YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/13957
KARAR NO : 2006/16232
KARAR TARİHİ : 23.11.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyü, … mevkiinde bulunan toplam 2 parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Davanın devamı sırasında Hazine, 4721 Sayılı Medeni Yasanın 713/6. maddesi uyarınca çekişmeli taşınmazın Hazine adına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece, dava konusu taşınmazın kadastro dışı bırakılma tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıllık sürenin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazların tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise, 10.03.1985 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; Kadastro Müdürlüğü 26.04.2005 havale tarihli yazı cevabında, çekişmeli taşınmazın bulunduğu, … Köyünde arazi kadastrosunun 10.03.1998 tarihinde kesinleştiğini açıklamıştır. Mahkemece de bu yazı cevabı hükme dayanak yapılarak davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, Dairemizin geri çevirme kararı üzerine Kadastro Müdürlüğünden alınan 13.09.2006 havale tarihli yazı cevabında … Köyünde arazi kadastrosunun 1985 yılında yapıldığı ve 8.2.1985 tarihinde askıya çıkarılarak 10.03.1985 tarihinde kesinleştiği belirtilmiştir. Geri çevirme kararı ile getirtilen çekişmeli taşınmaza komşu olan parsellerin kadastro tespit tutanakları incelendiğinde genel arazi kadastrosunun 08.02.1985 – 09.03.1985 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; arazi kadastrosunun kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre dolmuş olduğundan, mahkemece işin esası hakkında gerekli inceleme, uygulama ve araştırma yapılması gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 23.11.2006 günü oybirliği ile karar verildi.