Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/1589 E. 2023/4908 K. 05.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1589
KARAR NO : 2023/4908
KARAR TARİHİ : 05.04.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/2575 E- 2020/695 K
HÜKÜM/KARAR : Reddine/Yeniden Hüküm Kurulmasına
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/24 E- 2018/267 K

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili ve vekalet ücreti yönünden de davalı … vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı … vekilinin ise istinaf başvurusunun kabulüne/ hükmün vekalet ücreti yönünden yeniden kurulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı …’ten alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine Konya 10. İcra Müdürlüğünün 2015/11372 ve 2016/29 sayılı dosyalar ile takip yapıldığını, takiplerin kesinleştiğini, davalı borçlunun bilinen adresinde yapılan haciz sırasında tutulan haciz zaptının aciz vesikası hükmünde olduğunu, davalı borçlunun adına kayıtlı Konya İli, Meram İlçesi, Havzan Mah. 2014 ada, 12 parselde kayıtlı D-1 Blok 6.Kat, 14 nolu bağımsız bölümün mal kaçırma gayesi ile davalı …’na devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin petrol şirketi hissedarı olduğunu, davaya konu taşınmaz dışında 2015 yılında yatırım amaçlı 2 adet daha değerli taşınmaz satın aldığını, dava konusu taşımazı gerçek değeri olan 410.000,00 TL’ye aldığını, taşınmaz değerinin kredi borcu dışındaki 252.630,00 TL’lık kısmını kendisine ait Ziraat Bankası Konya Buğday Pazarı şubesindeki banka hesabından …’e talimatla ödediğini, diğer davalıdan satın aldığı ipotekli taşınmazın Akbank Konya Büsan Sanayi Şubesine olan toplamda 157.373,76 TL’si olan 51 adet 3.085,76 TL’lik ilk taksitlerinden ilkini yine açıklamalı olarak aynı şubeye ödediğini, taşınmazı yatırım amaçlı kiraya vermek için aldığını ve kira hususunda emlakçı ile anlaşıp aylık 2.000,00 TL’den Kazım İlker Özkan’a kiraya verdiğini, müvekkili ile … arasında ticari ilişki ve hemşerilik ilişkisi bulunmadığını, borcun doğumundan daha önceki bir tarihte gerçekleşen satış işleminin tasarrufun iptaline konu olamayacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

2. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin bankaya olan kredi borç miktarının belli olduğunu, davanın belirsiz alacak olarak açılamayacağını, eksik harcın tamamlanması gerektiğini, geçerli aciz vesikasının bulunmadığını, iptal davasının açılabilmesi için alacaklının alacağını tamamen veya kısmen borçlunun malvarlığından alamamış olması gerektiğini, borçlunun haczedilebilecek veya haczedilmiş malları var ise bunların bedeli alacaklının alacağını ödemeye yetecekse alacaklının borçlunun üçüncü şahıslarla yaptığı tasarrufları iptal ettirmede hukuki yararı olmadığını, davaya konu taşınmaz satışının gerçek satış olduğunu, mal kaçırma iddiasının ispat edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 31.05.2018 tarihli ve 2016/24 Esas, 2018/267 Karar sayılı kararıyla; davaya konu taşınmazın 06.10.2015 tarihinde 410.000,00 TL’ye satıldığı, mahkemece yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre taşınmazın satış tarihindeki değerinin 410.000,00 TL olarak belirlendiği, yapılan satışın muvazaalı olmadığı, satışın davacı bankayı zarara uğratmak amacıyla yapılmadığı, alıcı ve satıcı arasında işveren-işçi ilişkisi ya da akrabalık ilişkisinin bulunmadığı anlaşılmakla davacının davasının reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve vekalet ücreti yönünden de davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
1- Davacı vekili istinaf dilekçesinde; borçlu …’in, … Petrol firmasıyla Shell petrol markasına Konya bayiliği yaptığını, davalı …’in ise … Petrol firması ile İpragaz Go firmasına yine Konya’da bayilik yaptığını, tarafların petrol istasyonları birbirine sadece 15 dakikalık mesafede olup borçlu Ali’nin, alacaklısı bankaya olan borcunu ödememek, alacağın tahsilini imkansız hale getirmek için taşınmazını arkadaşı Halil İbrahim’e devrettiğini, yerel mahkemenin ise taşınmazın gerçek değeri ile devir bedeli arasında fark olmadığı, taraflar işçi-işveren veyahut da akraba olmadıklarından bahisle davanın reddine karar verdiğini, kararın eksik inceleme ve değerlendirme ürünü olduğunu, her iki tarafın da Konya’da petrol işletmecisi olup, işletmelerinin birbirlerine yakın olduğunu, birbirlerini tanıdıklarını, taşınmazı devralanın, borçlunun içinde bulunduğu kötü durumu bilebilecek kimselerden olduğunu, borçlunun tüm malvarlığını tasfiye edip, petrol istasyonlarını kapatıp kaçtığını, devralan davalının da borçlunun bu ızrar kastını bilebilecek kimselerden olduğunu, devredilen taşınmazın da ipotekli bir taşınmaz olup devir işleminin göstermelik olarak yapıldığını, borçlunun Shell firmasına ve piyasaya yüklü miktarda borçlu halde iken taşınmazı devrettiğini, devredilen taşınmazın ipotekli satıldığını; Yerel Mahkemece, davaya konu taşınmazın değeri ile gösterilen devir bedeli arasında fahiş fark olmadığı, bu sebeple tasarrufun muvazaalı olmadığı yönünde karar vermiş ise de İİK’nın 280/1 inci maddesi gereğince tasarrufun iptale tabi olduğunu, Petrol işletmecisi borçlu Ali’nin cevap dilekçesinde de ikrar ettiği üzere, bayiliğini yaptığı Shell firmasına olan borçlarını ödeyememiş ve piyasaya da yüklü miktarda borçlu olduğu halde, taşınmazını diğer petrol işletmecisi arkadaşına devrettiğini, ayrıca dava konusu taşınmazın, borçlunun kredi borçlarına teminat teşkil etmek üzere, dava dışı bir bankaya ipotekli olup borçlu kredi borcunu ödeyemez duruma düşünce, ödediği bedelleri kurtarabilmek adına, taşınmazını aynı sektörde faaliyet gösteren arkadaşına devrettiğini, davalıların her ikisinin de petrol işletmecisi olup, her ikisinin de Konya’da ikişer petrol istasyonu olduğunu, taşınmazı devralanın borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

