifadesinde de hırsızlığın gerçekleştiği ev ile aracın kaza yaptığı yer arasındaki mesafenin 500-600 metre olduğunu, aralarında 2 sokağın bulunduğunu belirtmesi, suç tarihinde güneşin 06.38’de doğması nedeniyle TCK’ nın 6/1-e maddesi uyarınca gece vaktinin 05.38’de bittiği gözetildiğinde; suçun gece işlendiğine ilişkin kanıtlar denetime olanak verecek biçimde gösterilmeden, suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan uygulama yapılırken, 5237 sayılı TCK’nın 143.maddenin uygulanması ve konut dokunulmazlığını bozmak suçundan 116/1.maddesi yerine, 116/4. maddesinin uygulanması,
2- Suça sürüklenen çocuğun, yakınana ait eve girerek, evde bulunan birtakım eşyalar ile birlikte yakınanın evinin önündeki park halinde bulunan araca ait anahtarı ve sonrasında, bu anahtar ile kapılarını açıp çalıştırmak suretiyle evin önündeki aracı çalma biçiminde gerçekleşen hırsızlık eyleminde; suçun aynı zamanda işlenmesi karşısında eyleminin tek suç olarak değerlendirilip, 5237 sayılı TCK.nun 142/2-d maddesi kapsamında tek hüküm kurulması gerekirken, ayrıca aynı Kanunun 142/1-b maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle suça sürüklenen çocuk hakkında fazla cezaya hükmolunması,
3- Suça sürüklenen çocuğun, üzerine atılı konut dokunulmazlığını bozma suçunu, kimliği tespit edilemeyen bir başka kişi ile birlikte işlemiş olması nedeniyle, hakkında 5237 sayılı TCK’nın 119/1-c maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
4- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas- 2009/13 Karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararda, mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, konut dokunulmazlığını bozma suçunun maddi zarar doğurmaya elverişli suçlardan olmadığı, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde suça sürüklenen çocuğa atılı konut dokunulmazlığını bozma suçundan doğan herhangi bir maddi zararın bulunmadığı ve adli sicil kaydına göre suç tarihi itibariyle sabıkasız olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında, 5271 sayılı CYY.nın 231.maddesinin 6.fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun belirlenmesi ve Yargıtay denetimine
T.C.
YARGITAY
2. Ceza Dairesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Y A R G I T A Y İ L A M I
elverişli olacak şekilde takdirin gerekçelerinin kararda gösterilmesi gerekirken, “suçun işlenmesiyle mağdurun zararının sanık tarafından tazmin suretiyle tamamen giderilmediği, tazmin şartı gerçekleşmediğinden ve sanığın kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu” biçimindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile suça sürüklenen çocuk hakkında üzerine atılı konut dokunulmazlığını bozma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin açıklanan nedenle kısmen istem gibi BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 326/son maddesi uyarınca yeni hüküm kurulurken bozma öncesi hükmolunan yaptırımın (cezanın) ve sonuçlarının ağırlaştırılamayacağı kuralının gözetilmesine, 23/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.