Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/10241 E. 2023/19032 K. 29.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10241
KARAR NO : 2023/19032
KARAR TARİHİ : 29.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret

Sanık … hakkında hakaret suçundan neticeten hükmolunan 1.740,00 TL adlî para cezasına ilişkin mahkûmiyet kararının tür ve miktarı itibarıyla 5320 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmıştır.
Sanık … hakkında hakaret suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile sanık … hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci fıkrası, dördüncü fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca neticeten 1.740,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile sanık … hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrası, dördüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 51 inci uyarınca neticeten 2 ay 27 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar müdafiinin temyiz isteği, ihtilat unsurunun gerçekleşmediğine, tanık beyanlarının çelişkili olduğuna beraat kararı verilmesi gerektiğine vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay tarihinden önce sanıkların evlerinden ziynet eşyalarının çalındığı ve sanıkların katılanın kardeşleri olan M. Ç. ile birlikte olduğunu ve beraber evlerine geldiğini öğrenmeleri üzerine altınlarını çalan şahsın katılan olduğunu düşündükleri ve katılan ile konuşmak için olay günü katılanın gittiği etüt merkezine gittikleri, ancak katılanın etüt merkezinde bulunmadığı, rahatsızlanıp hastaneye kaldırılmış olduğu, bunun üzerine sanıkların etüt merkezinde kalan çantasını aramak istedikleri, ancak katılanın arkadaşları olan tanıkların buna izin vermedikleri, bunun üzerine sanıkların katılanı kast ederek altınlarını çaldığını söyledikleri böylece üzerine atılı suçu işlediği Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden,
Hükmün tür ve miktarı itibarıyla 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulundukları anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B.Sanık … hakkında hakaret suçundan kurulan hüküm yönünden,
Sanık müdafiinin bozma sebebi dışındaki temyiz istemleri ile vesair nedenler yerinde görülmemiştir.
1. 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca gıyapta hakaret suçunun en az üç kişi ile ihtilat edilerek işlenmesi, ayrıca failin sözleri en az üç kişinin duyabileceği bir ortamda ve şekilde söylemesi yeterli olmayıp, muhatapların bizzat anlamaları ve vakıf olmaları gerektiği hususları dikkate alındığında, tanıklar … ile … tarafından sanığın, katılana hakaret ettiği kabul edilmiş ise de, olay yerinde bulunan diğer tanıklar … ve …’nin suça konu sözleri duymadıklarını ifade etmelerine karşın, gıyapta hakaret suçunun ihtilat öğesinin ne suretle oluştuğu kanıtlarıyla birlikte açıklanıp tartışılmadan, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle hakaret suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen aleniyetin oluşabilmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesinin gerekmesi ve somut olayda; hakaret eyleminin etüt merkezi okuma salonunda gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında hakaret suçunun “aleniyet” ögesinin ne şekilde oluştuğu açıklanıp tartışılmadan 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması,
3. (2) numaralı bozma sebebine göre hakaret suçunun alenen işlenmediğinin kabulü halinde; 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 saıylı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden karar bu yönleriyle hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
A. Sanık … Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden,
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle, Yerel Mahkeme kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık … Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanunun 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.05.2023 tarihinde karar verildi.