Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/4304 E. 2023/6512 K. 07.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4304
KARAR NO : 2023/6512
KARAR TARİHİ : 07.06.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/15 E., 2021/253 K.
KARAR : Karar verilmesine yer olmadığı

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda;konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde aşçı, çay ve temizlik işleri olarak 01.08.2008 tarihinden 23.9.2012 tarihine kadar kesintisiz ve sürekli olarak hizmet akdi ile çalıştığını, davalı iş verenlerce müvekkilinin çalışmış olduğu dönemler içerisinde prime esas çalışmasının SGK’ya bildirilmediğini, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını belirterek müvekkilinin davalı işyerinde 01.08.2008-23.09.2012 tarihleri arasında 1475 ve 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi sigortalı işçi olarak fasılasız olarak çalıştığının ve hizmet sürelerinin tespitine karar verilmesini ” talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili; Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezi’nde işlem gören Özer Karaca Gıda San ve Tic Ltd Şti ünvanlı işyerinin 22.02.1999 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamına alındığı ve halen faal olduğu, işyeri dosyasında müfettişlik tarafından tanzim olunmuş herhangi bir denetim raporunun bulunmadığı, sigortalıya ait prim ödeme gün sayısının kurum kayıtlarında görülmediğinin tespit edildiğini, tespit davalarının kamu düzenini ilgilendirdiğini ve davalarda ismi bordroda yer almayan tanık beyanlarının ve işverenin kabulünün geçerliliğinin olmadığını, kurumun resmi kayıtlarının incelenerek salt tanık anlatımlarına dayalı hüküm verilmemesi gerektiğini beyanla açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini” beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.04.2017 tarihli ve 2014/269 Esas, 2017/109 Karar sayılı kararıyla;Davacının davasının kabulü ile ;
19127882536 T.C. Kimlik numaralı davacının ;
01.08.2008-31.12.2008 tarihleri arasında, 150 gün günlük 21,29TL ,
01.01.2009-30.06.2009 tarihleri arasında, 180 gün günlük 22,20TL ,
01.07.2009-31.12.2009 tarihleri arasında, 180 gün günlük 23,10TL ,
01.01.2010-30.06.2010 tarihleri arasında, 180 gün günlük 24,30TL ,
01.07.2010-31.12.2010 tarihleri arasında, 180 gün günlük 25,35TL ,
01.01.2011-30.06.2011 tarihleri arasında, 43 gün günlük 26,55TL ,
01.07.2011-31.12.2011 tarihleri arasında, 180 gün günlük 27,90TL ,
01.01.2012-30.06.2012 tarihleri arasında, 180 gün günlük 29,55TL ,
01.07.2012-23.09.2012 tarihleri arasında, 83 gün günlük 31,35TL ücret ile davalı Özer Karaca Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. nezdinde hizmet akdi ile çalıştığının tespitine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.10.2018 tarihli ve 2017/2016 Esas, 2018/1457 Karar sayılı kararıyla; “davacı tarafından dosyaya sunulan ve üzerlerindeki imzaların davalı şirket yetkilisi …’ya ait olduğu ilk derece mahkemesi tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesi ile tespit olunan izin formları incelendiğinde, 2010-2012 yılları arasında kullanılan izin sürelerini içerdiği görülmektedir. Bir işçinin yıllık izin hakkını elde edebilmesi için işyerinde 1 tam yılını doldurması gerekir. Senelik izin formları davacının davalı işyerinde fiilen çalıştığına dair yazılı delildir. Tanıklardan …’ın hizmet cetveli incelendiğinde; davalı işyerinde 01.11.2006-16.11.2011 tarihleri arasında sigortalı olduğu anlaşılmıştır. Tanık beyanında; davacının 2008 yılı yaz aylarında çalışmaya başladığını, kendisi işten ayrıldığında davacının halen çalışmakta olduğunu açıkça beyan etmiştir. Davacının dosyaya sunduğu yıllık izin belgelerindeki tarihler ve yıllık izin belgelerindeki imzanın davalı işveren yetkilisine ait olduğu dikkate alındığında, davacının 01.08.2008-23.09.2012 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı konusunda kanaat edinilmiştir..

Dava tarihinin 22.08.2014 olması nedeni ile davalı Kurumun feri müdahil konumunda bulunmadığı, ve yine davacının tespitini talep ettiği süre 01.08.2008-23.09.2012 tarihleri arasındaki süre olduğundan davanın açıldığı tarih olan 22.08.2014 itibariyle hak düşürücü süre olan 5 yıllık sürenin dolmadığı anlaşıldığından davalı SGK vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerektiği” gerekçesi ile davalı Kurumun istinaf isteminin esastan reddine karar vermiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin bozma ilamı ile “Yapılacak iş, ihtilaflı döneme ait davalı 1064540 sicil numaralı işyerinin tüm dönem bordrolarını kurumdan istemek, davalı işyeri için ihtilaflı dönemde kayıtlı bordro tanıklarını dinlemek, gerektiğinde Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri/konut sahipleri araştırılıp tespit edilerek davacının dava dışı işyerindeki bildirimlerinin fiili çalışmaya dayalı olup olmadığı, davalı işyerindeki işe başlama ve ayrılma tarihleri ile ara verip vermediğini hiçbir tereddüte mahal bırakmayacak şekilde ortaya koyarak toplanan deliller ışığında varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.” gerekçesi ile ilk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma sonrası dosyamız arasına alınan nüfus kayıt örneği ile davacının 15.11.2019 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığı, mirasçılar adına davayı takip edip etmedikleri yönünde iki hafta içerisinde beyanda bulunmaları hususunda ihtaratlı tebligat çıkarıldığı, tebligatların usulüne uygun tebliğ edildiği ancak davacı mirasçılarının beyanda bulunmadıkları, hizmet tespiti talepli açılan işbu davanın mahiyeti mirasçılar tarafından takip edilmeyen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun 79 uncu, 5510 sayılı Kanun 86 ıncı maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre feri müdahil Kurum vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.6552 sayılı Kanun’un 11.09.2014 günü yürürlüğe giren 64 üncü maddesiyle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7 inci maddesine eklenen 4 üncü fıkrada, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, davanın Kuruma resen ihbar edileceği, ihbar üzerine davaya davalı yanında feri müdahil olarak katılan Kurumun, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabileceği belirtilmiştir.

Yapılan açıklamaların ışığı altında; eldeki davada, hükmün karar başlığında dava tarihi itibariyle kurumun taraf sıfatının, davalı olduğu ve davalı kurum lehine vekalet ücreti hükmedilmemesi hususu usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı Kurum vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulüne,

2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinde yer alan “ Davalı vekili lehine vekalet ücreti takdirine yer olmdığına,” ibaresinin silinerek yerine, ” Davalı Kurum, vekille temsil edildiğinden karar tarihindeki AAÜT ne göre hesaplanan 4.080-TL maktu vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya ödenmesine,” yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, gönderilmesine, 07.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.