YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/12147
KARAR NO : 2006/14697
KARAR TARİHİ : 09.11.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Kavacık Köyü Yatındibi mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, fen bilirkişi raporunda gösterilen (A) 1365 m2 ve (B) 5526 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar hakkındaki davanın kabulü ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 24.12.1992 tarihinde yapılarak dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi de 1955 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Hükme esas alınan uzman orman ve fen bilirkişilerin düzenledikleri raporda çekişmeli taşınmazın yörede kesinleşen orman kadastro çalışmalarında orman sınırları dışında kaldığı, orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanarak taşınmazın tahdit hattına göre konumunu gösteren kroki sunmuşlardır. Ancak, uzman bilirkişilerinin uygulamayı gösteren krokileri yeterli olmadığı gibi, mahkemece çekişmeli taşınmaza komşu olan taşınmazlara ait kadastro tespit tutanak örnekleri ile varsa dayanak kayıtları getirtilerek uygulanıp bu kayıtların çekişmeli taşınmazlar yönünü ne şekilde sınır gösterdiği denetlenmemiş, taşınmaz başında dinlenilmesi gereken davacı tanıkları da duruşmada dinlenilmek sureti ile davanın kabulü yolunda hüküm kurulmuştur.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde kesinleşmiş orman kadastrosu var ise, kural olarak bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümlenir. Ancak, orman kadastrosu 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce yapılmışsa, 3116 Sayılı Yasa sadece devlet ormanlarının kadastrosunun yapılacağını öngördüğünden, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan orman kadastrosunda orman sınırı dışında bırakılan taşınmazların orman olup olmadığını belirlemekte yetersiz kalır. Bu halde, taşınmazın orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan iadeye tabi olacakların koşulları 5658 Sayılı Yasada gösterilmiştir. O halde;
Mahkemece öncelikle yörede 1944 ve 1992 yılarında yapılan orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ilişkin orman tahdit haritası, çalışma tutanakları, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri gösteren orijinal arazi kadastro paftası, komşu parsellere ilişkin kadastro tespit tutanakları ve tapu kayıt örnekleri ile varsa dayanakları olan kayıt ve belgeler dosyaya getirtilmeli, önceki bilirkişiler dışından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla mahallinde yeniden yapılacak keşifte sağlıklı biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır noktalarını gösterecek biçimde taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanarak bilirkişilere tahdit hattı ve arazi kadastro paftası ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmelidir.
Yukarıda belirtilen usule uygun olarak yapılacak inceleme neticesinde çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiğinde mahkemece davanın reddine karar verilmeli, orman sınırları dışında kaldığı belirlendiğinde ise yörede 4785 Sayılı Yasa hükümleri nazara alınarak yapılmış bir orman kadastro çalışması bulunmadığından, en eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafları varsa amenajman planı getirtilip çekişmeli taşınmaz ve geniş çevresine uygulanmak suretiyle taşınmazın ve çevresinin öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli, çekişmeli taşınmazın 4 yönden renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dosyaya konulmalı; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı, tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesi ilgili fıkraları Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 … 31/13; 14.03.1989 … 35/13 E.K., 13.06.1989 … 7/25 E.K. sayılı kararı ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilse dahi salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; orijinal renkli memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine yine kadastro paftasının ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de gösterecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumu çevre parsellerle birlikte ayrı renklerle işaretli bilirkişilerin onayını taşıyan birleşik kroki ve uygulamayı izlemeye ve denetlemeye elverişli rapor alınmalı, çekişmeli taşınmazın 1955 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında çalılık olarak tesbit dışı bırakıldığı ve 6831 Sayılı Yasanın 1/J bendine göre eğimi yüksek olan (% 12 den fazla olan) çalılıkların orman niteliğini taşıdığı göz önüne alınarak münhanili kadastro paftalarından yararlanılarak uzman bilirkişiler ile taşınmazın eğimi eğim ölçer aletle belirlenmeli, bilirkişilerden uygulamayı gösteren rapor ve kroki alınmalıdır.
Açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte, tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, çekişmeli taşınmaz ile etrafındaki taşınmazların toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; halen üzerinde bululan ağaçların yaşları, cinsleri, dağılımları, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, önceki zilyetler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporlarına göre kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de, dava kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tescil davası olup, davalılar yasal hasım durumunda bulunduklarından davalıların yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamaları da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 09/11/2006 günü oybirliği ile karar verildi.