Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2012/12026 E. 2012/43461 K. 11.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12026
KARAR NO : 2012/43461
KARAR TARİHİ : 11.10.2012

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5271 Sayılı Yasanın 231. maddesinin 8. fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve maddenin 11. fıkrasında, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde, mahkemece hükmün açıklanacağı düzenlenmiş olup, duran zamanaşımının, denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte, denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde ise, Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğünce yapılan meşruhatlı davetiyenin tebliğinden itibaren 10 günlük sürenin sonunda, yeniden işlemeye başlayacağı kabul edilerek yapılan incelemede;
02.05.2007 tarihli karar ile sanığın 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve denetimli serbestlik tedbiri süresi içerisinde “sanığın kendisinin belirleyeceği bir meslek dalında kursa tabi tutulmasına” karar verilmiş olup, Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğünce 10 günlük süre içerisinde şube müdürlüğüne gelmesi hususunda yapılan meşruhatlı davetiyenin sanığa 08.07.2008 tebliğ edildiği, ayrıca 28.02.2009 tarihinde yeni suç da işlendiği ve bu suçtan mahkumiyetinin kesinleştiği, bu durumda Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğünce yapılan çağrıya uymama tarihi olan 18.07.2008 tarihinden itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başlayacağı belirlenerek;
Suç tarihinde 15-18 yaş grubunda olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 493/1, (55/3). maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu için öngörülen cezanın türü ve yukarı sınırına göre, aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddeleri ile 5237 sayılı TCK.nun aynı suça uyan 142/1-b, 143, 31/3, 116/4, 119/1-c, 31/3, 66/1-e, 66/2 ve 67/4. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucu, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında, zamanaşımı bakımından 5237 sayılı Yasa hükümlerinin suça sürüklenen çocuk yararına olması ve aynı Yasanın 66/1-e, 66/2 ve 67/4. maddelerinde öngörülen 7 yıl 12 aylık sürenin, suçun işlendiği 13.12.2002 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddesi gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, 11.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.