2. Davalı … vekili istinaf dilekçesinde; red kararının usul ve yasaya uygun olmasına rağmen davalılar yararına ayrı ayrı ve nispi vekalet ücreti verilmesi gerekirken maktu vekalet ücreti verilmesinin yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “… dava konusu taşınmazın rayiç değeri 410.000,00 TL olarak belirlendiğinden dava konusu tasarrufun İİK’nun 278/III-2 madde gereğince iptalinden söz etmek mümkün olmadığı, davalı borçlu ile 3.kişi Halil İbrahim’in petrol sektöründe çalıştığı, bu konuda faaliyet gösteren şirketlerde ortak oldukları tartışmasız olmakla birlikte davacı tarafından davalıların ve ortak oldukları şirketler arasında ticari ilişkinin varlığı, ortakları arasında akrabalık, yakınlık, arkadaşlık bağı olduğu ispatlanamadığından ve Konya gibi bir büyükşehirde farklı semtlerde faaliyet gösteren davalıların birbirinin ekonomik durumu ve amaçlarını bildiği de kabul edilemeyeceğinden dava konusu tasarrufun İİK’nun 280/1 maddesi gereğince iptali de sözkonusu olamayacağı, taşınmazın ipotekle satılması ipotek borcunun alan kişiye geçirilmesi dışında mal kaçırma kastının varlığı için yeterli olmadığı, bu durumda dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, dava konusu tasarrufun İİK’nun 278, 279 ve 280. maddeler gereğince iptal koşullarının oluşmaması nedeniyle reddinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm istinaf sebeplerinin esastan reddi gerektiği,

Davalılar … vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde; davalı borçlu … ile 3.kişi davalı … arasındaki dava konusu tasarruf yönünden aleyhlerine açılan dava esastan reddedildiğinden ve dava konusu tasarrufun tasarruf tarihindeki değeri takip konusu alacak miktarından daha düşük olduğundan tasarruf değeri üzerinden adı geçen davalılar yararına nispi vekalet ücreti takdiri gerekirken maktu vekalet ücreti takdir edilmesi doğru görülmediğinden adı davalı … Ertetik vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf sebeplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve istinaf sebepleri ile bağlı kalınarak vekalet ücreti yönünden yeniden hüküm kurulmasına
1.Konya 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.05.2018 tarihli, 2016/24 Esas, 2018/267 Karar sayılı ilamı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK.nun 353/1-b-1 bendi uyarınca Esastan Reddine;

2. Davalı … vekilinin istinaf talebinin HMK.nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Konya 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.05.2018 tarihli, 2016/24 Esas, 2018/267 Karar sayılı kararının kaldırılmasına,

Buna göre, yeniden düzelterek esas hakkında hüküm kurmak gerektiğinden;

Davacının davalılar … ve … aleyhine açtığı davanın reddine,

Davalılar … ve … kendisini vekille temsil ettirdiğinden istinaf isteminde bulunan davalı … Ertetik yararına AAÜT gereğince hesaplanan 37.150,00 TL nispi vekalet ücretinin (davalı 3. kişi … istinaf isteminde bulunmadığından 37.150,00 TL vekalet ücretinin 2.180 TL’sinin davalılar … ve …’na ait olmak üzere) davacıdan alınarak adı geçen davalılara verilmesine karar verilmiştir.

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesindeki sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, İİK’nın 277 ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; davacı tarafından davalı borçlu ile diğer davalı arasında mal kaçırma gayesinin İİK 277 ve devamı maddelerine göre ispat edilememiş olmasına ve vekalet ücretinin bölge adliye mahkemesince davalı … lehine düzeltilmesinde hukuka aykırılık bulunmamasına göre davacı vekilinin dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.